1 Kasım 2009 Pazar

İŞÇİ HABERLERİ BÜLTENİ (EKİM 2009)



• Kütahya-Afyonkarahisar kara yolunun 2. kilometresinde bir giyim şirketine ait depoda, sabah saatlerinde görevli Ali Sarıkaya'nın kömürlü kalorifer kazanını yakmak istediği sırada patlama meydana geldi. Kazada depo işçisi Sarıkaya hayatını yitirdi.
• Bandista müzik grubu, Kent AŞ işçilerinin direniş eylemini 30 Ekim günü ziyaret ederek şarkılarıyla işçilere omuz verdi.
• İstanbul Davutpaşa'da yaşanan patlama sonucu hayatını kaybeden ve yaralananların aileleri, Taksim Tramvay Durağı'nda 18. hafta buluşmalarını gerçekleştirdiler. Basın açıklaması yapılan eylemde biraraya gelen aileler, “Davutpaşa'yı unutmadık unutturmayacağız" pankartı ve "Sorumlular yargılansın, adalet istiyoruz” dövizlerini taşıdılar. Basın açıklamasında, "Bir daha Davutpaşalar olmasın derken, Sakarya’daki maytap imalathanesindeki ölümler de, Tuzla’daki iş cinayetleri de, selden ölümler de, kapalı kasa minibüse bindirilen işçiler de, işvereni tarafından su dolu bodruma eşya çıkartmak için gönderildiği için hayatını kaybeden işçi kardeşimiz de ölmesin diye söylüyoruz" vurgusu yapıldı.
• KESK İstanbul Şubeler Platformu'nun çağrısıyla Mecidiyeköy Metro önünde bir araya gelen kamu emekçileri, “KESK” pankartı altında bir basın açıklaması eylemi yaparak tutuklu KESK üyelerinin serbest bırakılmasını talep etti.
• Kent A.Ş. işçilerinin Ankara'da direnişlerini sürdürdükleri Abdi İpekçi Parkı, hafta sonu miting için MHP'ye tahsis edildi.
• DİSK üyeleri, Lastik-İş Sendikası Onursal Genel Başkanı Rıza Kuas için anma gerçekleştirdi.
• Batman’da Beşiri Belediyesi’nde işten çıkarılan ve mahkemenin işe iade kararına rağmen işlerine geri alınmayan DİSK Genel-İş Sendikası üyesi belediye işçilerinin çadır kurarak belediye önünde başlattıkları direnişleri sürüyor. Direnişe işçilerin aileleri de destek veriyor. Genel-İş Sendikası Batman Şubesi'nde örgütlü 32 işçi, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinin ardından AKP'li Beşiri Belediyesi tarafından kendi iradeleri dışında 6 ay ücretsiz izne ayrılarak iş akitleri tek taraflı olarak feshedilmişti. Yerel mahkemenin işçiler lehine verdiği karara rağmen sendika düşmanlığını sürdüren Beşiri Belediye Başkanı Sait Karabulut, 32 işçinin işten çıkartılmadıkları, ücretsiz izne ayrıldıkları yalanına başvurdu.
• Sancaktepe ve Sultanbeyli emekçileri ev yıkımlarına karşı protesto eylemi yaptı.
• Gebze Dilovası'nda kurulu bulunan Çolakoğlu Metalurji'de 29 Ekim günü bakım ve onarım görevlisi olarak çalışan Engin Gündüz isimli teknik servis elemanı çelikhane bölümünde meydana gelen iş kazasında can verdi. Çolakoğlu'nda çalışan işçiler, bu kaza yaşanırken üretimin bir an bile durmadığını ve işyerinde örgütlü olan Türk Metal Sendikası'nın yaşanan iş cinayetine tepki dahi vermediğini belirtiyorlar.
• Sakarya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti devletinin, sosyal devletin gereğini yerine getirmediğine hükmetti. Kız kardeşinin sağlık karnesiyle doğum yapan kadın mahkeme tarafından haklı bulundu.
• Yargıtay, boşanan erkeğin ev işlerinden mahrum kalacağı gerekçesiyle kadından tazminat alabileceğini kararlaştırdı. Ev işlerini kadının sorumluluğu olarak gören anlayış böylece yargı tarafından tescillendi.
• Nevşehir'de kent merkezinde bulunan Yeni Sanayi Sitesi’nde, bir akaryakıt istasyonunda MEDAŞ Nevşehir Müessese Müdürlüğü tarafından bir süreden beri sürdürülen elektrik enerji hatlarının yeraltından geçirilmesi çalışmalarını yürüten ekipte yer alan işçi Ali Sarıbıyık (26), Davut Demirci (23) ve İlan Ateş (25), çıktıkları direkte akıma kapılarak yaşamını yitirdi.
• Ordu Yağ Sanayi'nin satışı için 7 Kasım'da yapılacak olan Fiskobirlik Olağanüstü Genel Kurulu'nda delegelerden yetki isteyeceklerini bildiren Fiskobirlik genel müdürü, "Gelinen noktada Ordu Yağ Sanayi'nin bir talibi var. Dolayısıyla bunu satabileceğimizi düşündüğümüz için 7 Kasım'da genel kuruldan yetki isteyeceğiz" dedi.
• DİSK Lastik-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Pirelli Lastik fabrikasından iki işçi daha işten atıldı. Pirelli patronu işten atmalara gerekçe olarak randıman düşüklüğünü ve devamsızlığı gösterdi. Atılan işçilerden birinin Lastik-İş Sendikası’nın Muhalif Yönetim Kurulu Üyesi Recep Ortaç’ın kardeşi Serkan Ortaç, diğerinin ise seçimlerde muhalif listeden delege adayı olan Recai Türkkan olması gözlerin yeniden Lastik İş yönetimine çevrilmesine neden oldu. Pirelli’de bir süre önce çeşitli gerekçeler gösterilerek yine muhalif işçiler kapı önüne konmuş, işçiler açtıkları dava sonucunda delege olma hakkını kazanmıştı.Ancak delege seçimlerinde pek çok usulsüzlük yaşanmış ve seçim yeniden mahkemeye taşınmıştı. Dava süreci devam ederken yeni işten atmaların olması “Şube kongresi öncesi işçilere gözdağı verilmeye çalışılıyor” yorumlarına neden oldu.
• Türk-İş, ekimde 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 757, yoksulluk sınırını 2 bin 465 TL olarak hesapladı.
• Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği, 27 Ekim Salı günü saat 19:30'da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi önünde gerçekleştirdiği basın açıklaması ile Çağrı Merkezi Fuarı’nda verilen “En iyi Çağrı Merkezi” ödülünü protesto etti.
• 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısına göre, memurların saat başı fazla çalışma ücreti, yeni yılda yüzde 4,5 oranında artış görecek. Halen 1 lira 10 kuruş olan fazla mesai ücreti, 1 Ocak 2010'dan itibaren 1 lira 15 kuruş olarak ödenecek.
• SES Aksaray Şubesi, Çapa Tıp Fakültesi önünde 27 Ekim'de gerçekleştirdiği basın açıklaması ile döner sermayenin adil dağıtılmasını, maaşa eklenmesini ve emekli maaşlarına yansıtılmasını istedi ve rektörlüğü sözünü tutması için uyardı.
• Ege Üniversitesi Genç-Sen’in barınma sorununa yönelik olarak başlattığı imza kampanyası bugün gerçekleştirilen yürüyüş ve ardından yapılan basın açıklamasıyla son buldu.
• Disk’e bağlı Dev Sağlık-İş Sendikası, 24 Ekim günü Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan taşeron sağlık işçisi Mustafa Güneş’in domuz gribinden yaşamını yitirmesine ilişkin 27 Ekim Salı günü İstanbul Sağlık Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması gerçekleştirerek, “Sağlıkta taşeron olmaz” dedi.
• 26 Ekim Pazartesi günü ücret alacakları için iş durduran Cesur Çuval işçileri patronun işten atma saldırısı ile karşı karşıya kaldı. Sabah vardiyasında üç bölümün iş bırakması üzerine patron öncü işçileri hedef alarak iş akitlerini sonlandırdı.
• Kütahya’nın Emet ve Hisarcık ilçelerindeki bor işletmelerinde taşerona bağlı çalışan 160 işçi, devletin işçi kadrosuna geçme olasılıklarının doğması üzerine mevlit okuttu, işe gitmek üzere otobüslere binerken topluca dua etmeye başladı. Hisarcık Çarşı Camisi’ne otobüslerle gelen işçiler, cami önünde “Allah’ım senden başka sığınacak kimsemiz yok. Bu süreçte bizim işimizin olmasını hayırlıysa nasip et” diyerek dua etti.
• Ankara’da polisin yönlendirmesi ile Kent AŞ işçilerine yapılan faşist saldırıyı protesto etmek için 26 Ekim Pazartesi akşamı kitlesel dayanışma eylemi gerçekleştirildi. Eylemde saldırıyla ilgil DİSK Genel-İş’in çağrısıyla bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya çok sayıda sendika, parti ve demokratik kitle örgütü destek verdi. Şovenist anlayışların, emek ve hak mücadelesine saldıracak kadar gözlerinin kararmış olduğunun vurgulandığı açıklamada, medyada olayın Kent A.Ş. işçilerinin direnişine yer vermeksizin haber yapılması protesto edildi. Kent A.Ş. işçilerinin sadece işlerine dönmek için değil, AKP’nin işçi düşmanı politikalarına da karşı mücadele etmekte oldukları vurgulandı.
• Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği emekten yana tüm güçleri 27 Ekim Salı günü saat 19:30'da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi önünde çağrı merkezi fuarını protesto etmek için gerçekleştireceği basın açıklamasına çağırdı.
• Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) Şanlıurfa temsilciliği bir basın açıklaması yaparak AKP hükümetinin hazırladığı bütçe tasarısına tepki gösterdi.
• Irak’ın işgal sonrası idam edilen eski devlet başkanı Saddam Hüseyin’in, 1999’daki Marmara Depremi sonrası gönderdiği hibe ham petrolün satışından elde edilen 10 milyon doların bağışlanmasıyla yapılan Arızlı Irak Kızılayı Konutları’nda oturan, mülkiyet ve barınma hakkı için aylardır direniş gösteren 150 aileye polis bir kez daha saldırdı. Üç depremzede gözaltına alındı. Depremzedelerin direniş yerindeki çadırı polis tarafından yıkıldı. Olaylar sonrası toplanan mahalle meclisi, gözaltına alınanların serbest bırakılması için yaklaşık 2 kilometre mesafedeki polis merkezine yürüdü. Depremzedelere ve yürüyüşe çeşitli sol gruplar ve sendikalar da destek verdi. Olaylardan Vali Gökhan Sözer’i sorumlu tutan depremzedeler, akşam saatlerinde valilik binası önüne giderek sabaha kadar oturma eylemi yapma kararı aldı.
• Ankara’da Petrol-İş şube salonunda, stajyer ve genç avukatların mesleki problemleri ile çözüm önerilerinin tartışıldığı “Savunmaya Kendi Haklarımızdan Başlayalım” başlıklı bir forum düzenlendi. Forumda Ankara’daki stajyer ve genç avukatlar da Ankara’daki çalışmalarını bundan sonra “Stajyer ve Genç Avukatlar Platformu” adıyla sürdürme ve İstabul ve İzmir başta olmak üzere diğer şehirlerdeki meslektaşlarıyla koordinasyon içinde hareket etme kararı aldı. 1 Kasım Pazar günü Ankara’da stajyer avukatların taleplerinin TBMM’ye sunulması amacıyla gerçekleşecek olan eyleme katılım konusunda ortak çalışmalar yapılması da karara bağlandı.
• KESK'e bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Ankara'daki Sanatoryum Hastanesi'nde çalışan 29 yaşındaki taşeron sağlık işçisi Mustafa Güneş'in domuz gribi nedeniyle ölmesinden Sağlık Bakanlığı'nı sorumlu tuttu. Sendika tarafından yapılan açıklamada, yazılı açıklamada, ölen vatandaşın domuz gribi olduğu 23 Ekim 2009'da Hıfzısıhha Enstitüsü ve Sağlık Bakanlığı tarafından bilinirken, bu durumun hastane yönetimiyle ve dolayısıyla hastane çalışanlarıyla paylaşılmadığı, hastanın gerekli tecrit ve korunma önlemleri alınmadan başka yaşlı kronik hastalarla ve sağlık çalışanlarıyla temasına izin verildiği, yakın temasta bulunan sağlık çalışanlarına verilmes gereken Sağlık Bakanlığı tarafından koruyucu önlem için gönderilen 'Tamiflu' adlı ilacın son kullanma tarihinin de Temmuz 2009 olduğu belirtildi.
• Alperen Ocakları üyeleri, İzmir’den Ankara’ya yürüyerek Sıhhiye'de eylemlerini sürdüren Kent AŞ işçilerine saldırdı. Saldırıya polisin de göz yumduğu ve bazı polislerin işçileri tartakladığı gözlendi.
• Kıbrıs Magosa Limanı Tersanesi’nde çalışan 35 yaşındaki Mustafa Zorlu isimli işçi elektrik çarpması sonucu yaşamını yitirdi.
• Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen), 23 Ekim Cuma günü Taksim Tranvay Durağı’ndan Galatasaray Lisesi’ne gerçekleştirdiği yürüyüş ile barınma hakkını istedi. 7 Kasım’da barınma hakkı için YÖK’e karşı Ankara’ya gerçekleştirecekleri yürüyüşe çağrı yaptı.
• KESK, 23 Ekim günü İzmir İşkur binası önünde 25 Kasım uyarı grevine çağrı yaptı.
• Hava-İş Sendikası'nda örgütlenme çalışması yürütürken Sabiha Gökçen Havalimanı’nda işten atılan ISG işçileri, Esenyurt Belediyesi’nde sendikal örgütlenmeden dolayı işten atılan Esenyurt Belediyesi işçileri, Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan Sinter Metal işçileri, OSB-İMES’te işten atmaya kaşı direnişini sürdüren Entes işçisi Gülistan Kobatan ve pazar yerleri ellerinden alınan mağdur Esenyurt pazarcıları, Taksim’de gerçekleştirdikleri eylemle sendikal örgütlenmeye yönelik baskıları ve işten atmaları protesto etti.
• Özelleştirme İdaresi Başkanlığı özelleştirme kapsamına dahil ettiği hidroelektrik santrallerinin, "işletme hakkının verilmesi" yöntemiyle özelleştirileceğini duyurdu. Elektrik Üretim A.Ş'ye ait toplam 56 santralin özelleştirme işlemleri, 31 Aralık 2010 tarihine kadar tamamlanacak.
• Bursa Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu, işsizlik nedeniyle intihar eden öğretmen İsmail Kızılok ve tüm öğretmenler için toplanarak basın açıklaması yaptı.
• İzmit’in Alikahya beldesindeki Hyundai otomobil fabrikasında, ücret artışı talebiyle iki gündür eylem yapan çalışanlar yüzde 10 ücret artışını kabul ettirdi.
• Türk Metal Sendikası Kocaeli Şubesi, UZER Makine’den çıkartılan işçilere destek için, eylem süresince ve işe iade davası kazanılana kadar 500'er TL ödeme yapacak.
• Türkiye Ekonomi Bankası’yla (TEB) birleşme kararı alan Fortis Bank’ta, çalışanlar üzerindeki baskılar giderek artıyor. Banka yönetimi banka çalışanlarıyla henüz doğrudan bir karşı karşıya gelişi göze alamazken, dolaylı yollardan tehdit ve işten çıkarma süreci devam ediyor.
• İzmit’in Alikahya beldesindeki Hyundai otomobil fabrikasında, sendikal örgütlenmesi olmayan işçiler iki yıldır ücretlere zam yapılmamasını protesto için uyarı eylemi yaptı.
• Kullar Beldesi Vezirçiftliği mevkiinde faaliyet gösterirken bir buçuk yıl önce 100 işçisine çıkış veren Ünsa Makine’nin hak aramak için dava açan çalışanları, muhatap bulamıyor. Ünsa Makine işvereni işten attığı işçilerin bütün haklarını gaspederek ortadan kayboldu.
• Kocaeli Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan İzmit Atkı ve Artıkları Arıtma, Yakma ve Değerlendirme A.Ş’de (İZAYDAŞ), taşeron işçileri hak aramak için fabrika girişini çöp kamyonlarıyla kapatarak eylem yaptı.
• İzmit Belediyesi’nin taşeronu olan Kent Katı Atık Temizlik firmasına bünyesinde çalışan temizlik işçileri ve şoförler paralarını alamadıkları için dün kontak kapattı. İşçiler sorunları çözülmediği müddetçe İzmit’in çöpünü temizlemeyeceklerini söyledi.
• Lastik-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Türk Pirelli Fabrikası’nda kriz gerekçesiyle işten çıkarılan 29 işçi için işe iade kararı çıktı. İşçilerin sendikal tazminat talebi ise reddedildi.
• Liman-İş Sendikası Migros işyeri önünde yapılan bir sendikal eylemde, sendikaya ve genel başkanına yönelik iddialara yazılı bir açıklama ile yanıt verdi. Açıklamadasendika ve Akpunar’a yönelik ifadeler “yanlış, dayanaksız ve haksız iddia ve ithamlar” olarak değerlendirilirken, “İşçilerin Nakliyat-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atıldıkları bir ortamda, bu işyerlerinden herhangi bir üyelik başvurusu almamış olan sendikamızın hedef gösterilmesi maksatlı bir tutumun olduğunu gözler önüne sermektedir” ifadelerine yer verildi.
• Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Köşker’in Adem Yavuz ve Cumhuriyet Mahallelerinde “kentsel dönüşüm”ü uygulamakta kararlı olduklarını iletmesi üzerine Gebze Adem Yavuz ve Cumhuriyet Mahallesi Yaşatma Derneği önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
• Alevi Bektaşi Federasyonu (ABG) Genel Sekreteri Kazım Genç ve Pir Sultan Abdal Küldür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş dün bir heyetle birlikte KESK Genel Merkezi'ni ziyaret etti. Görüşmede KESK Genel Başkanı Sami Evren de geçen yıl 9 Kasım'da yapılan mitingin Aleviler açısından tarihsel bir dönüm noktası olduğunu belirtti. KESK'in 8 Kasım'da Aleviler'in yanında olacağını, sorunların çözülmesi için birlikte hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
• Sincan İşçi Derneği sermayenin saldırılarına karşı başlattığı kampanya ile işçi sınıfı ve emekçileri “İnsanca yaşamaya yeten vergiden muaf asgari ücret” talebi ile mücadele alanlarına çağıracak.Sefalet ücretlerine boyun eğmemeye çağıran faaliyetin bir ayağını da Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı tarihte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na verilmek üzere gerçekleştirilecek imza kampanyası oluşturacak.
• DİSK hükümet tarafından önerilen yeni sendikalar yasası taslağına tepki gösterdi. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, sosyal taraflardan biri olarak yasa tasarısı hakkında söz sahibi olmaları gerektiğini dile getirdi. DİSK'in referansının "İLO normları ve sözleşmeleri" olduğunu söyledi.
• DİSK’e bağlı Tüm Emekliler Sendikası (Emekli-Sen) Kocaeli Şubesi üyeleri, insanca bir yaşam için 2010 bütçesinden daha fazla pay ayrılmasını istedi. Emekli-Sen Şube Başkanı Osman Nuri Şenol, postane önünde yaptığı açıklamada, TBMM’de görüşmeleri başlayacak olan merkezi bütçeden emeklilere daha fazla pay ayrılması gerektiğine işaret ederek, ‘’Aylıklarımızın, altı ayda bir sadece TÜFE artışı kadar artırılması uygulamasına son verilmesini istiyoruz’’ dedi.
• Haber-Sen Adana Şube Başkanı Kahraman Oğuz’un Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesine sürülmesi 21 Ekim günü KESK Adana Şubeler Platformu tarafından gerçekleştirilen bir eylemle protesto edildi.
• Belediye-İş Sendikası İstanbul 2 ve 5 No’lu Şube’ye üyesiyken işten atılan BİMTAŞ AŞ ve Esenyurt Belediyesi işçileri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde gerçekleştirdikleri eylemle Büyükşehir Belediyesi yöneticilerini protesto etti.
• EPSU Genel Sekreter Yardımcısı Jan Willem Goudriaan ve Eğitim Uzmanı Steve Thomas, Ankara'da Abdi İpekçi Parkı'nda eylemlerini sürdüren Kent AŞ işçilerini ziyaret ederek sohbet ettiler. EPSU temsilcileri Kent AŞ direnişini Avrupa'ya duyurmak için ellerinden geleni yapacaklarını ifade ettiler. Fransa'da 1996 yılında kendilerinin de benzer direniş gerçekleştirdiklerini söylediler. EPSU temsilcileri işçilerin patronu konumundaki Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak'a mektup göndererek işçilerin taleplerinin karşılanmasını istediler.
• SES Şişli Şubesi üyesi sağlık çalışanları, Sağlıkta Dönüşüm Programına karşı bir günlük iş bıraktı. SES üyesi sağlık çalışanları, Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimlik binası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
• Çorum'un İskilip ilçesinde bulunan maden ocağında bir işçi metan gazından zehirlenerek yaşamını yitirdi.
• İşçilerin fabrika binasındaki boş zamanlarında kullandıkları bilinen dinlenme mekanlarını 14 Ekim’de kapatan Bosch yönetimi, “kendi yönetmeliklerine uygun” bir yerel çözüm arayışına girdiğini duyurarak, bu mekanları mescit olarak Ekim ayının sonuna kadar tekrar açacağını duyurdu. Bosch ve Türk-Metal sendika temsilcileri işbirliğiyle gerçekleşen bu değişimle, dinlenme ve okuma odaları yerine ibadethane açılmış oldu. Uzun saatler çalıştıktan sonra sınırlı süreler dinlenme fırsatı bulabilen işçilere artık adres olarak mescit gösterilecek. Bosch firması, bu uygulamayı “yerel kültür ve değerlere saygı” olarak açıkladı.
• İzmit’te 62 işçiyi sendikalı oldukları için işten çıkaran Uzer Makine patronu, yeni işçi alımı için gazetelere ilan verdi.
• Kocaeli Yazlık mevkiinde Baysan Trafo adıyla üretim yaparken 5 işçiyi çıkartan şirket, yer değiştirip Baysan Kazan adını aldıktan sonra da işçi çıkarmaya devam ediyor.
• AKP hükümetinin İŞKUR eliyle yürüttüğü geçici işlerde çalıştırma projesi kapsamında 6 ay süreyle bir devlet kurumunda çalışma hakkını kura ile kazanan 957 kişi asgari ücretle işbaşı yaptı.
• Zonguldak'ta Çatalağzı beldesinde özel firma tarafından yürütülen termik santral inşaatının demir platformunda montaj yapan Çinli bir işçi de platformdan düşmesi sonucu yaralandı. Yaklaşık 20 metrelik yükseklikten düşen Çinli işçi X.Y. kaldırıldığı Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine hayatını kaybetti.
• Kayseri'nin Yeşilhisar ilçesinde 22 yaşındaki operatör Ümit Bekir Eken’in kullandığı kepçe Cumhuriyet Mahallesi'ndeki maden sahasında çalıştığı sırada üzerine devrildi. İş makinesinin altında kalan Eken, olay yerinde hayatını kaybetti.
• Aksaray’da bulunan Aksaray Üniversitesi yerleşkesi içindeki merkez araştırma laboratuvarının inşaatında çalışan işçilerin 4 katlı binaya seyyar inşaat asansörü kurarak, üst katlara malzeme taşıdıkları sırada, asansörün halatlarının kopması sonucunda, aşağıda asansörün gelmesini bekleyen 20 yaşındaki işçi Turgay Kütük ezilerek hayatını kaybetti.
• Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Altınşehir Mahallesi’nde 4 katlı bir apartman inşaatında işçi olarak çalışan 41 yaşındaki İnayet Kaya, dengesini kaybederek çatı katından düşüp ağır yaralandı ve hayatını kaybetti.
• Bursa'da İnegöl Mobilya Sanayi Sitesi'nde bir mobilya fabrikasında çalışan Yaşar Karaman adlı işçi, kafasının yük asansörü ile kapı arasına sıkışması sonucu hayatını kaybetti.
• Migros Depo’nun taşeron firmaları olan, Koç Holding'e bağlı taşeron Zer A.Ş.’den 14 işçi, MBM’den 3 işçi, STFA’dan da 3 işçinin personel fazlalığı ve organizasyon değişikliği neden gösterilerek işlerinden atılmasının ardından, dün işçiler Nakliyat-İş sendikası ile beraber işyeri önünde bir basın açıklaması ve oturma eylemi yaptılar. Yapılan basın açıklamasında işçilerin Türk-İş’e bağlı Liman İş sendikası Genel Başkanı Muzaffer Akpunar’ı da suçlamaları dikkat çekerken açıklamada, “Akpunar biz işçileri sendikalı olma konusunda oyalamıştır. Dahası buradaki sendikal çalışmanın açığa çıkmasına neden olmuştur. Sendikaya üye olmamızı istememişlerdir. Sarı sendikacılığın bariz örneği bu sendikada mevcuttur. Biz işçileri yalnız bıraktığı için Liman İş sendikasını ve genel başkanını kınıyoruz” ifadelerine yer verildi. DİSK Nakliyat İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu da bir konuşma yaparak Migros depolarının olduğu her yerde örgütlenme çalışmalarının ve mücadelenin devam edeceğini kaydederken, Migros’ta 80’li yıllarda çalışanların sendikalı olduğunu hatırlatarak “Migros’a sendika tekrar girecektir” dedi.
• Kadıköy-Pendik seferini yapan 34 TN 0055 plakalı İETT otobüsüne kuyruktaki yolculardan önce ve hareket saatinden erken binen ve sivil polis olduğunu açıklayan bir şahıs, şoför tarafından inmesi yönünde uyarılması üzerine, şöföre karşı saldırgan tavırlarda bulundu, olay yeri olan Kadıköy Rıhtım’da bulunan otobüs duraklarına birçok polisi takviye olarak çağırdı. Seferden dönen ve olayı öğrenen diğer hat şoförleri, iş bırakarak Kadıköy iskelesinde bulunan polis merkezine giderken, sendika başkanının geleceği ve sefere çıkılmayacağının söylenmesi üzerine işçiler tekrar otobüs duraklarına gidip beklemeye başladılar. Hareket amirlerinin rapor ve sicil kaydı tehdidine rağmen otobüs seferleri bir süre yapılmadı. Şöförler sendika başkanının gözaltındaki arkadaşlarıyla görüşüp açıklama yapması üzerine yeniden işbaşı yaptı.
• Kocaeli'nin Arslanbey Organize Sanayi Bölgesi'ndeki Üzer Makine ve Kalıp Sanayii'nde 9 kişinin iş akitlerinin feshedilmesi sonrası bu işçilere destek veren 53 işçinin de iş akitleri tazminatsız olarak feshedildi. Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu ve Mali Sekreter Ergün Atalay, fabrika önünde eylem yapan işçileri ziyaret etti. Üzer Makine işverenine tepki gösteren Kumlu ve Atalay, işçilerin haklı mücadelelerinde sonuna kadar yanlarında olduklarını açıkladı.
• Bursa Renault'ta işten çıkarılan işçiler, Türk Metal'deki yolsuzluk iddialarını yargıya taşıdı.
• Sendikal Özgürlük Hareketi, Tez-Koop-İş Sendikası İşyeri Temsilcisi Nedim Akay’ın 21 Ekim 2009 tarihinde görülecek işe iade davası öncesine denk gelen IBM’deki işten atmalara karşı Yapı Kredi Plaza önünde direnişteki diğer işçilerle birlikte eylem gerçekleştirdi.
• Eğitim-Sen Kırklareli Şubesi “Kriz ve kamu emekçilerine etkileri” paneli düzenledi.
• Yaklaşık bir yıl önce sokağa atılan Key Tekstil ve Derden Tekstil işçileri “Batmadık, fason üretim yaparak taahhütlerimizi yerine getiriyoruz” diyen patronları Mustafa Kutay’ı yeni işyerinde bulmaya gittiler. Esenyurt Haramidere'de eylem yapan işçilere polis saldırdı.BATİS çalışanları ve işçiler yaka paça gözaltına alındılar. emniyete götürüldü. Gözaltına alınan BATİS yöneticileri ve işçiler bir süre sonra serbest bırakıldılar. Gözaltından çıkanlarla tekrar birleşen işçiler Esenyurt Belediyesi’nde işten atılan ve 63 gündür direnişte olan Belediye-İş üyelerini ziyaret etti.
• İstanbul Zeytinburnu Çırpıcı mahallesinde yıkımı devam eden bir binada çökme meydana gelmesi nedeniyle 2 işçi yaralandı.
• Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde toplanan SES üyeleri burada bir basın açıklaması yaptılar. Hastanede personel sıkıntısı yaşanmasına karşın, ''Sendikalı sağlık çalışanlarının yasalara aykırı şekilde farklı yerlerde görevlendirildiklerini” kaydeden SES üyeleri, domuz gribi vakalarındaki artışı da hatırlatarak yaşananlara dikkat çektiler. SES üyesi sağlık emekçileri böyle bir dönemde hastanelerin acil servislerinin ve yoğun bakım ünitelerinin desteklenmesi gerekirken, hastanenin acil dahiliye yoğun bakım ünitesinde çalışan SES üyesi ve iş yeri temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 5 doktorun geçici olarak kurum dışında görevlendirildiklerini kaydettiler.
• Selüloz-İş’te yeniden Genel Başkan seçilen Alşan, işçilerin yeni sorunlarına da odaklanarak bir muhalefet geliştireceklerini kaydetti. Alşan, işçi sınıfı ve sendikal hareketin geldiği noktayı “sırtlarına mikroçip takılıp takip edilen, eşya gibi kiralanan, tuvaletlerinde dahi kontrol edilen işçilerin hakları için var olmak zorundayız’’ diyerek özetledi. Alşan, IMF ve Dünya Bankası politikalarına da sert eleştirilerde bulunarak şunları kaydetti: “Utanmadan biz değiştik diyorlar. Değiştim diyenler, bir yandan yoksulluk edebiyatı yaparken, diğer yandan işçi çıkartanların sırtını sıvazlıyor, işçileri güvencesizleştiriyor. AKP'nin çıkarttığı yasalarla işçiler köleleştirildi".
• Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Samsun Şubesi üyeleri, Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin (YEDAŞ) özelleştirme ihalesine tepki göstererek bir eylem düzenledi. YEDAŞ Samsun önünde toplanan grup adına bir açıklama yapan KESK Dönem Sözcüsü Uğurcan Albak halkın en önemli yaşamsal kaynaklarından biri olan enerjinin bölgeye dağıtımını yapan YEDAŞ'ın özelleştirilmesinin halkın ödeyeceği elektrik faturalarının kabarmasına ve YEDAŞ çalışanlarının mağdur edilmesine yol açacağını belirterek ihalenin iptalini istedi.
• YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Selçuk Üniversitesi'nin açılış programı için bulunduğu Konya’da öğretmen adaylarının protestolarıyla karşılaştı.
• Türk-İş, KESK, TMMOB, ATO, DİSK, CHP, DTP, ÖDP, EMEP, TKP, Halkevleri, 78’liler Girişimi ve İHD’nin Ankara örgütleri, 21 Kasım Cumartesi günü “Krize, Açlığa, Yoksullaştırmaya, İşsizliğe, Zamlara Hayır” mitingi düzenleyecek.
• Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yapılan hesaplamaya göre, Temmuz ayında istihdamdaki toplam nüfus 22 milyon 213 bin olurken, bunun 10 milyon 305 bin kişisini herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kaydı bulunmayanlar oluşturdu. Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan toplam 13 milyon 112 bin kişiden yüzde 28.5'ini oluşturan 3 milyon 737 bin kişinin kayıt dışı çalıştığı belirlendi. Kayıt dışı "çalışanlar" içinde en büyük grubu ücretsiz aile işçileri oluşturuyor. Büyük bölümü tarım kesiminde bulunan ve standart bir istihdamdan farklı olarak tarım ya da ticaretle uğraşan ailesine yardım eden bu kişilerin toplam sayısı 3 milyon 428 bin kişi. Bunların yaklaşık yüzde 92'si oranındaki 3 milyon 153 bininin sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olmadığı görüldü. Normal bir istihdam olanağı elde edemediği için mevcut konumda yer alan bu kişilerin, ücretsiz aile işçisi şeklinde tanımlanması, Türkiye'deki işsizliğin boyutlarını da olduğundan küçük gösteriyor. Kayıt dışı çalışanlar toplamının 5 milyon 201 bini tarımda, 5 milyon 104 bini ise tarım dışı sektörlerde bulunuyor. Kayıtdışılık oranı tarımda yüzde 87.1, diğer sektörler ortalamasında yüzde 31.4 düzeyinde gerçekleşti.
• Adana Krize Karşı Emek ve Demokrasi Platformu 2010 bütçesini protesto etti.
• Adana Yüreğir'de tarım işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu 2 işçi öldü.
• Carrefour Alışveriş Merkezi güvenlik elemanlarının saldırısını protesto eden İzmit’teki gazeteciler, yürüyerek gittikleri alışveriş merkezi önünde oturma eylemi yaptı.
• Türkiye Selüloz, Kağıt ve Mamulleri İşçileri Sendikası (Selüloz-İş) Genel Merkezi’nin 17. Olağan Genel Kurulu’nda, Ergin Alşan yeniden Genel Başkan seçildi. Diğer Genel Başkan adayı Aydın Parlakkılıç’ın da 89 oy aldığı seçimlerde 2 oy ise boş çıktı.
• Kocaeli’de bulunan CarrefourSA alışveriş merkezinde Halkevleri üyeleri protesto eylemi yapıldığı sırada, eylemi izleyen gazeteciler önce özel güvenliğin saldırısına maruz kaldılar, sonra da polis tarafından gözaltına alındılar.
• Hükümet 2010 yılı bütçe hedeflerini açıkladı. 50 milyar TL açık veren bütçe, özelleştirme ve işsizliğe karşı “sadakalarda” artışı öngörüyor. 2010 yılı bütçesinin kamu görevlilerini gözeten bir bütçe olduğunu ileri süren Şimşek, “2010 yılında devlet memurlarının aylıklarında yapılacak artışları devletin mali imkanları, ülkenin ekonomik gelişmesi ve enflasyon hedefi göz önünde bulundurularak belirledik. Ocak ve Temmuz aylarında yüzde 2,5 artı yüzde 2,5 oranında artış yapılmasını öngörüyoruz” dedi.
• AKP iktidarının ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’na karşı, sağlık örgütleri Kadıköy’de miting yaptı.Düzenleme Kurulu, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Ecza Odası, İstanbul Veteriner Odası, Ses İstanbul Şubeleri ve Dev Sağlık İş olan mitinge, KESK Şubeler Platformu, Birleşik Metal –İş, Tekstil – Sen, Yurtsevercephe İşçi Birliği, ÖDP, EMEP, EHP, Halkevleri, ESP, Alınteri, Öğrenci Kolektifleri, Halk Cephesi, Köz de destek verdi.
• Türk-İş’e bağlı Türkiye Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (Şeker-İş), Türkşeker’in özelleştirilmesi durumunda en az 18-20 fabrikanın kapanmasının kaçınılmaz olacağını açıkladı.
• Balıkesir’de Mutaf Grup’a bağlı ambarda sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan ve bunun sonucunda direnişe geçen 10 işçi ambar önünde bir basın açıklaması yapıp, kamuoyunu direnişleri hakkında bilgilendirdiler. Mutaf Grup ambarında çalışan ve Türk-İş’e bağlı Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası’na (TÜMTİS) üye 10 işçi, insani olmayan koşullarda çalıştırılıyor, üstelik maaşları da tam olarak ödenmiyor ve cüzi haftalıklarla geçiştiriliyorlardı.
• Karşıyaka Belediyesi’nin taşeronu Kent A.Ş.’de işten çıkarılan işçilerin Ankara yürüyüşü Abdi İpekçi Parkı’nda yapılan eylemle sona erdi. 31 gündür 650 kilometrelik İzmir-Ankara yolunu kat eden Kent A.Ş. işçilerini Ankara Garı’nda DİSK ve KESK’e bağlı sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler karşıladı. Burada işçilerle birleşen yaklaşık bin kişi sloganlarla Abdi İpekçi Parkı’na yürüdü. Abdi İpekçi Parkı’nda çadır kuran Kent A.Ş. işçileri geceyi parkta geçireceklerini ve somut bir çözüm getirilinceye dek Ankara’dan ayrılmayacaklarını açıkladılar. İşçiler, geceyi geçirecekleri Abdi İpekçi Parkı'nda Yurtsever Cephe İşçi Birliği tarafından ziyaret edildiler. İşten çıkarılan 297 işçiden 60'ı Ankara'da, kalanlar ise İzmir'deki şantiye önünde aileleriyle birlikte direnişi sürdürüyor olacak.
• Selüloz-İş’in 17. Olağan Genel Kurulu’nda hırsızlık iddiaları nedeniyle gerginlik yaşandı.
• Karabük'ün Safranbolu ilçesinde 71 yaşındaki emekli fizik öğretmeni K.C. evinde açlıktan ve bakımsızlıktan öldü.
• Eskişehir Organize Sanayi bölgesinde faaliyet gösteren iki ayrı fabrikada çalışan işçiler yedikleri yemekten zehirlendi.
• Kocaeli’de Atalar Mahallesi mevkisinde kurulu Marmara Tersanesi'nde patlama meydana geldi. İşçilerin oksijen kaynağı yaptığı sırada LPG tüpündeki gaz sıkışması sonucu patlama meydana geldi. Yaralanan işçilerden Nazım Karaman ve Bayram Aslan Derince Devlet Hastanesi'ndeki yanık ünitesine kaldırıldı.
• Eğitim-Sen Adana Şubesi yaptığı açıklama ile tarım işçisi çocukların okula gidebilmesini sağlayacak imkanların kullanılmamasını protesto etti.
• Ege Üniversitesi Genç-Sen 15 Ekim günü barınma sorunu üzerine söyleşi düzenledi.
• Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası (BATİS) 16 Ekim günü Bursa'da yaptığı eylemle Belenay Tekstil patronunu protesto etti. Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi-NOSAB girişinden pankart, döviz ve sloganlarla fabrika önüne kadar yürüyen işçiler burada basın açıklaması yaptı.
• Kent A.Ş.’den işten atılan işçiler 650 km'lik yürüyüşlerini 16 Ekim günü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın önünde yapılan basın açıklamasıyla sonlandırdı.
• Gebze’deki iki mahallenin sakinleri, Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamına alınmaları halinde mağduriyet yaşayacaklarını dile getirip, sorunun çözümlenmesi ve kapsam dışı bırakılmaları için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaptı.
• Türk-İş'te bin 137 işçi "Kürt açılımı" nedeniyle istifa etti. 950 işçi "yeteri kadar destek olunmadı" 187 işçi ise "fazlasıyla destek olundu" diyerek sendikayla yollarını ayırdı.Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nde 650 ve Diyarbakır Bağlar Belediyesi'nde 300 kişi sendikadan istifa etti. Çalışanlar Belediye-İş Sendikası'na bağlıydı.Adana Ceyhan'da MHP'li belediyede çalışan 187 işçi, Devlet Bahçeli'nin sözlerine benzer şekilde, "açılımın adını ihanet projesi" koyarak istifa etti.
• Niğde, Bursa ve Kayseri'de meydana gelen kazalar sonucu üç işçi yaşamını yitirdi. Bursa'nın Osmangazi ilçesinde Cumhuriyet Mahallesi'ndeki bir inşaatın 12. katında, dış cephe boyası yapmak için çıktığı iskelenin demir kısmının yerinden çıkması sonucu düşen 45 yaşındaki Hidayet K. isimli inşaat işçisi hayatını kaybetti. Kayseri’de İncesu ilçesi Karakoyunlu mahallesi Kuşaklı bölgesinde TEDAŞ'a ait elektrik direklerine hat çeken Ünal Şahan (35) ile Murat Doğan (22), iki ayrı elektrik direğinde akıma kapıldılar. Niğde-Gölcük karayolunun 7. kilometresindeki bir fabrikaya işçi taşıyan minibüs, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine şarampole yuvarlandı. Kaza sonucu 21 yaşındaki Abdullah Seçen adlı işçi hayatını kaybederken, sürücü ve 6 işçi yaralandı.
• Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nde eğitim gören Genç-Sen üyeleri, bir basın açıklaması yaparak, harç ve kiralara ilişkin sorunlarına dikkat çektiler. Üniversite rektörlük binası önünde toplanan Genç-Sen üyeleri, harçlara ve barınmaya ilişkin sorunlarına çözüm bulunmasını istediler. Eylemde, “Harçlara, kiralara, yurt sorununa, baskılara son”, “Bağımsız, parasız, bilimsel, özerk üniversite” pankartları açan öğrenciler, “Parasız eğitim istiyoruz” sloganları attılar.
• Türk Tabipler Birliği, “İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik”in bazı maddelerinin iptali için yargıya başvurdu. Yönetmelikteki, 50’den az işçinin çalıştığı işyerlerinin “işyeri sağlık ve güvenlik birimi” kurmasının zorunlu olmadığına dair madde, iptal davasının gerekçelerinden birini oluşturuyor. 50’den fazla işçi çalıştıran işyerlerinin, işyeri hekimi ve diğer personeli çalıştırmadan bu hizmeti dışarıdan almasına olanak sağlayan maddeler, TTB’nin iptal davasının gerekçelerinden bir diğerini oluşturuyor.
• DİSK Emekli Sen’in İkitelli’de faaliyet gösteren şubesi, 13 Ekim günü şubeye gelen polis desteğindeki Belediye zabıtaları tarafından kapatıldı. Emekli Sen İkitelli şubesinin kapatılmasını protesto etmek için 15 Ekim günü saat 12.00’de Küçükçekmece Belediyesi’nin önünde basın açıklaması yapılacak.
• KESK'e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Adana Şubesi 14 Ekim günü Adana Adliyesi önünde gerçekleştirdiği eylemle yargı emekçilerinin sorunlarını gündeme taşıdı. BES sözcüsü ana taleplerini şöyle sıraladı: Yol tazminatlarının (yani havuz paralarının) tamamının yargı emekçilerine eşit ve adil bir şekilde dağıtılması, Adalet hizmetleri tazminatının günün koşullarına uygun olarak arttırılması ve merkez / taşra ayrımı gözetmeksizin tüm yargı emekçilerine ödenmesi,Fazla mesai ücretlerinin üç katından beş katına çıkartılması, Sözleşmeli olarak istihdam edilen personelin kadroya alınması, Mübaşirlerin yardımcı hizmetler sınıfından genel idare hizmetleri sınıfına geçişlerinin sağlanması, Tüm yargı emekçilerinin servis, kreş, yemek ve lojman sorunlarının çözülmesi ve anayasa mahkemesince kısmen iptal edilen 3717 sayılı yasanın yargı emekçileri lehine adil ve eşitlikçi bir biçimde yeniden düzenlenmesi.
• Esenyurt Belediyesi’nde çalışırken sendikalı oldukları için belediye yönetimi tarafından 19 Ağustos 2009 tarihinde işten atılan Belediye-İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şube üyesi işçileri direnişlerinin 58. gününde her çarşamba gerçekleştirdikleri yürüyüş ve basın açıklaması eylemlerine devam etti. Esenyurt Köyiçi Meydanı’nda toplanan işçiler buradan sloganlarla Esenyurt Belediyesi önüne tek sıra olarak yürüdü.
• Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisinde staj yaparken bir Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastasından virüs bulaşması sonucu yaşamını yitiren sağlık meslek lisesi öğrencisi Kübra Yazım’ın (18) ailesi, rektörlük ve görevli doktor hakkında tazminat davası açtı.
• TÜİK Türkiye'de temmuz ayında işsizlik oranını yüzde 12,8 olarak açıkladı. Bu oran, Haziran ayında yüzde 13 düzeyinde açıklanmıştı.
• IBM şirketinin yeni Genel Müdürü Michel Charouk, şirketin tüm çalışanlarını sendikadan istifa etmeye zorluyor, aksi halde işten çıkarmakla tehdit ediyor. IBM işçileri, patronun tehdidine karşı eylem yapmaya hazırlanıyor. 20 Ekim salı günü saat 12:00'de IBM Türkiye önünde buluşma çağrısı yapıldı.
• Arslanbey Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Uzer Makine ve Kalıp Sanayi’nde çalışan Türk Metal Sendikası üyesi işçiler, 9 işçi arkadaşlarının sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkartılmalarına tepki göstererek iş bıraktı. İş bırakan işçiler gruplar halinde tesis dışına çıkarak eylemi sürdürüyor.
• Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (DİSKİ) taşeron firmasında işten çıkarılan 58 işçi, aileriyle birlikte belediye önünde oturma eylemi yaptı. DİSKİ'ye bağlı taşeron firmada 10 yıldan bu yana sayaç okuma, ağaç kesme gibi işlerde çalışan 58 işçi 4 ay önce, yapılan ihalede çalıştıkları firmanın yeni ihaleye girmemesi üzerine yeni firma tarafından geçen ay işten çıkarıldı. İşçiler, önceki firmada kalan ücret ve kıdem tazminatlarını alamayınca dava açtı. İşçiler, bu süre içinde belediye yetkililerin kendilerine işlerine döneceğini ve haklarını da alacağı yönünde söz verdiklerini ancak bunların yerine getirilmediğini öne sürdü. İşçiler bugün eşi ve çocuklarıyla birlikte belediye binası önünde oturma eyleminde bulundu.
• Sancaktepe'de 12 Ekim sabahı gerçekleştirilmek istenen yıkımda çatışma çıktı.
• Eskişehir Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu 12 Ekim günü gerçekleştirdikleri basın açıklaması ile, direnişlerinin 20. günündeki işten çıkarılan DİSK BMİS üyesi Renta işçilerinin yanında olduklarını söylediler. Direniş yerine yürüyüşle gelen öğretmenler, fabrika önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
• Kent AŞ işçilerinin 16 Eylül günü İzmir'den yola çıkarak başlattıkları Ankara yürüyüşü, 28. gününde, Ankara Polatlı'ya vardı. Polatlı'da konaklayan işçilere KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Başöz Enerji işçileri destek ziyaretinde bulundu.
• TTB, DİSK, Türk-İş 1. Bölge Temsilciliği, SES, İTO, Dev Sağlık-İş, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Dişhekimleri Odası ve İstanbul Veteriner Hekimler Odası, sağlık alanındaki saldırılara karşı 18 Ekim 2009 tarihinde Kadıköy’de miting düzenleyecek.
• Uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralanan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi taburcu oldu. Çelebi, "Bu ne arkadaş kurşunu ne de alacak kurşunu. Bu kurşun DİSK Başkanı'na suikast kurşunudur" dedi.
• Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından özelleştirme kapsamında satışa çıkarılan Turhal Şeker Fabrikalarına alıcı olarak gelen patronlar işçilerin tepkisi nedeniyle fabrikaya giremedi.
• Kürdistan Gençlik Dayanışma Örgütü'nün (KYEO) yayınladığı gençliğin durumuna ilişkin rapor, Irak Kürdistanı'nda kölelik koşullarının hakim olduğunu gösteriyor. Raporda, bölgede insan ticareti yapan dört şirketin bulunduğu ve son bir yılda Etiyopya, Endonezya, Filipinler, Bangladeş ve Somali gibi ülkelerden 2032 yabancı işçinin getirilerek pasaportlarına el konulduğu bilgisi yer alıyor. Bölgenin yarattığı ‘iş olanakları’nın "farkında olmayan" 4495 gencin Türkiye’ye açılan İbrahim Halil kapısından çıkmak isterken yakalandığı da dikkat çeken diğer bir nokta.
• Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde elektrik akımına kapılan inşaat işçisi hayatını kaybetti. Çırçırçeşme Mahallesi Hedef Sokak'ta bir inşaatın dış cephesinde sıva yapan Ömer Karataş (45), inşaat iskelesinin yakınından geçen yüksek gerilim hattına kapıldı. Vücudunda yanıklar oluşan ve diğer işçiler tarafından özel bir sağlık kurumuna kaldırılan bir çocuk babası Ömer Karataş kurtarılamadı.
• Gaziantep-Kilis kara yolu üzerindeki bir inşaatta beton dökme işi yapan Mehmet Ö'nün üzerine kepçe devrildi. Kepçenin altında sıkışan işçi Mehmet Ö, arkadaşlarının çabalarına rağmen sıkıştığı yerden çıkartılamadı ve hayatını kaybetti.
• ETUC tarafından AB’ye üye sendikalar ile Türkiye’deki sendikalar arasındaki ilişkiyi güçlendirmek için yapılan “İşçiler Bir Arada Projesi” kapsamında İngiltere’den TUC ve İtalya’dan CGIL, CSIL ve UİL konfederasyonları, 8 Ekim’de DİSK’i ziyaret etti.
• SES Ankara Şubesi üyeleri, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan üyelerine dönük uygulamaları protesto etemek için hastane önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.Açıklamada, SES üyelerine geçici görevlendirme uygulamasının dayatıldığı bunun da üyelere dönük baskı ve sindirme politikası olduğu ifade edildi.
• Türkiye İş Kurumu'nun yayınladığı Aylık İstatistik Bülteni'ne göre, aynı ayda kayıtlı işgücü yüzde 100,86 oranında, kayıtlı işsiz sayısı yüzde 102,55 oranında artış gösterdi. Rapora göre, kayıtlı işsiz sayısı 1,626,066'ya yükseldi.
• Tersane İşçileri Birliği Derneği üyeleri, Genel Sağlık Sigortası’nın 1. yıldönümü nedeni ile Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu tarafından hazırlanan, 18 Ekim Pazar günü Kadıköy’de gerçekleşecek olan mitinge çağrı yapan broşürlerin dağıtımını gerçekleştirdi.
• Birleşik Metal-İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şube’de örgütlenen ve geçtiğimiz aylarda toplu iş sözleşmesi imzalanan Güven Elektrik’te patron işten atmalara başvurdu. “Yaşanan kriz” ve “bölümün maliyeti arttırması” gerekçe gösterilerek motor bölümünden 18 işçinin işine son verildi.
• Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Hamzacık köyünde, Şentaş Madencilik Şirketi’ne ait kömür ocağında 1 Ekim’de gaz sıkışması nedeniyle meydana gelen grizu patlamasında 5 işçi yaralandı.
• Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde "Behice Boran ve Mücadelenin Güncelliği" başlıklı bir etkinlik düzenledi. Ankaralı Emekçi Kadınların 2005’te Bursa’da tekstil atölyelerinde yanarak, kısa bir süre öncede İstanbul’da selde boğularak ölen kadın işçilere ithaf ettiği etkinlik, Behice Boran’ı anlatan “Selam Olsun” adlı film ile başladı.
• Ford Otosan krizin faturasını işçilere çıkarttı. Gölcük Fabrikası işçileri, 2008 yılında üretime verilen aralarda kullandırılan zorunlu izin günlerinin yevmiyesini borçlandırma adı altında geri ödüyor.
• İstanbul’da Çağlayan Meydanı’nda ticari taksiciler, “korsan taksiye hayır” mitingi düzenlediler.
• Türkiye İşçi Emeklileri Derneği (TİED) tarafından yapılan araştırmaya göre, emeklilerin yüzde 86'sının emekli aylığından başka geliri bulunmuyor, halen bir işte çalışanların oranıysa yüzde 11, yüzde 61'inin bakmakla yükümlü olduğu 1-3, yüzde 11'ninse 4 ve üzeri çocuğu var,yüzde 96'sı emekli maaşının yetersiz olduğunu ifade ederken, yüzde 22'si kirada oturuyor, bireysel emekliliği bulunan emeklilerin oranı yüzde 4 düzeyinde kalırken, emeklilerin yüzde 58'i kamudan, yüzde 41'i özel sektörden emekli, bir veya daha fazla kredi kartı kullanan emeklilerin oranı yüzde 49 iken, yüzde 23'ü icra takibine maruz kalmış, yüzde 10'nun evine hiç et girmiyor, yüzde 48'inin evine ise ayda 1 kilogramdan az et giriyor, hastanelerde aldığı sağlık hizmetini yeterli bulanların oranı ise yüzde 17'de kalıyor, yüzde 90'ı ikamet ettiği yerin yerel yönetiminin emekli ve yaşlılara sunduğu hizmeti yeterli bulmuyor. Halkın büyük çoğunluğunun resmen emekli bile olamadığı ve çok daha zor koşullarda yaşadığı biliniyor.
• KESK ve Türkiye Kamu-Sen, hükümetle toplu görüşme sürecindeki taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle, 25 Kasım'da tüm işyerlerinde, iş bırakma eylemi yapacak.
• Elektrik Mühendisleri Odası tarafından açılan dava üzerine Danıştay 13. Dairesi, elektrik dağıtım hizmetinde denetim görevinin özel şirketlere devrini iptal etti.
• Türkiye Kamu-Sen ve KESK, hükümetle toplu görüşme sürecindeki taleplerinin kabul edilmemesi karşısında hükümeti uyarmak için bir gün ortak iş bırakma eylemi yapma kararı aldılar.
• Diyarbakır'ın merkez Bağlar Belediyesi'nde çalışan işçiler, Belediye-İş Sendikası'ndan ayrılarak, DİSK'e bağlı Genel-İş Sendikası'na üye oldular. DTP'li Bağlar Belediye Başkanı Yüksel Baran'la yaşanan sorunlar üzerine sohbet eden işçi temsilcileri DİSK Başkanı Süleyman Çelebi'ye yapılan silahlı saldırıyı da kınadılar.
• Kent AŞ işçileri İzmir-Ankara yürüyüşlerinin 25. gününde Polatlı'ya ulaştı.
• Okmeydanı Hastanesi'nde çalışırken işten atılan Dev Sağlık-İş üyeleri, hastane önünde protesto eylemi yaptı. Eylemde DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün de konuşma yaptı.
• Çorlu Gençlik ve Kültür Merkezi inşaatında çalışan, üç aydır tek kuruş almadıklarını ve zor durumda olduklarını belirten yaklaşık 20 işçi, müteahhit firmanın işi bir başka taşerona devrettiğini tüm çabalarına rağmen muhatap bulamadıklarını belirterek, son çare olarak mimar ve mühendislerin kullandığı iki odalı bölümün kapı ve camlarını kırdı, masa ve sandalyeleri de ateşe verdi.
• Türk-İş'e bağlı T. Haber-İş Sendikası İstanbul 1 No'lu Şube 10. Olağan Genel Kurulu 10 Ekim 2009 tarihinde Merter Green Park Otel'de gerçekleştirilecek. Genel kurul sürecinde, Levent Dokuyucu'nun şube başkanlığı görevini yürüttüğü mevcut şube yönetimini eleştiren ve “şube yönetiminin sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışından uzak olduğunu” belirten muhalif Telekom işçileri kaleme aldıkları “Telekom İşçilerinin Sesi - Biz Kazanacağız” başlıklı metinle şube içerisinde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini kamuoyuna açıkladı.
• İstanbul Sabih Gökçen Havalimanında çalışan sendika üyesi 217 işçi, işten atılmalarının 32. gününde gerçekleştirdikleri eylemle sendikal örgütlenmeye yönelik baskıları protesto etti.
• Piyasalaşmaya Karşı Avukatlar Platformu, kuruluşunu açıkladığı ilk toplantısını Makine Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirdi. Toplantı, 25 Ekim tarihinde, Ankara’da stajyer avukatların sosyal güvenlik hakları için yapılacak olan eylemin ayrıntılarının görüşüleceği bir sonraki toplantının 15 Ekim Perşembe günü saat 19.30 da Makina Mühendisleri Odası’nda yapılması kararı ile sona erdirildi.
• Türkiye Sivil Havacılık Sendikası'nın (Hava-İş) 12-13 Aralıkta gerçekleştirilecek Genel Kurulu'nda mevcut yönetime alternatif bir sendikacılık anlayışıyla yola çıkan Gökkuşağı Hareketi, dün basına amaç ve ilkelerini anlattı. Gökkuşağı hareketi sözcüsü Bahadır Altan sendikaların güç kaybetmesinde sendikacılığın bir meslek haline gelmesinin önemli bir etkisi olduğunu söyleyerek, “Gelinen noktada sendikaların da payı olduğu gerçek. Hava-İş Sendikası’na 20 yıldır emek veren arkadaşlarımızın gençlere yer vermelerini istedik. Olmadı. Yanlışın özü profesyonel sendikacılıktır. Yani sendikacılığın bir meslek haline gelmesidir," dedi. Gökkuşağı Hareketi'nin mevcut yönetime karşı muhalefet örgütlemesinin bir diğer nedeni olarak ise, sendikanın işçilerle yetersiz bir bağ kurmuş olmasına işaret edildi. Altan, sendikada halen seçimle değil, atamayla gelen bazı yöneticilerin olduğunu belirterek, sendikal yöneticilik anlayışını tümüyle değiştireceklerini ve belli periyotlarla işçi meclisini toplayacaklarını açıkladı. Yapılan delege seçimlerinde, Atilay Ayçin ve mevcut yönetim ekibinin kazandığı delege sayısı 55, muhaliflerin toplam delege sayısı 8 oldu.
• Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, gündemdeki kıdem tazminatı tartışmaları ile ilgili açıklamasında, konuya sadece patronlar cephesinden bakmadıklarını iddia etti. Dinçer, "Türkiye'de kıdem tazminatıyla ilgili bir sorun var. Bu sorun sadece işverenlerin karşı karşıya kaldığı bir sorun değil. Belki daha ağır bir şekilde işçilerimizin de karşı karşıya kaldığı bir sorun. Birçok sektörde işyeri kapandığı zaman kıdem tazminatlarını alamayan insanlarımız var, veya bir yılını doldurmadan çalışan çok sayıda işçimiz kıdem tazminatı imkânına sahip değil” dedi. TİSK kıdem tazminatının devlet tarafından oluşturulacak fon üzerinden ödenmesini ve işverenlerin fona yüzde 1 – 2 pay aktarmasını öneriyor. DİSK ve Türk – İş geçtiğimiz Haziran ayında kıdem tazminatının kaldırılmasına genel grevle yanıt verecekleri doğrultusunda açıklamalar yapmışlardı.
• Olay Medya’da örgütlenen TGS üyeleri işten atıldı. TGS de bu durumu protesto etmek için 8 Ekim günü saat 12.30’da Şehreküstü Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. İşten çıkarma bahanesi olarak, Şeker Bayramı’nda dağıtılan çikolata paketlerinin alınmamasının gösterildiğini belirten TGS, asıl gerçeğin basın emekçilerinin sendikalı olmaları nedeniyle işten atılmaları olduğunu ifade etti. Bursa'da Olay Gazetesi, Olay TV ve Olay FM’i bünyesinde barındıran Olay Medya’ya 7 Mart 2008 tarihinde TMSF tarafından el konularak bu kurumlar satışa çıkarılmıştı. Bu süre içerisinde OLAY Medya bünyesinde çalışan basın emekçileri Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda (TGS) örgütlendi.Örgütlenme çalışmalarında öne çıkan iki basın emekçisi işten atıldı. TGS’nin yetkisinin de kesinleşmesiyle beraber toplu sözleşme süreci başladı ve taraflar arasında büyük oranda anlaşma sağlandı. Ancak Olay Medya’nın ikinci kez satışa çıkarılmasıyla beraber toplu sözleşme görüşmeleri kesildi ve TMSF süreci tıkadı. Bu gelişmelerden sonra TMSF’nin düzenlediği iftar yemeğine birçok emekçi katılmadı. Bunun yanında Şeker Bayramı öncesinde işveren tarafından dağıtılan çikolata paketleri de 40 emekçi tarafından kabul edilmedi. İşveren ve servis şeflerinin baskısına tepki gösteren emekçilerin sayısı 12’ye düştü. Bayram dönüşü de 2’si sendika temsilcisi olan 12 basın emekçisinin iş akdi feshedildi ve çalışanlar içeri alınmadı.
• SES Aksaray Şubesi, Cerrahpaşa ve Çapa'da basın açıklamaları gerçekleştirdi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), polisin gaz bombası kullanmasını protesto etti. Sendika üyeleri, halkın sağlığından sorumlu Sağlık Bakanlığı'nın yaşananlar karşısında sessiz kalmasını da eleştirdi ve kullanılan gazların etkilerinin açıklanmasını istedi.
• Brisa’da mahkeme kararıyla iptal edilen Lastik-İş sendikası delege seçimleri tekrar yapılacak. 77 kişinin delege olma hakkı bulunan seçimler için 81 kişi aday oldu. Adaylardan 4’ünün, şube yönetimine muhalif gruptan olduğu belirtiliyor. Seçimlerde Geçen yılın Aralık ayında işten çıkartılan 53 işçi oy kullanamayacak.
• Özelleştirildikten sonra çoğunluk hisseleri Fransız GDF Suez firmasının eline geçen İzmit Gaz Dağıtım A.Ş (İZGAZ) 11 kişiyi işten çıkarttı.
• Sabiha Gökçen Havalimanında, bagaj, kargo, trafik, yükleme, boşaltma, temizlik gibi işlerde çalışan işçilerin sendikal örgütlenme mücadelesi devam ediyor. Haklarını birlikte savunmak için Haziran ayında sendikaya örgütlenince, patronun yıldırma ve örgütlülüğü engelleme amaçlı saldırısı ile karşı karşıya kalan işçiler, örgütlenme ve birlik doğrultusunda ısrarlı tavırlarını sürdürüyor. 9 Ekim’de saat 12.00’de Dış Hatlar Terminali önünde kitlesel bir eylem yapılacak.
• UNICEF'in dün yayımladığı "Çocuklar için Gelişim: Çocukların Korunması Hakkında Bir Tarama Raporu” Türkiye'nin bazı başlıklarda, "Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu" gruplarından ziyade, Afrika ülkelerine benzediği görüldü. Çocukların doğumda nüfusa kayıt edilmesinde yüzde 84'lük nüfusa kayıt oranıyla en sonuncu sırada yer alan Türkiye'de, çocuk işçilik oranı da yüzde 5 bulundu. Kayıt-dışı çalışma oranının da çok yüksek olduğu göz önünde bulundurulduğunda, raporda geçen yüzde beşlik çocuk işçi oranının, gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin ediliyor.
• İstanbul Okmeydanı Devlet Hastanesi'nde çalışan 18 temizlik işçisi, Başhekimlik ile yeni anlaşma yapan Emin Temizlik Ltd adlı şirket tarafından, telefonlarına sesli mesaj bırakılarak işlerinden çıkartıldı. Yeni taşeron şirketin, “sendikalı işçilerle çalışmak istemediğini” hiçbir resmi tebligatta bulunmaksızın bir cep telefonu mesajıyla bildirmesi örneği daha önce görülmemiş bir uygulama.
• Karşıyaka Belediyesinde işten atılan Kent AŞ işçileri, çalışma hakkı için başlattıkları Ankara yürüyüşünde, 7 Ekim itibarıyla 550 kilometreyi tamamladı. Artık ayak derileri parçalanan, çeşitli böbrek ve mide rahatsızlıkları yaşamaya başlayan işçiler, geceleri de çadırlarda konaklıyor. Yürüyüş hakkında bilgi veren Genel-İş Sendikası Genel Sekreteri Kani Beko, 23 gündür aralıksız yürüdüklerini, gittikleri köylerde, kasabalarda, illerde bildiri dağıttıklarını, emek dostu sivil toplum örgütleri, odalar ve siyasi parti temsilcileriyle görüşmeler yaptıklarını anlattı.
• DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası İstanbul Konut İşçileri Şubesi , ev hizmetlerinde çalışan kadınların sigortalı, güvenceli, düzenli iş için bir araya gelip örgütlenmesi çalışması başlattı.
• Uluslararası Kimya, Enerji, Maden ve Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu ICEM’in de aralarında yer aldığı 11 Küresel İşkolu Federasyonu, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ITUC ve OECD Sendikalar Danışma Kurulu TUAC’tan oluşan Küresel Sendikalar Konseyi ile Türkiye’deki ICEM üyesi sendikalar, 2 Ekim’de İstanbul’da “Dünyada ve Türkiye’de Düzensiz ve Güvencesiz İstihdam” konulu bir konferans düzenledi. ICEM Genel Sekreteri Manfred Warda, konferansta yaptığı konuşmada, güvencesiz istihdam bakımından Türkiye’nin çalışma koşulları en kötü ülkelerden birisi olduğunu söyledi. Toplantıda konuşan Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, Türkiye’de ILO standartlarının uygulanmadığını belirtti. Ülkenin “düzensiz ve güvencesiz istihdam cenneti” haline dönüştürüldüğünün altını çizen DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, “Türkiye’de yaklaşık 27 milyonluk işgücünün 6 milyonu’nun işsiz olduğunu, 21 milyon işçinin düzenli ve düzensiz olarak istihdam edildiğini, bu 21 milyon işçinin yüzde 46’sının sigortasız olarak kayıt dışı çalıştığını yani 10 milyon kişinin yasal haklardan mahrum bırakıldığını” vurguladı.
• THY Teknik AŞ işyerinde işverenin ve Hak-İş Konfederasyonu’na bağlı Çelik-İş sendikasının Hava-İş sendikasının yetkisine “işkolunun havacılık olmaması gerektiği” üzerinden yaptığı itirazı iş mahkemesinde reddedildi. THY Teknik AŞ işyerlerinin tümüyle 21 sayılı hava taşımacılığı işkolunda olduğuna karar verildi. Teknik AŞ patronuyla işbirliği yapan Hak-İş sendikasına bağlı Çelik-İş tarafından yapılan itiraz nedeniyle başlayan mahkeme süreci yüzünden Teknik AŞ işyerlerinde 1 Ocak 1990’da başlaması gereken toplu iş sözleşme süreci henüz başlayamadı.
• Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYOP), Ankara’da düzenlediği eylemde güvenceli iş ve kadro istedi.
• Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde yer alan Desan Tersanesi Küçük Havuz’daki Panama bandıralı M/V ADRİATIC ARROW gemisinin güvertesinden ambar boşluğuna düşerek ağır yaralanan taşeron bir firmaya bağlı tersane işçisi Halil Daş'ın 30 Eylül'de hastanede hayatını kaybettiğinin duyulması üzerine, yeni inşa edilen NOSİ gemisinin planlı denize indirme töreni iptal edildi.
• 7 Ekim'de Pangaltı’da toplanma ve Kongre Vadisi’ne yürüme kararı alan IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik çağrısıyla toplanan yüzlerce gösterici polis şiddetine hedef oldu. Mecidiyeköy, Okmeydanı, Kurtuluş, Şişli ve Pangaltı civarında gösterici gruplarıyla polis arasında meydana gelen çatışmalar yer yer E5 otoyoluna kadar yayıldı. Polisin bazı noktalarda göstericilere silahla ateş açtığı gözlendi. Gösterilerde çok sayıda banka şubesi ve Amerikan fast-food gıda zincirilerine bağlı yiyecek dükkanları göstericilerin öfkeli tepkileri sonucunda maddi zarara uğradı.
• Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Mümtaz Zeytinoğlu Caddesi´ndeki bir kablo imalat fabrikasında çalışan Mehmet Ali Kobak (26), işyerindeki yük asansörüne sıkışarak ağır yaralandı.
• İstanbul Kurfalı’da bulunan Cesur Ambalaj Fabrikası’nda 5 Ekim sabahı işçiler ücretlerinin, ikramiye ve fazla mesai alacaklarının ödenmesi talebiyle iş durdurdu, fabrika önünde direnişe geçti.
• Esenyurt Belediyesi’nde işten atılan ve direnişlerini sürdüren Belediye-İş Sendikası üyesi işçilerin direnişi sürerken direnişin 51. gününde 2 işçi daha işten atıldı. Direnişteki işçiler ve destek veren kurumlar da Çarşamba yürüyüşlerine devam ediyorlar.
• Enerji Bakanlığı’nın bahçesinde bulunan çukuru temizlemek için çukura giren bir işçi, metan gazından zehirlenerek hayatını kaybetti.
• İstanbul'da devam eden IMF-Dünya Bankası Zirve Toplantısında konuşan Dünya Bankası başkanı Robert Zoellick, bu yıl 59 milyondan fazla insanın işini kaybedeceğini, Afrika'nın Sahra altındaki az gelişmiş bölgelerinde 30 bin ile 50 bin bebeğin ölebileceğini kaydetti.
• Taksim'de TKP, ÖDP, EMEP, sendikalar ve meslek örgütlerinin birlikte düzenlediği IMF karşıtı eyleme polis şiddet kullanarak müdahalede bulundu. Polis müdahale gerekçesini, meydanda toplanan kalabalığın IMF görüşmelerinin yapıldığı alana doğru "hareket etmesi" olarak açıkladı. Çıkan olaylarda 100 kişinin gözaltına alındığı, 1 kişinin gaz nedeniyle öldüğü, çok sayıda yaralı bulunduğu bildirildi.
• DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK Genel Merkezinde uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. IMF ve Dünya Bankası zirve toplantılarını protesto gösterilerinin yükseldiği sırada meydana gelen saldırının, medya ve İstanbul Valisi tarafından erken yapılan açıklamalarda alacak verecek meselesine bağlı "kişisel" ve "adli" bir suç olarak gösterildiği dikkat çekti. Yakalanan saldırganın kimliği hakkında medya "akli dengesi bozuk", "uyuşturucu suçundan sabıkalı", "eski solcu" türünden bilgiler yaydı. DİSK Genel Merkez açıklamasında, olayın gerçek yüzünün aydınlatılması istendi. YC İşçi Birliği'nin saldırıyı kınayan açıklamasında, "Başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere AKP hükümeti, işçilerin hakkını arayan sendikalara yönelik her türlü baskının şiddetini artırmakta, sendikacıları para yiyen, işçilerin hakkını düşünmeyen yöneticiler olarak toplumun hafızasına kazımaya çalışmaktadır. Bunun DİSK Genel Başkanı'na yapılan saldırıyı ve benzer saldırıları meşrulaştırdığı açıktır" denildi.
• Market zinciri Migros'tan, şirkete bağlı tüm işyerlerinde lokavt kararı alındığı açıklaması yapıldı. Tez-Koop-İş ile şirket arasında sürdürülen Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri kapsamında, yasal süre içerisinde Tez-Koop-İş grev kararını şirkete tebliğ etmişti. Migros patronunun grev kararına karşı lokavt kararıyla devam eden toplu sözleşme görüşmelerinde işçilere karşı üstünlük sağlamaya çalıştığı düşünülüyor.
• Koç Holding, Arçelik’in alt işvereni-taşeron Yıldıran İnşaat Yükleme Boşaltma Tic. Ltd. Şti. işçilerinin Yargıtay tarafından onaylanan işe iade ya da tazminat haklarını vermemekte ısrar ediyor. 2007 yılında Nakliyat-İş’in örgütlendiği ve toplu iş sözleşmesi imzaladığı Yıldıran İnşaat’ın ihalesi, Arçelik yönetimi tarafından iptal edilmiş, bu hamle üzerine işçiler aylarca süren bir direniş başlatmışlardı. İşçilerin direniş eylemi devam ediyor.
• Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş) 4 Ekim günü IMF zirvesinin toplandığı Kongre Vadisi’nin girişinde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada sağlık emekçilerinin işten çıkarılmasının sebebinin IMF ve Dünya Bankası politikaları olduğu vurgulandı.
• DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından IMF ve Dünya Bankası’nın 6-7 Ekim’de Türkiye’de yapacakları toplantılara karşı oluşturdukları platformun Kartal Meydanı’ndaki eylemi Sinter işçleri ile birarada yapıldı. Sinter işçileri dayanışma gecesi öncesinde yapılan eyleme, Devrimci Sağlık –iş, Sabiha Gökçen işçileri, EMEP, ÖDP, TKP, Halkevleri, ESP, Kurtuluş, Alınteri ve Devrimci Hareket de destek verdi.
• Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.’de (SEDAŞ) özelleştirildikten sonraki ilk toplu sözleşme Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası (TES-İŞ) arasında imzalandı. SEDAŞ işvereni ile TES-İŞ arasında 1 Mart 2009’dan itibaren 2 yıl süreyle geçerli olacak sözleşmeye göre, ortalama 1.500 TL civarında olan ücretlere birinci yılın ilk 6 ayı için yüzde 4, ikinci 6 ayı için de yüzde 5, ikinci yılın her iki 6 aylık dönemi içinse yüzde 2.5 artı enflasyon farkı oranında zam yapılacak. Ayrıca toplu sözleşme kapsamında gıda, giyim yardımı, yemek bedeli ve sosyal yardım tutarlarında ilave artışlar yapıldı.
• Pakmaya’nın İzmit Fabrikası’nda müteahhit işçisi olarak çalışan 4 kişi, temizlik için girdikleri fosseptik çukurunda metan gazından zehirlendi. Arıtma tesisi civarında bulunan atık suların toplandığı kuyunun temizliğini yapan Altun isimli vidanjör firmasının 4 işçisi, atık su kuyusundaki çamuru karıştırınca çıkan gazdan dolayı zehirlendi. İşçilerden 2’sinin hayati tehlikesi bulunuyor.
• Tuzla Tersaneler bölgesinde son olarak Halil Daş isimli bir işçinin de iş cinayeti biçimindeki bir iş kazasına kurban gitmesini protesto eden Tersane İşçileri Birliği Derneği üyeleri 2 Ekim günü Desan Tersanesi önünde eylem yaptı.
• TMMOB tarafından 14–15 Kasım’da gerçekleşecek olan Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları kurultayının çağrısının ve programının da yer aldığı broşürleri dağıtan "Toplumcu Mimar, Mühendis ve Şehir Plancıları", 2 Ekim Cuma günü Tepebaşı’nda bulunan İstanbul Metropolitan Planlama’da (İMP) güvenlik görevlilerinin ve İMP yönetiminin sözlü saldırısına ve tehditlerine maruz kaldı.
• Dev Sağlık-İş'e üye oldukları için işten atılan Okmeydanı Hastanesi çalışanları Taksim'de kitlesel gösteri ve yürüyüş yaptı.
• Bağımsız Metal İşçileri Sendikası (BAMİS) Genel Başkanı Ayşegül Bozdağ ve BAMİS Genel Sekreteri Volkan Dursun çalıştıkları, Bursa Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’nde (HOSAB) bulunan ve 300 işçinin çalıştığı PLAST-MET Plastik Metal San. ve Tic. AŞ’den sendikal faaliyet yürüttükleri gerekçesiyle işten çıkarıldılar.
• KESK'e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), eğitim emekçileri ve öğrenciler için ücretsiz ulaşım hakkı talebiyle çıplak ayaklı bir yürüyüş gerçekleştirdi. Taksim Tramvay Durağı'nda toplanan Eğitim-Sen'lilere çeşitli gençlik örgütleri ve veliler de destek verdi. Eylemde, IMF-DB direktifleri doğrultusunda ulaşım, sağlık ve barınma hakkının gaspedilmesine karşı İstanbul'da gerçekleştirilen IMF-DB toplantıları da protesto edildi.
• İzbeton'da greve çıkması mahkeme kararıyla durdurulan Belediye-İş toplu iş sözleşmesini imzaladı.
• Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, Türkiye için 2010 yılında işsizliğin "sorun" olarak devam edeceğini "müjdeledi"!
• Balıkesir’in Bandırma İlçesi’nde Petrol-İş Sendikası Bandırma Şubesi üyesi olan 200 işçi Eti Bor fabrikalarında uygulanan taşeronlaşmayı protesto etmek için 2 kilometrelik bir yürüyüş yaptı.
• İzbeton'da örgütlü Belediye-İş Sendikası'nın aldığı grev kararını mahkeme durdurdu.
• İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meslek Eğitimi Kursları'nda (İSMEK) çalışan bir muhasebe öğretmeni, AKP'yi eleştiren bir köşe yazısını iş yerindeki diğer muhasebe öğretmenleriyle paylaştığı için işinden kovuldu.
• Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde çalıştığı Desan Tersanesi'nde 22 Eylül günü gemide yüksekten ambara düşen Halil Daş (26), kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. DİSK Limter-İş, Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde iş kazası sonucu ölen işçi sayısının 128'e yükseldiğini açıkladı.
• Ankara Tabip Odası, SES ve Dev Sağlık-İş üyeleri, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde çadır kurarak gece boyunca protesto nöbeti tuttular. Örgütler 1 Eylül 12.30'da da bir yürüyüş yapacak.
• Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu IMF'e karşı gerçekleşen protestoları kınadı.

Kaynak: Gerçek Haber Ajansı (GHA)
gercekhaberajans.blogspot.com

25 Ekim 2009 Pazar

ETNİK ÇATIŞMA TEHLİKESİ BÜYÜYOR!


BÖLÜCÜLÜĞÜN ŞAHI DEVLET BAHÇELİ EMPERYALİZMİN AJANIDIR!

PKK “barış elçisi” grupları Türkiye’ye göndermeye devam ederken, Kürt düşmanlığını tırmandıran ırkçı-şoven kışkırtmalar tehlikeli boyutlara varıyor. Bolu’da yerel bir gazetede DTP’li milletvekillerini teker teker öldürme çağrısı yapan bir gazeteyi beraat ettiren mahkeme kararı Yargıtay’da oybirliğiyle onaylandı. Elazığ’da DTP’lilerin basın açıklaması eylemi, faşistlerin polis gözetiminde saldırısına uğradı. İstanbul Valisi Güler, 1 Mayıs ve IMF gösterilerinde takındığı tavrın bir benzerini 28 Ekim’de Avrupa’dan gelmesi beklenen PKK “barış elçisi” grupları karşılamak için hazırlanan DTP’ye “kesinlikle izin vermeyeceklerini” belirterek sergiledi. Bütün bu gelişmelerin arka planında, MHP başbuğu Devlet Bahçeli’nin Genelkurmay ve AKP hükümet yetkililerinin açıklamalarından cesaret alan ve Türk-Kürt çatışmasını kışkırtan açıklamaları yer alıyor.

MHP başbuğu Devlet Bahçeli’nin açıklamalarında en fazla dikkat çekecek ifade, “İstanbul Habur değildir” cümlesidir. Bu ifade, Bahçeli’nin “Habur’da sesiniz çıkabilir, orası Kürt toprağıdır, ama İstanbul’da sesinizi boğarız çünkü İstanbul Türk toprağıdır” gerekçesini dile getirdiğini gösteriyor. Bu yaklaşım, ülke topraklarının bölünmesi projesinin Devlet Bahçeli tarafından kabullenildiğini kanıtlamaktadır. Bahçeli açıklamalarıyla, Türk ve Kürt halk kitlelerinin bir etnik çatışmaya sevkedilmesini kışkırtmaktadır. “Kürt açılımı” denilen AKP-Genelkurmay politikasının Yugoslavya’da olduğu gibi bir etnik çatışmaya yol açma olasılığı, bizzat MHP ve Genelkurmay eliyle provoke edilmektedir. Bu siyasetin asıl sahibinin emperyalizm olduğu uyarısını yapanların haklılığı böylelikle doğrulanmaktadır.

Türkiye tarihinde benzer kitlesel etnik ve mezhep temelli kıyımlar, 1915’de Ermenileri, 6-7 eylül’de İstanbul Rumlarını, 1978’de Maraş ve Çorum’da Alevileri hedef almıştır. Şimdi benzer bir ırkçı kışkırtmayla yüzyüzeyiz! Emperyalizmin bu kıyımlarda rolü kanıtlanmıştır. Yugoslavya’yı ve Irak’ı aynı temelde kanlı girdaplara sürükleyenlerin emperyalizmin ajanları olduğu biliniyor. Şimdi de MHP ve Devlet Bahçeli, aynı doğrultuda uğursuz bir rolü üstlenmeye hazır olduğunu açıklıyor. Türkiye halklarını birbirine düşürmeye ve çatıştırmaya hazırlanan ırkçı-faşistler bölücülüğün şahı olduklarını, emperyalist planların ajanı olduklarını açıkça beyan ediyor!

DTP ve PKK temsilcilerinin bu provokasyona alet olmamaları, Kürt halkının eşitlik ve özgürlük taleplerini emperyalist planların hayata geçirilmesine yem etmemeleri, tarihsel bir sorumluluktur.

Bölge halkları, Türkler, Kürtler, Araplar emperyalizme karşı birleşmelidir. Ellerindeki silahların namlusunu emperyalizme çevirmelidir. Bu çerçevede, AKP hükümetinin “açılım siyaseti” içinde rol üstlenmekten vazgeçilmelidir!

23 Ekim 2009 Cuma

LİMAN İŞ SENDİKASI'NDAN AÇIKLAMA



Liman-İş Sendikası önceki gün yapılan bir eylemde sendikaya ve genel başkanına yönelik iddialara yazılı bir açıklama ile yanıt verdi.

Önceki gün Migros Genel Müdürlüğü önünde yapılan eylemde yapılan açıklamada Liman-İş Sendikası ve sendika Genel Başkanı Muzaffer Akpunar’a yönelik kimi suçlayıcı ifadelere yer verilmesi üzerine, Liman-İş Sendikası Merkez Yönetim Kurulu yazılı bir açıklama yaptı.

Liman-İş Sendikası’ndan yapılan açıklamada, bahsedilen eylemde sendika ve Akpunar’a yönelik ifadeler “yanlış, dayanaksız ve haksız iddia ve ithamlar” olarak değerlendirilirken, “İşçilerin Nakliyat-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atıldıkları bir ortamda, bu işyerlerinden herhangi bir üyelik başvurusu almamış olan sendikamızın hedef gösterilmesi maksatlı bir tutumun olduğunu gözler önüne sermektedir” ifadelerine yer verildi.

Liman-İş Sendikası açıklamasında bahsedilen eylemde basın açıklamasını yapan Murat Bostancı’nın sendikayı ve genel başkanını “sarı sendikacılık yapmakla”, “işçileri oyalamakla”, “işçilerin sendikaya üye olmasını istememekle” ve “sendikal çalışmanın açığa çıkmasına neden olmakla” suçladığı kaydedilirken şu sözlere yer verildi: “Öte yandan Migros bünyesinde faaliyet gösteren taşeron şirketlerin hangi işkolunda yer aldığı hususunda da belirsizlikler mevcuttur. Sendikamız bu taşeron şirketlerin hangi işkolunda yer aldığı, bu şirketlerin nerelerde faaliyet gösterdiği, bu şirketlerde kaç işçi çalıştığı hususlarında bilgi toplamaya ve gerekli altyapıyı oluşturmaya çalışırken, bir başka deyişle sağlıklı bir örgütlenme zeminini inşa etmeye gayret gösterirken, sendikamızı ve genel başkanımızı hedef alan açıklamalar son derece yersiz ve haksız olmuştur. Sendikamızın kendi işkoluna girip girmediğinin, hangi ilde kaç işyerinde kaç işçi çalıştırdığının bile belli olmadığı bir şirkette örgütlenme çalışması başlatması mümkün değildir.” Liman-İş Sendikası’nın yaptığı açıklamada, Bostancı’nın yaptığı açıklamanın gerçeklerden uzak olduğu ifade edilirken, diğer suçlamalara yönelik çeşitli açıklamalarda da bulunuldu.

Liman-İş Sendikası açıklamasında, Bostancı hakkında gerekli yasal sürecin başlatılacağı belirtilirken, açıklamanın sonunda “demokratik kamuoyunu yalanlarla dolu açıklamaları dikkate almamaya davet ediyor, sendikamızı yıpratmaya yönelik bilinçli bir çaba içine girişmiş olan kişi ve çevrelere de bu yanlış tutumlarından vazgeçmeleri çağrısında bulunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

22 Ekim 2009 Perşembe

AÇILIMA ÜÇ YAKLAŞIM


KÜRT SORUNUNDA ARALANAN KAPI VE BEKLENTİLER

Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla ülkeye dönüşleri kabul edilen ve tutuklanmayan “barış elçisi” PKK grupları, AKP hükümetinin yürüttüğü “Kürt açılımı “ siyasetine ilişkin tartışma ve değerlendirmelerin yeniden alevlenmesine yol açtı. Meşru taleplerinin, demokrasi, özgürlük, barış ve eşitlik gibi isteklerinin, burjuva düzeni çerçevesinde ve emperyalizmin himayesinde kısmen de olsa karşılanabileceği umudu, on yıllardır zulme karşı direnen ve başkaldıran Kürt halk kitlelerinde heyecan ve beklenti düzeyini yükseltti. Kürt sorununun inkarcı ve asimilasyoncu şoven siyasetle ve askeri şiddet yoluyla tasfiyesinin olanaksızlığını, Kürt ulusal demokratik hareketi mücadeleyle ve can pahasına dosta düşmana gösterdi. Ancak şimdi tehlikeli bir dönemece varıldı. Kısmen de olsa muhatap alınma durumu nedeniyle, meşru taleplerinin karşılanabileceği yanılsamasının büyütülmesi, barış ve özgürlük isteklerinin bugünkü koşullarda siyasal bir çözümünün mümkün olduğu beklentisinin yayılması, savaş yorgunu Kürt halkını AKP’nin pro-emperyalist siyasetinin destekçisi haline getirmeye yardımcı olabilir. Dahası bu risk, Kürt ulusal demokratik hareketinin ve Türkiye solunun örgütlü anti-emperyalist dinamiklerinin tasfiyesini de hedefleyen daha genelleşmiş bir planın parçası olarak gerçekleşebilir.

Kürt halkının gerçek dostlarının, Türkiye işçi sınıfı hareketinin politik temsilcilerinin bu dönemde yaptığı ve yapacağı uyarıların dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.

KÜRT AÇILIMINA ÜÇ YAKLAŞIM

Kürt açılımına yaklaşımın kabaca üç grup içinde saflaştığı gözleniyor.

AKP merkezli liberal ve pro-emperyalist siyaseti kendi çıkarlarının birebir ifadesi olarak gören kesimler, açılımcılığın en has taraftarları olarak göze batıyor. Türkiye’de açılım siyasetinin meşruiyetini Amerikan kaynaklarından devşirmeyi amaçlamış bu kesim, şu sıralar Amerikalı olan her şeye mide bulandırıcı ve gülünç bir hayranlıkla tutunmaya çalışıyor. Konuyla doğrudan ilgisi olmasa da Amerikalı olması yeterli görülen film artisti Kevin Costner’dan sonra, Bush’un eski Dışişleri Bakanı ve Irak işgalinin savaş suçlusu Colin Powell da eli öpülen Amerikan büyükleri arasına katıldı (1). Amerikan muhipliğinin bugünkü temsilcileri arasında her boydan, soydan ve cinsten büyük sermaye temsilcileri sayılabilir.

AKP merkezli liberal açılıma cepheden karşı çıkmayan ancak pazarlık tavrıyla yaklaşan, kendi koşul ve taleplerini bu açılımın içeriğine katmak için kısmi eleştiri ve direnç gösterenler, ikinci grubu oluşturuyor. Sözcülüğünü CHP ve MHP’nin yaptığı ve türk-milliyetçiliğini şovenizm ve ırkçılık sınırlarında kaşıyanlar, ikinci grubun Türk tarafındakiler oluyor. Bu grubun Kürt tarafında yer tutanlar da var. Kürt ulusal demokratik hareketinin meşru demokratik taleplerini pro-emperyalist liberal siyasetin ittifak çağrılarına karşı pazarlık kozu olarak değerlendirenlerin sözcülüğünü DTP ve PKK yapıyor. (Bu son grubun peşine takılan Türk solu kökenli gruplar da unutulmamalı!) Bu grubun ortak özelliği, pazarlıkta AKP’yi ve ABD’yi muhatap almaları, etnik çatışmayı kışkırtıcı bir çizgi izlemeleri, her iki halktan işçi sınıfının ve emekçi yoksul köylülerin gündemini ve çıkarlarını görmezden gelmeleri, sofrada Türk ve Kürt egemenlerine düşecek pay konusunda kavgaya tutuşmalarıdır.

İŞÇİ SINIFI SOSYALİZMİNİN YAKLAŞIMI

Henüz siyasal çizgisi ve temsilcileri berrak bir omurga oluşturmaktan uzak bir üçüncü öbeğin, Kürt açılımına yaklaşım konusunda asıl umudun kaynağı olması beklenmelidir. Üçüncü öbek, işçi sınıfı sosyalizminin bilimsel ve devrimci çizgisinin, yani Kürt sorununda sahici bir çözümün, ancak ve yalnız anti-emperyalist devrimci bir çözüm olabileceğini söyleyenlerin çizgisidir.

İşçi sınıfı sosyalizmi açısından Kürt halkının acil talepleri, özgürlük, barış, demokrasi ve eşitlik istekleri meşrudur! Bu çerçevede Kürt dili ve kültürü üzerindeki her türlü asimilasyoncu baskı ve uygulamalara son verilmelidir. Kürt halkının özgür seçimlerle yerel ve ülke düzeyinde kendi politik temsilcilerini belirleme hakkı üzerindeki bütün kısıtlamalar ve baskılar kaldırılmalıdır. Kürt illerinde işçi sınıfının ve yoksul emekçi köylülerin politik hareketinin birliğini ve örgütlenmesini temsil eden Kürt yurtseverleri ve komünistleri üzerindeki bütün siyasal yasaklar, baskılar ve kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Bütün siyasal tutuklular ve mahkumlar serbest bırakılmalı, bu amaçla acilen bir "genel af" ilan edilmelidir. Korucuların silahları toplatılmalı ve koruculuk örgütü dağıtılmalıdır. Kürt illerinde büyük toprak sahiplerinin mülkiyetindeki bütün ağa toprakları millileştirilmeli ve kooperatiflerde birleştirilen yoksul emekçi köylülere dağıtılmalıdır. Türk ordu güçlerinin Kürt illerinde ve sınır ötesinde giriştiği bütün askeri operasyonlar durdurulmalıdır. Kürt nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde ve komşu illerde, o arada Irak Kürdistanı bölgesinde mevcut bütün ABD üsleri kapatılmalı, ABD askerleri ve yabancı güçler çekilmelidir.

Kürt sorununda işçi sınıfı sosyalizminin temel programatik hedefi, “Kürt halkına kendi geleceğini belirleme hakkı”nın tanınmasıdır. Bu siyasal hedef, Türkiye’de anti-emperyalist demokratik bir halk iktidarının kurulmasına bağlı olarak hayata geçebilecektir. Bu hedefe yönelik çabaların temeli, Türk ve Kürt halk güçlerinin birleşik cephesinin kurulmasıdır. Kürt yurtsever halk güçlerinin direnişinin binlerce can pahasına elde ettiği örgütlü mevzilerin korunması, Kürt direnişinin emperyalizmin ve bölgedeki ortaklarının belirlediği dar alanda sıkıştırılarak tasfiye edilmesinin engellenmesi, yeni bir çıkış yapabilmesi, savaş mağduru Türk halk kitleleri içindeki ırkçı-şovenizmin geriletilmesi ve Birleşik bir Cephe’nin hayata geçirilebilmesi için yapılması gereken çağrı, silahların bölgedeki işgalci yabancı güçlere yöneltilmesidir. Türk, Kürt ve Arap halklarının bütün direniş ve muhalefet güçlerini ABD emperyalizmine karşı konumlandırmaya dayandırılacak böyle bir politika, ABD ve ortaklarının bölgeye dair planlarını bozacaktır.
______________________________________

1. Amerikalılar, hükümet ve Amerikan muhipleri için bir meşruiyet kaynağı olarak görülüyor. Politik ve toplumsal önemi kendinden menkul Kevin Costner gibi bir artistten “açılım desteği” uman AKP’li apolitik politikacıların tavrına ilişkin anlaşılabilir nedenlerle tepkisini gösteren CHP ve MHP liderleri, söz konusu olan ABD devlet yönetiminden bir eski lider (Colin Powell) olduğunda, ağızlarına fermuar çekiyor. Powell Amerikalı kimliğiyle CHP ve MHP gibi milliyetçilerden tepki görmüyor! Ancak Colin Powell TİKAD adına davetli olduğu toplantıda bu Amerikalı kimliğini temsil etmenin ötesine geçiyor. Haksız bir savaşın güya “pişman” lideri olarak Türk askeri ve politik liderlerine rol modeli oluşturuyor. Irak’ın işgalinden önce “Irak’ta kitle imha silahları var” dediği için pişmanlık duyduğunu beyan eden bu lider eskisi, “Kadın bakış açısıyla terör, savaş, işkence, dayağa karşı çıktıkları” iddiasındaki TİKAD Başkanı Nilüfer Bulut tarafından kamuoyuna şöyle takdim ediliyor: “Bir yanda asker anneleri, bir yanda çocuğunu PKK yüzünden dağda kaybetmiş anneler, ortak bir hedef için el ele verecek ve tüm dünyada barış isteyecek. En kanlı savaşın ruh halini yansıtması için Irak savaşının mimarlarından Powell’ı davet ettik.” TİKAD Başkanı, Birleşmiş Milletler’de Irak’ın işgalinden önce “Irak’ta kitle imha silahları var” dediği için pişmanlık duyduğunu belirterek savaşı ve işgali yalan yere meşrulaştırdığını açıkça itiraf ettiği halde, Powell’ın bir savaş suçlusu olarak hala yargılanmadığını, iki kuru cümleyle yapılan bu itirafın işgalciler tarafından işlenen insanlık suçlarını affettiremeyeceğini unutuyor. Dahası, Irak için yalan söylediği ve insanlık suçları işlenmesine yardımcı olduğu sabit bu eski politik ve askeri liderin güvenilmezliği kanıtlanmışken şimdi hangi yüzle Kürt açılımı konusundaki sözleri bir referans konusu ediliyor?

20 Ekim 2009 Salı

TARİHİ KİMLER YAPAR?


TARİH YAPICILIĞI VE TARİHİN YENİDEN YAZILMASI İHTİYACI

Türkiye’yi yönetenler, Türkiye-Ermenistan gösteri karşılaşmasında, kuruldukları seyirci koltuğundan “Biz burada tarih yazmıyoruz, tarih yapıyoruz” buyurmuş! Büyük güçlerin buyruklarını hayata geçirmek için uğraşanların, kendi halklarının kaderini yabancı emperyalistlerin ellerine teslim edenlerin, başkalarının yazdığı tarih senaryolarını hayata geçirmeye çalışan uşak ruhlu yanaşmaların bu böbürlenmesi en hafif tabiriyle gülümseticidir.

Tarih yapıcılığının yabancı sömürgeci devletlerin ve yerli ortaklarının basit birer aleti olan siyaset cücelerine vergi olmadığı, Marx ve Engels’ten bu yana iyi biliniyor. Haksızlığın, adaletsizliğin, zorbalığın ve kıyıcılığın temsilcileri, sahip oldukları nam ve unvanlarına, büyük servetlerine ve iktidar güçlerine dayanarak tarihi yaptıkları iddiasıyla kabarıp şişiniyor. Böyleleri sayısız benzerleri gibi ancak tarihin çukurlarında unutulmaya mahkumdur. Yapıcılık nasırlı ellerin, alınterinin işidir. Ayağını toprağına sağlam basan, bastığı yerde başı dik durmasını bilen, haram yemeyenlerin davasıdır. Tarih yapmak, ekmek pişirmeye, bağ çapalamaya, çimento karmaya, duvar sıvamaya, aluminyum doğramaya, yeraltından kömür kazımaya benzer. Tarih yapmak gece nöbetinde uykusuz hasta bakmaktır, yeni yetmelere okur yazarlığı ve bilgeliği öğretmektir.

Tarih yapanlar kendini feda etmekten korkmayan, cesaretle öne atılanlardır. İşgalciye ilk kurşunu sıkanlar, kayıkla Anadolu’ya silah kaçıranlar, işgalcinin suratına pabucun tersini yapıştıranlardır! Tarih yapanlar tahtları, taçları, saltanat koltuklarını devirenler, kralları, padişahları, çarları kovalayanlardır. Tarih kendi kaderine sahip çıkan halkların elinde yapılır. Tarih bu uğurda ölenlerin adlarını ve anısını yücelterek yaşatır. Sadece Bedreddin, Pir Sultan, Börklüce, Robespierre, Marat, Paris Komüncüleri, TKP’nin Onbeşleri, Bolşevikler, Che gibileri tarihi yapar, bu yüzden tarihin en ışıltılı sayfaları sadece onları yazar. Ölümlerinin üzerinden emniyetli sayılabilecek yeterli bir süre geçtikten sonra, hasımlarının bile onları aziz mertebesine yükseltmeleri, zararsız birer put olarak duvara asıp riyakarca saygı göstermeleri bundandır.

Tarih yaptığını buyuran ve zannedenler fena halde yanılıyor. Beyler, paşalar, ağalar, genel müdürler, reisler, CEO’lar, cüzdanı şişkinler, omuzu kalabalıklar, kuyruklu rütbe ve ünvanlarını peşlerinde taşıyanlar, bugünkü hükümleri her daim sürecek sanıyor. Onları bekleyen tarihin çöplüğüdür.

TARİHİ YENİDEN YAZMA İHTİYACI

Sosyalist sistemin çöküşünün üzerinden 10 yıl geçmeden, ABD’nin Seattle kentinde 1999’da Dünya Ticaret Örgütü’ne karşı baş gösteren kitlesel protesto eylemleri, kapitalizmin nihai zaferini duyuranlara karşı yeni bir meydan okuma döneminin ilk şimşek çakmasıydı. İlerlemenin durdurulduğunu ve tarihin sonuna varıldığını ilan eden burjuva ideologlarının suratını pratiğin eşsiz tokadıyla kızartan 2000’lere, emperyalizmin azgın bir askeri saldırısıyla ve birbirini izleyen işgal operasyonlarıyla girildi. Dinsel yobazlığın, gericiliğin, piyasacılığın, militarizmin, demokrasi düşmanlığının dalgaları dünya halklarının üstüne peşpeşe çullandı. Yugoslavya, Irak, Afganistan, Kafkasya coğrafyalarında kanlı savaşlar yaşandı, yüzbinlerce insan öldü. Ortaçağın karanlık figürleri Papalar, Patrikler, Halife müsveddeleri başrollere çıktı. İnsanlığın Hitler’den bu yana gördüğü en tehlikeli ve büyük savaş örgütü NATO, Orta-Doğu ve Avrasya coğrafyalarına yayıldı. Kapitalizmin 1929’dan bu yana sürüklendiği en derin ekonomik buhran, 2008’den beri devasa boyutlarda işsizlik, açlık, yoksulluk ve sefalete yol açarak bu manzaranın üzerine eklendi.

Dünya halklarının emperyalizme karşı mücadelesi yükselen gericilik dalgasını göğüsleyerek adım adım toparlanmaya başladı. 2000’li yıllar, Orta ve Güney Amerika’da Sosyalist Küba’nın ayakta durmasından güç alan Venezuela merkezli yeni bir devrimci sürecin doğuşuna tanıklık etti. Irak’ın işgaline karşı, dünyanın dört köşesinde milyonlarca insan savaş aleyhtarı gösterilere katıldı. İşçi sınıfı hareketi, Güney Asya’da, Güney Afrika’da, Rusya’da, Güney Amerika’da yeni bir kitlesel hareketlenmenin ilk işaretlerini veriyor.

İlerleme ve gericilik güçleri arasında dünya ölçeğinde bir mücadelenin yeni bir dönemi açılıyor. Bu döneme emperyalizm ideolojik ve siyasal bir karşı saldırıyı geliştirerek hazırlanıyor. Saldırının önemli bir başlığını, sosyalizmin 20 inci yüzyıldaki iktidar döneminin karalanması oluşturuyor. Bu başlık altında Doğu Avrupa’da ve Orta Doğu’da geçen yüzyılda yaşanan tarihin yeniden yazılması önem kazanıyor. Avrupa’nın faşist geçmişini aklamak, sosyalist geçmişini mahkum etmek, ilk emperyalist paylaşım savaşının sonuçlarını iptal etmek ve 21 inci yüzyılda bölgenin yeni düzenini bu yeni tarih yazımına göre oluşturmak amaçlanıyor. Tarihin restore edilmesi çabasını 1789 Fransız Devrimi’ne kadar uzatmak isteyenler var.

Tarihi yeniden yazmak isteyenler, önümüzde açılan dönemin tarihini bu yeniden yazıma uygun olarak yapmak isteyenlerdir. Cumhurbaşkanı Gül’ün “tarih yapıyoruz” iddiası bu bağlamda anlam kazanıyor. AKP’li yönetici zümre, emperyalist mihraklar tarafından yeniden yazılan tarihin yakın geleceğe taşınması çabasının bölgesel taşeronlarıdır.

Yakın geleceği 1. Paylaşım Savaşının sonuçlarının iptali üzerinden kurmak, Osmanlı’nın restorasyonu hedefiyle dile getiriliyor. Ermeni açılımını, Kürt açılımını, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus-devlet olarak kuruluş temellerinin zayıflatılmasını içeren politikalar, Dünya savaşının ve eşlik eden etnik boğazlaşmaların yeniden hesaplaşma gündemine alınmaya davet edilmesini kaçınılmaz kılıyor.

TARİH NASIL YAPILIR?

Tarihin tek yönlü ilerleyen bir toplumsal yolculuğun öyküsü olduğunu biliyoruz. Toplumların basitten karmaşığa, ilkel biçimlerden yüksek biçimlere ilerlediğini, toplumsal ilerlemenin lokomotifinin devrimler olduğunu Marx’tan bu yana öğrendik. Burjuva ideologlarının bütün savları, bu ilerleme fikrinin öyle ya da böyle reddini ya da zayıflatılmasını amaçlıyor.

Bazılarının iddiasına göre, tarihin bütünlüklü bir toplumsal ilerleme anlatısı oluşturması mümkün değildir. Toplumsal hayat kaotik, çok parçalı ve belirli bir yönü olmayan bir özelliğe sahiptir, ilerleme diye bir şey yoktur.
Diğer bazılarına göre ise toplumsal hayatın yönetici ilkesi özel mülkiyet ve bireyin özgürlüğüdür, bu ilkenin hayata geçiş biçimine bakarak toplumsal hayatın yönü anlaşılabilir.

Başka bazıları ise, bilinemezci bir tutumla, toplumsal ilerleme kadar toplumsal gerilemenin de mümkün olduğunu iddia eder. Herşeyi belirleyen, ilerlemenin maddi nesnel temelleri değil insan iradesidir, istersek ilerleme olabilir, istemezsek gerileme de mümkündür, istek ve iradeyi neyin oluşturduğu ise belirsizdir.

Bütün bu savlar, ilerleme kavramını ve maddi temellerini reddetmekte birleşiyor. Bütün bu yaklaşımların amacı, ilerleme için mücadele eden tarihin gerçek yapıcılarının, üzerinde hareket ettikleri maddi temelleriyle birlikte toplumu bilimsel açıdan kavramalarını güçleştirmek, böylelikle ilerleme ve devrim için mücadeleleri durdurmak ve yavaşlatmaktır.

Tarihi yapanlar, kendilerinden önce varolan ve içine doğdukları tarihsel maddi koşullar temelinde, üretici güçlerle üretim ilişkilerinin çatışmasının yarattığı gerilim temelinde harekete geçer. Tarihi gerçekten yapanların meşruiyeti, üretici güçlerin gelişimi doğrultusunda temellenir. Bu doğrultunun çağımızda sosyalizasyon yönünde olduğu iyi biliniyor. Hiçbir yanıltıcı ideolojik yaklaşım bu gerçeği perdeleyemez.

Tarihi yapanlar, ilerleme doğrultusunda kesintisiz hareket edenlerdir. Karşı devrimciler, gericiler, tarihi yapanlar değil ilerlemenin kesintisizliğini ve duruluğunu çıkardıkları cızırtıyla bozmaya çalışanlardır. Tarih yazıcıları onları yazmayacak, çünkü onlar en fazla radyo yayınlarındaki parazitlere cızırtılara benziyor, tarihin ilerleme sürecinin devamını engellemeleri olanaksız, ancak duraklatmalara ve yavaşlatmalara sebep olabilirler.

Toplumsal ilerlemenin toptan durdurulması, insanlığın barbarlık ve vahşet çağına kadar geri götürülmesi mümkün mü? Tarihin gerçek yapıcısı işçi sınıfının kolektif eylemi toptan tasfiye edilebilir mi? İnsanlığın yakın tarihindeki toplumsal kazanımların tamamen geri alınması gerçekleşebilir mi?

Daha somut, yakın tarihe ve coğrafyaya ait iki soruyla devam edelim: 1917 Ekim Devrimi’nin ve 1908-1923 Türk Burjuva Devrimi’nin kazanımları toptan tasfiye edilebilir mi? Tarih 1900’lerin başlarına doğru geri sarılabilir mi?

Bu sorulara özgüvenle “Hayır!” yanıtını verenler, toplumsal ilerlemenin yasalarından aldıkları güçle bir kez daha başkaldırmak ve “Tarihi yapıyoruz” edasıyla emperyalist senaryoları hayata geçirme çabalarının gülünçlüğünü gösterecek toplumsal pratiği örgütlemekle, tarihin nasıl yapıldığını dosta düşmana göstermekle yükümlüdür.

18 Ekim 2009 Pazar

TARİHİ EMPERYALİSTLER VE YANAŞMALARI DEĞİL HALKLAR YAPACAK VE YAZACAK!


IRAK’TA İSTİKRAR BEKLENTİLERİ

Irak’ta olup bitenler ve olacaklar, uzun süreden beri, sadece bu ülkede yaşayan halkları ilgilendirmiyor. Komşu bölge devletleri, büyük emperyalist güçler, Irak’ın içişleriyle yakından ilgileniyor. CENTO üyesi Irak Krallığı ve Krallık rejimini deviren Baas Partisi iktidarı yıllarında devam eden bu ilgi, bugün de sürüyor. İşgalcilerin çizmeleri altında 2003’ten bu yana ezilen ve haydutça yağmalanan bu mazlum ülkenin acılı halklarının yazgısı, bugün için ABD ve işbirlikçilerinin elinde gözükse de, siyasal- etnik- dinsel bölünmüşlük ve kuşatılmışlık gibi son derece elverişsiz koşullar altındaki Irak halkının yurtsever direnişi, üstün işgal güçleri tarafından hala tam anlamıyla zapturapt altına alınamadı.

İşgalciler bir süreden beri, direnişin zaaflarından yararlanmayı gözeten farklı bir siyaset izliyor. Yeni siyasetin temelini, direnişi lojistik ve siyasal desteklerinden yoksun bırakan bir kuşatma aracılığıyla boğmak ve işbirlikçilerin cephesini genişletmek oluşturuyor. İran’a yakın Şii güçlerle İran üzerinden uzlaşmak, direnişe destek veren Sünni güçleri Türkiye ve gerici Arap rejimleri üzerinden tarafsızlaştırmak ve bölmek, direnişe destek vermesi olası bölgesel dinamikleri (Filistin, PKK vs.) kendi gündemlerine hapsetmek ve tasfiye etmek, işgalci emperyalist güçlerin yeni siyasetinin başlıca taktiklerini oluşturuyor. Askeri yığınağı başka bölgelere kaydırma zorunluluğu, ABD’de ve Avrupa ülkelerinde işgale karşı yükselen toplumsal muhalefetin askerlerin geri çekilmesini talep etmesi, 2008’de başlayan ekonomik kriz, ABD ve işbirlikçilerini bu yeni siyasete yönelten bir basınç oluşturuyor.

“Irak’ta istikrar arayışı”, ABD ve ortaklarının bu yeni siyasal yöneliminin başlıca söylemini oluşturuyor. Irak’ı yerle bir eden, yüzbinlerce insanı öldüren, ülkeyi yağmacı ve haydut bir zümrenin yönetimi altına sokan kendileri değilmiş gibi, işgalciler şimdi “barış ve istikrar” türküleri söylüyor.

Türkiye bu yeni emperyalist siyasetin başlıca bölgesel elebaşılarından biri olarak öne çıkıyor. El altından işgalcilere lojistik destek sağlayan, üslerini saldırgan gücün uçaklarına açan AKP hükümeti, şimdi suret-i haktan gözüken yeni bir çehreyle, ABD ve ortaklarının yeni planları için bölgede yeni müttefikler devşirmeye çalışıyor. Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de ABD’ye mesafeli duran Arap yönetimlerine ABD’ye vekaleten çengel atıyor.

Irak için öngörülen emperyalist istikrar ve barış beklentisinin maskesini düşürmek, emperyalist istikrarın mezar sessizliği ve haydutluğa boyun eğdirme anlamına geldiğini teşhir etmek, emperyalist uzlaşma ve ittifak arayışlarının bölgeye yeni savaş ve çatışmalar için mayın döşemek anlamına geldiğini sergilemek, bölgedeki anti-emperyalist güçlerin gündemine giriyor.

Emperyalizm savaş demektir! Emperyalistlerle kolkola girenler, istikrarı değil yeni savaşları davet ediyor! Kürt ulusal demokratik hareketini, Filistin güçlerini, Türkiye’deki ve Lübnan’daki anti-emperyalist muhalefeti, Irak direnişini, İran’ın yarattığı başağrısını eşzamanlı açılımlarla boğmaya çalışanlarla uzlaşmaya yanaşanlar, tarih önünde suçlanmaya hazır olmalıdır.

“Emperyalist istikrar” eşliğinde avanta ve yağma hayalleri kuranlar avuçlarını boşuna oğuşturuyor. Bölgede emperyalist güçlerin hükmü sürdükçe, yenilenlerin ve teslim olanların boşalttığı safları yeni ve taze direniş güçleri dolduracak. Tarihi onlar yapacak, onlar yazacak!

17 Ekim 2009 Cumartesi

HANGİ SALGIN DAHA TEHLİKELİ?


DOMUZ GRİBİ Mİ GERİCİLİK Mİ?

Sağlık Bakanlığı, gazeteler, televizyonlar, radyolar, hep bir ağızdan uyarılar yayınlıyor. Yaklaşan kış aylarında “domuz gribi” salgını çok sayıda insanı etkileyecekmiş! Korunma önlemleri tartışılıyor. Salgın tehlikesi herhalde gerçek, ancak önlenmesi ve denetim altına alınması zor ve olanaksız değil. Abartıldığını ve “pazarlandığını” düşünenlerin sayısı da az değil. Başka bir salgın ise bu sırada sualtından sessiz sedasız yol alıyor, halkı ve ülkeyi teslim alıyor.

Kamuoyu “domuz gribi” tehlikesine gözünü dikmiş onu tartışmakla meşgul iken asıl salgının yayılması gözden kaçırılıyor. 1930’lar Almanyası’nda faşizmin yükselişini kuşatan Yahudilik tehlikesi söylemi gibi, 1950’ler ABD’sinde soğuk savaşı başlatan McCarthy’ciliğin yükselişini halkın gözünden saklamaya hizmet eden “Marslıların istilası” gibi veya yakın dönemde Bush gericiliğini perdelemeye yarayan “Saddam’ın kitle imha silahları, şarbon saldırısı” tevatürü gibi “domuz gribi” salgını tehlikesine dair söylem de başka ve gerçek bir salgını unutturuyor: Gericilik!

Tıpkı “domuz gribi” hastalığında olduğu gibi gericiliğe de bir “virüs” sebep oluyor: Piyasacılık! Az sayıda büyük servet ve mülk sahibinin özel çıkarlarına göre toplumu yönetmesinin adı olan piyasacılık, üretmenin, çalışmanın, yaşamanın temel ilkesini kazanç ve özel çıkar peşinde koşmak olarak tarif ediyor. İnsanları bir arada tutan ortak ve genel çıkarların ikinci plana atılmasını hatta toptan unutulmasını vazeden bu anlayış, insanı insanın kurdu haline getiriyor. Özel çıkar peşinde koşarken insanlığını unutturuyor. Bencilliği, güçlüye biat etmeyi, ahlakça düşkünlüğü benimsetiyor. Para sahibi olmayı “değerli” olmakla eş tutuyor. Güçlünün zayıfı ezmesini öğretiyor. İnsanlığı birleştiren ortak ve genel çıkarlar için kendi aklımıza ve ellerimize güvenmek yerine, yeryüzünde ayağımızı yere sağlam basmak yerine, gökyüzüne sığınmayı, acılarımızı sisler aleminin güçlerine sığınarak teskin etmeyi öneriyor.

Bencillik, bireycilik, paragözlük, güçlüye secde etmek, haksızlığa ve adaletsizliğe boyun eğmek, aklını hurafeciliğe teslim etmek, kulaktan dolma yalan yanlış bilgilere inanmak, akıl ve bilimden uzaklaşmak, değişmeye ve ilerlemeye karşı çıkmak, yüzlerce binlerce yıl önceki eski inanç ve yaşam tarzlarına tutunmak, gericiliğin başlıca belirtileri olarak biliniyor.

Tehlikeli olan, gericiliğin salgın biçiminde hızla yayılması ve gericilikten muaf olduğu düşünülenlere de bulaşmasıdır. Edebiyatta, sanatta bunun defalarca örneklendiğini hatırlatalım. Ionesco’nun “Gergedan” oyununda, insanların teker teker giderek topluca gergedana dönüşmesi anlatılır. Portekizli yazar Saramago’nun filme de çekilen “Körlük” adlı romanında insanlar arasında hızla yayılan tuhaf bir körlük salgını anlatılır. Yazar Elias Canetti’nin “Körleşme” romanı da faşizmin insanlığı göz göre göre felakete sürüklemesinin mecazi bir anlatımıdır. Okumamış olanlar, bu kitaplara bir göz atabilir. Biz ülkemizin günlük hayatından gazetelere yansıyan gerçeklere bakalım.

RAMAZAN AYINDA GERGEDANLAŞANLAR

Sarıyer Belediyesi tarafından düzenlenen 1. Uluslararası 1 Eylül Barış Festivali’nde, laikliğin sahibi olduğu varsayılan CHP, AKP’nin “medeniyetler uzlaşması- dinler koalisyonu” siyasetine eklemlendi. İstanbul Müftüsü ve Türkiye Musevileri Hahambaşı toplantıda sahne aldı. Rum ve ermeni papazları, Vatikan eksikti, artık onlar da seneye gelirler inşallah! Bir de Müftü değil Halife olsaydı pek yakışırdı, ama ne yazık henüz bir Halifemiz yok!

Toplantıda söz alan CHP Genel Başkan yardımcısı Bihlun Tamaylıgil, eşsiz bir tarih analiziyle, “Türkiye’de bir çok etnik unsurun birlikte barış içinde yaşayabilmesinin Atatürk devrimleri sayesinde olduğu” teziyle gündemi sarstı! “Hangi barış?” diye kimse sormadı. 86 yılda ortalığın defalarca kan gölüne döndüğü ülkemizde Tamaylıgil ülkenin yarısında çeyrek yüzyıldır savaş çemberinde yaşandığını es geçiyor, “Atatürk devrimleri” dediği şeyin CHP’nin ve CHP sürgünlerinin marifetiyle yerle bir olduğunun bile farkında değil! CHP’nin süs bebeği politikacıları 86 yıl öncede takılmış plak gibi aynı nağmeleri terennüm ederek güya Kemalizmi savunuyor! Katıldığı toplantıda barışın dini liderlere emanet edildiğini görmezden geliyor, bunun AKP siyaseti olduğuna gözlerini yumuyor. Kimse de ona 1 Eylül’ün gerçek anlamını hatırlatmıyor.

ŞEYHLER, MECZUPLAR VE MÜRİTLER MEMLEKETİ

2 Eylül 1925’de Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılması hakkında karar kabul edilmişti. 30 Kasım 1925’de yürürlüğe giren karar ile tarikatlar da yasaklanmıştı. Bu kararın habercisi 30 Ağustos 1925 Kastamonu konuşmasında, Mustafa Kemal’in şunları söylediği biliniyor: “Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için lekedir… TC şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz”.

Tarihin diyalektiği öyle işliyor ki, Mustafa Kemal’in açtığı yoldan ilerleyen burjuva cumhuriyeti, önce CHP’yi sonra DP ve diğerlerini birer tarikat haline dönüştürüyor. Mustafa Kemal ölümünden sonra kendisinden medet umulan bir puta dönüştürülerek Anıtkabir bir modern türbe haline getiriliyor. Ortalığı çok sayıda Kemalist geçinen sözde laik şeyh ve meczup müsveddeleri ve müritleri kaplıyor. Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılması hakkında karar böylece kendi inkarını ve zıddını meşrulaştırarak kapatılanların yeniden açılmasının ve ülkeye egemen olmasının da yolunu açıyor. Türkiye Cumhuriyeti tam da Mustafa Kemal’in işaret ettiği gibi, ölülerden medet umulan, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi oluyor. Özel mülkiyetin dine, dinsel kurum ve uygulamalara, şeyhlere, dervişlere, müritlere ve meczuplara ihtiyacı mütemadiyen yeniden ürettiği toplumsal koşullar, bugünkü gericiliğin ürediği bataklığı oluşturuyor. Gericiliğin reddi, gericiliğin içinde ürediği bataklığın yani özel mülkiyet düzeninin reddini gerekli kılıyor.

Gericiliğin bulaşmasını ve belirtilerini görmemek toplumun bu salgına karşı direncini düşürüyor ve yayılması tehlikesini büyütüyor. Bu nedenle, çatlak sesi çok çıkanların suskunlukla geçiştirdiği bu tehlikeye karşı halkımızı uyarmak, salgının kaynağına karşı harekete geçmek acil bir görevdir.

GHA rastgeldiği gericilik örneklerine ve kaynağına ışık tutmayı sürdürecek.

14 Ekim 2009 Çarşamba

MEDYA ELEŞTİRİLERİ


CUMHURİYET GAZETESİNİN KÖR NOKTALARI

30 Ağustos 2009 Zafer Bayramı kutlamalarına ait haberlerin sunuluş biçimi, resmi Kemalist muhalefetin kör noktalarını bir kez daha gösterdi. Gazetenin bazı haberleri ve köşe yazıları, AKP hükümetinin ideolojik ve politik konumunu paylaşan yazılarıyla, cumhuriyetçi ve kemalist okur kitlesini paralize ediyor, gericilik ve emperyalizm karşısında gerçeklerin tam ve tutarlı bir resmini göremez hale getiriyor.

Cumhuriyet gazetesinin 30 Ağustos törenleri konulu ve Ankara Bürosu mahreçli haberlerinde (TSK Görevinin Başında, 31.9.2009; sayfa: 4-6), “Güçlü Ordu Güçlü Türkiye” sloganı çerçevesindeki resmi törenlere ilişkin hiçbir eleştiri yer almadı. Kuru militarizm övgüsüyle yetinildi. Oysa resmi törenler, 30 Ağustos’u salt bir askeri zafer olarak sunuyordu. AKP hükümeti ile mutabık Genelkurmay siyasetinin bu eleştirisiz benimsenme biçimi, gazetenin Kemalist okurlarının aklını karıştırmaktan başka işe yaramıyor.

Kemal Derviş’in 2000’lerin başında Ecevit hükümetinde uygulamaya soktuğu ekonomik programı “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” aynı deterjan reklamı dilini kullanıyordu. Bu ekonomik programın AKP hükümeti tarafından devralındığı ve Türkiye ekonomisinin emperyalizm tarafından yağmalanmasına ve sömürgeleştirilmesine giden yolun kapılarını açtığı biliniyor.

30 Ağustos’u salt askeri bir zafer olarak takdim eden, zaferin siyasal koşulu olan emperyalist işgale karşı savaşımı ve Sovyet iktidarıyla ittifak çizgisini suskunlukla geçiştiren bu ‘siyasetten arındırılmış dil’, bugünkü koşullarda kullanıldığında, başka bir siyasetin, emperyalizm ile uzlaşmanın dilidir. 30 Ağustos zaferinin bu “siyasetsiz” anlatımı, Türk militarizmini ABD emperyalizminin bölgesel aracı olarak önermekten başka amaca hizmet etmez.

30 Ağustos zaferine, cumhuriyetin varlığını tehdit eden güncel gelişmelere ve cumhuriyet tarihine bakarkörlüğün temsilcilerinden biri, yazar Orhan Bursalı’dır. Bu cumhuriyet yazarı, AKP gözlüğüyle yazmakta, AKP görüşlerini savunmaktadır. Yazar resmi 30 Ağustos törenlerine damgasını vuran teknik ve politikadan arındırılmış dili kullanıyor. Uluslaşmanın başarısızlığını zenginleşmeyi başaramamış olmaya, ekonomide başarısızlığa indirgiyor. Seçilen kapitalist yolun ülkeyi yeniden emperyalizme esir etmiş olmasını açıkça eleştirmekten sakınıyor. Bağımlılığın sebebi olan burjuvazinin egemenliğine dil uzatmıyor. Problemin kaynağını açıkça göstermiyor. (Türkiye Bir Mucizedir, 31.9.2009; sayfa: 6)

Bursalı’ya göre Türkiye’nin 1908-1923 devrim süreci ideolojik ve siyasal hedeflerine ulaşamamış ve yenilgiye uğramıştır. “Türkiye uluslaşmayı ve kuruluş aşamasını başaramamıştır” teziyle beyaz teslim bayrağını yükselten Bursalı, bunun nedenini “Uluslaşmada ‘ekonomik zaferin’ eksik kalması” olarak açıklıyor. Yazara göre, “Zenginlik yaratılabilseydi, Türkiye için bir arada ve çağdaş yaşamanın adı olurdu”.

Cumhuriyet gazetesinin aynı sayısında, Orhan Bursalı’yı doğrulamayan haberler, başka türlü bakmanın gereğini de gösteriyor. “Güçlü ekonomi”, “Güçlü Ordu” söylemleri, G20 grubuna dahil olacak ölçüde büyüme ve sermaye birikiminin başarılmış olması, sorunun zenginliğin yaratılmasında değil, Bursalı’nın hiç sözünü etmediği başka bir gerçekte, zenginliğin paylaşılmasında yattığının altını çiziyor. Zenginliğe el koyan emperyalizm ve onun yerli ortakları (Türk burjuvazisi) ise Bursalı’nın analizlerinde yer almıyor. Yazar zenginliği “mümkün kılacak olansa, sürekli dış kaynak girdilerine muhtaç olmayan, kendi yaratıcı gücünü harekete geçirebilmiş, ekonomide başarmış bir Türkiye…” ifadesiyle, “yumurtasız omlet” özlemini dile getiriyor. Kapitalist yolu seçen, emperyalizm ile bütünleşen, emekçi halkın ürettiği değerlere yabancı güçlerle ortaklaşa el koyan burjuvazinin yönetiminde nasıl olacaksa, dışa bağımlılık ihtiyacı olmayan ulusal bir kapitalizm inşa edilseymiş, uluslaşma ve cumhuriyetin kuruluşu başarılabilirmiş!

Cumhuriyet gazetesinin 30 Ağustos zaferinin tarihsel anlamına dair (2004’de yazılmış imzasız yazısının yeniden basımı) ise Ekim Devrimi ile Kurtuluş Savaşımızın kader ortaklığını vurgulayan saptamasıyla önemlidir. Bu başyazıda, 30 Ağustos konulu haberlerden ve Orhan Bursalı yazısından farklı olarak, şu önemli saptama dile getirilmektedir: “1917 Rus Devrimi Türkiye’nin Milli Kurtuluş Savaşı bakımından bir talihtir; ‘Anadolu İhtilali’ dört taraftan kuşatılmak tehdidinden kurtulmuş, Kafkasya’da sırtını güvenceye almıştır”. (Tarihi İyi Okumak, 31.9.2009; sayfa: 1-8)

Bu başyazıda, yukarda değinilen “30 Ağustos’u salt bir askeri zafer olarak görmekle sınırlı bakış açısı” da eleştirilmektedir: “30 Ağustos’u yalnız bir askeri zafer olarak sınırlandırmayı kendi siyasetleri için gerekli görenler, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın alfabesinden yoksundurlar”.

Bugünkü Kemalist akımın bu saptamaya katılan kesimleri, tutarlı olmak istiyorlarsa, bugünkü Genelkurmay- AKP siyasetiyle ve bu siyasetin dayandığı 1920’lerin Kemalist önderliğinin siyasal tercihleriyle hesaplaşmaktan kaçınamaz.

Kemalist önderlik burjuva dinamikleri temsil eden yapısı nedeniyle, 1920’lerde ve 30’larda Türk-Sovyet dostluğunu ve ittifakını ‘köprüyü geçene dek’ benimsedi. Bir yandan da, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni kapitalist yola yönelterek en başından itibaren bu kader ortaklığına ihanet etti. Tarihin diyalektiği, muzaffer sosyalizm ile ittifak siyasetine ihanet çizgisinin, kendi varlığına ve kaderine ihanet ile eşanlamlı olduğunu gösterdi.

100. Yıldönümüne 14 yıl kala Osmanlı’nın restorasyonuna rücu eden Türkiye Cumhuriyeti, 1920’lerde muzaffer sosyalizm ile sağlam bir ittifaka dayanarak kapitalist olmayan yol siyasetini tercih etmemenin karşı-devrimci sonuçlarıyla bugün yüzyüze geliyor. Bu sonuçtan kaçınmanın bugünkü tek yolu, bundan çıkarı olan toplumsal güçlerin, işçi sınıfının ve emekçi halkın sosyalist iktidarını kurmaya yönelmektir.

1920’lerde kapitalist olmayan yol tercihi, Sovyet iktidarı ile askeri- siyasal ittifak ve ülke içindeki yükselen Bolşevik akım ile Kemalist akımın ortak cephesi temelinde hayata geçirilebilirdi. Bugün Sovyet iktidarı yok, Kemalist akım ise başlangıçtaki merkezi bütünlüğünü ve güç dayanaklarını yitirmiş durumdadır. Kemalist akımın Cumhuriyet tarihi boyunca verdiği sürgünler (DP, AP, 12 Mart’çı ve 12 Eylül’cü Genelkurmaylar, Hasan Cemal’ler, Aydın Engin’ler, Oral Çalışlar’lar vs.) emperyalizmin işbirlikçisi, bağımsızlık davasıyla ilgisiz, yozlaşmış ve çürümüş dinamikleri temsil ediyor. Bugünkü koşullarda, bağımsızlığın kazanılmasının temeli, bu dinamiklere karşı mücadele eden yurtsever, demokratik bir halk cephesini isteyen güçlerle birleşmektir.

Cumhuriyet gazetesi ve okurları, bugünkü Genelkurmay- AKP siyasetiyle ve bu siyasetin dayandığı 1920’lerin Kemalist önderliğinin tarihsel tercihleriyle hesaplaşmayı ertelemekle veya açıkça yapmaktan kaçınmakla, yurtsever-devrimci dinamiklerden uzak düşüyor, AKP siyasetinin değirmenine su taşıyor. Okurları tarafından tutarsız ve hedefleri belirsiz olarak algılanıyor. Kemalist akımın kendi tarihi içinde bolca verdiği karşı-devrimci sürgünler hatırda tutularak, Cumhuriyet gazetesinin uyanıklığını korumasının bir varlık-yokluk meselesi olduğu unutulmamalıdır.

GHA, bazı Cumhuriyet yazarlarının bu tutarsızlığın ve belirsizliğin önde gelen kaynakları olduğunu, örnekleriyle sergilemeye devam edecek.

1 Ekim 2009 Perşembe

İŞÇİ HABERLERİ BÜLTENİ (EYLÜL 2009)



• Sakarya’nın Hendek ilçesinde bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada, 2 işçi yaralandı. Patlama nedeniyle çıkan yangın, fabrika personeli tarafından kısa sürede söndürüldü. Vücutlarının çeşitli yerlerinde yanıklar oluşan işçiler, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’ne sevk edildi. Aynı fabrikada 17
Ağustos’ta meydana gelen patlamada 1 işçi ölmüş, 32 işçi yaralanmıştı.
• Samandıra Ferhatpaşa’da kurulu bulunan Nur Plastik’te 30 Eylül sabahı saat: 11.00'de kıyım makinesine mal sürdüğü sırada, beraber çalıştığı arkadaşının düğmeye basması sonucunda makineye sıkışan Bektaş parçalanarak can verdi.23 yaşındaki İbrahim Bektaş, bu işyerinde 2 senedir sigortasız ve 14 saatte varan uzun ve yorucu bir çalışma temposu içinde mesai ücreti almadan çalışıyordu.
• Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Süsler Candy Grubu’na bağlı Renta firmasında işten çıkartılan 18 işçi direnişlerini sürdürüyor. DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye oldukları için 8 Eylül tarihinde performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek işten çıkarılan işçiler, 23 Eylül günü direnişe başlamıştı.
• Esenyurt Belediyesi’nde çalışırken belediye yönetimi tarafından işten atılan ve parça parça yaşanan kıyımlarla sayıları 14’ü bulan Belediye-İş Sendikası üyelerinin direnişi devam ediyor. Direnişçi işçiler ve destek veren kurumlar 30 Eylül günü belediye önüne yürüyüş gerçekleştirdi.
• TÜRK-İŞ’e bağlı Basın-iş Sendikası, para, altın, pasaport, nüfus cüzdanı, ehliyet ve kıymetli diğer eşyaların üretildiği Darphane ve Damga Matbaası’nda greve gidiyor. Ocak ayından bu yana süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine, Basın-İş Sendikası, aldığı grev kararını 1 Ekim 2009 Perşembe saat 12:30’da Gülhane’de bulunan Damga Matbaası ve 15:00’de Yıldız’da bulunan Darphane’de sendikaların ve emekten yana örgütlerin de katılımı ile asacak.
• İstanbul Tabip Odası'ndan yapılan açıklamaya göre, Sağlıkta Dönüşüm Programı'na karşı tüm sağlık emekçilerinin 18 Ekim Pazar günü Kadıköy'de düzenlenecek mitingte buluşacağı bildirildi.
• Laboratuvar ve röntgen birimlerinden sonra, 112 acil birimlerinde de taşeronlaşmanın başladığı bildirildi. Taşeron firmada çalışan işçilere sağlık hizmetleri ile ilgili eğitim verilmediği ve her türlü risk göze alınarak, sağlık alanında çalıştırıldıkları, hem işçinin hem de hastaların sağlığının tehlikeye atıldığı ileri sürüldü. 300 bin kamu çalışanının görev yaptığı Sağlık Bakanlığı 108 bin taşeron işçisi ile kamuda en fazla taşeron işçi çalıştıran bakanlık.
• Kızılay Yönetimi tehdit ve baskıyla engelleyemediği sendikal örgütlenmeyi yine işten çıkarmayla sindirme çabalarına devam ediyor. Son olarak Ankara’da sendikal örgütlenmenin öncüsü üç sağlık emekçisinin iş akitleri, sadece Devrimci Sağlık İş Sendikası tarafından yapılan basın açıklamasına katılmaları gerekçe gösterilerek 24 Eylül 2009’da tazminatsız olarak fesh edildi.
• Mersin'in Erdemli ilçesinde bir inşaatta işçi olarak çalışan 42 yaşındaki Ergül Yıldırım, seyyar asansördeki kovayı almak isterken halatın kopması sonucu 8. kattan düşerek olay yerinde hayatını kaybetti.
• Şırnak'ın Silopi ilçesine bağlı Ballıkaya köyünün kuzeyinde mayın patlaması sonucu, baraj yol yapım çalışmalarını yürüten işçileri taşıyan araçta bulunan bir işçi öldü, bir diğeri yaralandı.
• Samsun’un Tekkeköy ilçesinde bir demir çekme fabrikasında 10 gün önce meydana gelen patlamada yaralanan 2 işçiden biri, tedavi altına alındığı hastanede hayatını kaybetti.
• Uşak'ta Akbulut Proje İnşaat Şirketi adlı bir taşeron şirketin depreme karşı güçlendirme çalışması yaptığı Orhan Dengiz Anadolu Lisesi binasında, bodrum katının su yalıtımı için dış cephe duvarının yanına kazılan 2 metrelik çukurda sabah saatlerinde göçük oluştu. Çukurdaki işçilerden biri hayatını kaybetti.
• Sel felaketinde 8 işçinin ölümüne neden olan Pameks patronu için 15 yıla kadar hapsi istendi.
• DİSK'e bağlı Limter-İş yazılı bir açıklama yaparak, emek karşıtı politikalara karşı bir basın açıklaması yapacağını açıkladı. Basın açıklaması Tuzla Gemi Tersaneleri önünde 26 Eylül Cumartesi saat 17:00'de yapılacak.
• İşten atılan Kent A.Ş. işçileri yürüyüşlerinde 9 günü geride bırakırken, bir işçi kaza geçirdi.
• Samsun'un Tekkeköy ilçesinde faaliyet gösteren Yeşilyurt Demir Çekme fabrikasında 19 Eylül gece saat 01.30 sıralarında 2 işçi yanarak ağır yaralandı.
• Zonguldak’taki kömür ocaklarında bu yıl 16 madenci hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin 6’sı Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) ait ocaklarda, 10’u ise kaçak ocaklarda çalışıyordu.
• "İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Şenliği" 22 Eylül akşamı İstanbul Gaziosmanpaşa'da gerçekleştirildi. Şenlikte, emekçileri açlığa yoksulluğa mahkum eden, kardeş halkların üzerine kurşunlar yağdıran barbarlık düzenine karşı tek alternatifin sosyalizm olduğu vurgulandı.
• Bir süredir toplu iş sözleşme görüşmelerinin sürdürüldüğü ve uzlaşmazlıkla sonuçlandığı Bursa'daki Olay Medya’da 12 basın emekçisi, işten çıkarıldı. Bunun yanısıra, özel eşyalarını toplamalarına da izin verilmediği bildirildi.Cavit Çağlar'ın sahibi olduğu Olay Tv ve gazetesini barındıran Olay Medya, 2008 yılının Mart ayında TMSF'ye geçmişti.
• Türk - Eğitim Sen bir açıklama yaparak 35 binden fazla öğretmen açığı olduğunu duyurdu.
• Ankara’ya doğru yürüyüşlerinin dördüncü gününde Manisa’nın Salihli ilçesine gelen Kent A. Ş. işçilerini, TKP, ÖDP, EMEP, Yurtsever Cephe üyeleri ve Salihli belediyesi işçileri karşıladı.
• Sel felaketinde, insan taşımaya uygun olmayan kapalı kasa minibüsten çıkamadıkları için boğularak hayatını kaybeden tekstil işçisi kadınlar için yapılan eylemler devam ediyor.Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası tarafından düzenlenen eylem, işçilerin çalıştığı Pameks tekstil fabrikasının önünde yapıldı. Sefaköy İnönü Mahallesi’nde başlayan yürüyüşün ardından fabrika önüne gelen gruba halktan da destek geldi.
• İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde Göztepe Spor Kulübü Eski Başkanlarından Levent Ürkmez'e ait ‘Levent Kağıt’ adlı kağıt fabrikasında, sabaha karşı hamur kazanını temizlemek için içerisine giren 3 işçi metan gazından zehirlenerek öldü, 1 işçi hastaneye kaldırıldı.
• Samsun Tabip Odası, KESK ve TMMOB yaptıkları ortak açıklamada, hükümetin hazırladığı İş Sağlığı ve İş Güvenliği konusundaki yönetmeliğe tepki gösterdi.
• İzmir’in Karşıyaka ilçesinin bölünmesinin ardından işten çıkarılan Kent A.Ş. işçilerinin Ankara yürüyüşü devam ediyor. Ankara’da CHP Genel Merkezi'ne ulaşmak isteyen ve İzmir’den yola çıkan işçiler, Manisa sınırları içerisinde yürüyüşlerini sürdürürken, işçilere yolda karşılaştıkları işçiler, vatandaşlar da yürüyüşe alkışlarla destek veriyor. İşçilerin üç gün önce başlayan yürüyüşünün 30 gün sürmesi bekleniyor.
• İstanbul’u vuran “sel” ardında büyük bir çamur birikintisi bırakarak çekilirken, belediyenin ilgilenmediği balçık, metro inşaatının taşeron işçileri tarafından temizleniyor.
• Limak Holding tarafından Siirt’te yapımı devam eden Alkumru barajında dün gece geç saatlerde yaşanan patlama sonucu 1 işçi hayatını kaybederken, 1’i ağır 3 işçi yaralandı.
• Sağlık kuruluşlarından alınan katkı paylarında artış yapıldı. Buna göre hastaneye giden halkın cebinden artık daha fazla para çıkacak.
• İkitelli sel bölgesinde eksik ve geç gelen yardım nedeniyle vatandaşların tepkisini çeken AKP'li Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, dün de belediye işçilerinin protestosuyla karşılaştı. Aylardır maaşlarını alamayan işçiler Küçükçekmece Belediye binasının önünde toplandı. Belediye Başkanı'ndan açıklama bekleyen işçiler, maaşlarının ödenmemesi durumunda greve çıkacaklarını belirttiler. İşçiler, Belediye Başkanı Özel Kalem Müdürü Ömer Okumuş'un maaşların ödeneceğine dair açıklamasından sonra belediyenin önünden dağıldı.
• Pameks Giyim'de çalışan 8 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili tekstil patronlarından açıklama geldi. İHKİB, TGSD VE TOBB Konfeksiyon ve Hazır Giyim Komitesi'nden yapılan ortak açıklamada, "80 yılda bir görülen bu doğal afetin sorumluluğu, 8 çalışanını kaybeden Pameks Giyim A.Ş. başta olmak üzere bir kaç firma veya kişiye yüklenilmeye çalışılmaktadır. Bunu kabul edilemez bulmaktayız" denildi.
• ETİ patronu grevin ardından işçi kıyımına başladı. Toplusözleşme görüşmelerinin tıkanması nedeniyle işçiler 14 Ağustos’te greve çıkmış, 9 gün süren grevin ardından patron talepleri kabul etmek zorunda kalmıştı. İşçilerin yeniden işbaşı yapmasının üzerinden 3 hafta geçmeden patron aralarında Tek Gıda-İş'li sendikacıların da bulunduğu 23 işçiyi işten attı.
• Manisa Turgutlu'da Tukaş Konserve Fabrikası'nın 5 nolu kazan dairesinde saat 01.25 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle patlama oldu.9 işçi yaralandı.
• KESK, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde yaptığı açıklamayla sel felaketinin sorumlularını protesto etti.
• Genel-İş üyesi Kent AŞ işçilerinin 16 Eylül Eylül günü İzmir'den yola çıkarak başlattıkları Ankara yürüyüşünün 2. gününde jandarma engeli vardı. Belkahve mevkiinde işçilerin yolu jandarma tarafından kesildi. İşçiler bu durumu sloganlarla protesto etti. Jandarma ile yapılan görüşmeler sonucunda, daha önce planlanmış yürüyüş güzergâhı için izin verilmedi. Sendika yöneticilerinin kendi aralarında yaptıkları görüşmeler sonucunda işçiler dağdan Kemalpaşa merkeze indirildiler. Kemalpaşa’da işçileri KESK’e bağlı sendika üyeleri karşıladı. Burada bir süre dinlenen işçiler daha sonra yollarına devam ettiler. İzmir il sınırına ulaşıldığında devreye bir kez daha jandarma kuvvetleri girdi ve yürüyüşü engellemeye çalıştı. İşçiler Kemalpaşa’nın bir köyünde dinlenmeye çekildi.
• Ödemiş'te Erim Konfeksiyon işçilerinden yetki alan YCİB dün işverenle görüşme yaptı.
• “Türkler Çıldırmış Olmalı/Afrika” adlı sinema filminin ekibinden bazı sinema emekçileri işten çıkarıldı. DİSK Sine - Sen’in yaptığı açıklamaya göre, yapımcılığını Avşar Film ve MassMedia şirketinin üstlendiği filmin kostüm tasarımcısı Hale İşsever, çalışma saatlerinin uzunluğuna ve kendilerine mesai ücreti ödenmemesine itiraz ettiği gerekçesiyle, kendisine destek veren asistanları ile birlikte işten çıkarıldı. “İş Yasasının öngördüğü kurallar çerçevesinde ‘Haksız Fesih ve 45 saat iş günü aşımı’ üzerinden ekibim ile birlikte uğradığım haksızlığın arkasını aramakta kararlıyım.” diyen Hale İşsever’e, MassMedia şirketi yetkililerinin “Son ana kadar işten çıkarılmanızı engellemek için elimizden geleni yaptık ama karar bizi aşıyor” dedikleri belirtiliyor.
• Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) bağlı sendikaların temsilcileri, Belediye-İş Sendikası’na üye işçilerin sendika değiştirmeye zorlandıkları gerekçesiyle Şişli Belediyesi’ni protesto etti.
• Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün önünde yapılan basın açıklamasında DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş sendika sözcüsü Özgün Aktükün sosyal hizmetlerin, devletin asli kamu görevlerinden olduğunu, devletin asli görevi olan sosyal hizmetlerin; özel ya da tüzelkişilere devredilemeyeceğini, taşeronlaştırılamayacağını belirtti.
• İzmir’in Karşıyaka İlçe Belediyesine ait Kent AŞ’de işten çıkarılan işçiler “Ankara yürüyüşüne” başladı.
• Çapa Kızılay Kan Merkezi’nde sendikalaştıkları gerekçesiyle önce sürülen ve ardından da işten çıkarılan sağlık işçileri işe iade davasını kazandı.
• Türk-İş’in sendikal hak ihlalleri raporuna göre, sendikalı oldukları için geçen yıl Türkiye’de 12 bin 359 işçi çeşitli nedenlerle mağduriyet yaşadı.
• Emekliler Birliği Sendikası (EMEKLİ BİR-SEN) üyeleri, emekli maaşlarına yapılan zam oranını protesto etti.
• Esenyurt Belediyesi, sendika üyesi 3 işçiyi daha işten attı. Belediye önünde direniş sürüyor.
• Şişli Belediyesi’nde çalışan ve Belediye-İş üyesi olan işçiler Genel-İş’e geçti.
• Daha önce de set işçilerinin ölümüyle gündeme gelen Gold Film adlı yapım şirketi tarafından yapılan Sonbahar adlı dizinin setinde 25 gün önce Fatma Elif Develi adlı figüran, aşırı çalışma nedeniyle bayılmış, gerekli müdahale yapılmadığı için kalbi durmuştu. Elif Develi’ye o sırada sette bulunan eşi Mustafa Develi kalp masajı yaparak müdahale etmiş, böylece set işçisi ölümden dönmüştü. Ancak Elif Develi 25 gündür yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor.
• Eğitim-Sen üyesi öğretmenler birçok ilde eylemler yaparak, ek ders ve tedavi ücretlerinin ödenmemesini protesto etti.
• ODTÜ’de Tez Koop-İş üyeleri, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamamasını protesto etti. İşçiler ODTÜ yönetimi ve Kamu-İş sendikasının tavrını protesto etmek amacıyla Rektörlük önünde bir toplu basın açıklaması gerçekleştirdiler.Sendikalı işçiler dışında Yurtsever Cephe ODTÜ Emekçileri, Eğitim-Sen üyeleri ve ODTÜ'lü öğrenciler de eyleme destek verdi.
• Araştırma görevlilerinin iş güvencesi talebiyle yaklaşık bir yıldır yürüttükleri mücadeleye, rektörlük tarafından açılan soruşturmalarla set çekilmeye çalışılıyor. İstanbul Üniversitesi’nde (İÜ) araştırma görevlilerinin yanı sıra eylemlere destek veren İÜ idari personeli de soruşturmalardan nasibini alırken, personele açılan soruşturmalara karşı Beyazıt Merkez Kampusu önünde protesto eylemi gerçekleştirildi.
• Tek Gıda -İş Sendikası, ABD'den füze alınmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, "Füzeler düşmanlık biriktirmekten başka bir işe yaramıyor. Füzeler karın doyurmuyor" denildi.
• Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu üyeleri İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde eylem yaptı.
• DİSK'e bağlı Nakliyat İş'den yapılan açıklamada, Ambarlarda 1100 İşçi adına sürdürülen Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlık aşamasında iken 25.08.2009 tarihinde anlaşmayla sonuçlandığı belirtildi. Toplu İş Sözleşmesi ile ücretlere yapılacak olan zam oranları 1.yıl, yıllık % 8,75 ile %16,5’e arasında olmuştur. 1.yıl ortalama ücret artışı Ortalama % 11’dir. Net ücret Toplu İş Sözleşmesiyle belirlenen ücret artışı yine % 11’dir. Toplu İş Sözleşmesi ile aylık ücretlere rakamsal olarak ta net 90 TL ile 170 TL’ye arasında zam yapılmıştır. Yılda 4 maaş ikramiye, İşçi Sınıfının Uluslar arası birlik, dayanışma, mücadele günü olan 1 Mayıs ve bayan işçiler için 8 Mart’ın ücretli izinli olması, haftalık çalışma süresinin 42,5 saat olması, fazla mesai ücretlerinin % 100 zamlı olması gibi haklar açısından, yapılan toplu iş sözleşmesi ile kazanımlarımız aynen korunmuştur.
• BOTAŞ ve TPAO’da, toplu iş sözleşmelerinin imzalanmamasına tepkiler sürüyor. Türk-İş’e bağlı sendikaların üyeleri toplu iş sözleşmesine hükümetin engel çıkardığını belirterek AKP’yi protesto etti. AKP Adana İl Örgütü önünde toplanan Türk-İş üyesi işçiler, “AKP şaşırma, sabrımızı taşırma”, “Toplusözleşme yoksa huzur da yok”, “AKP’den hesabı emekçiler soracak” şeklinde sloganlar attı. “Vur vur inlesin AKP dinlesin” diye haykıran işçiler alkış ve ıslıklarla AKP’yi yuhaladı.
• Kumbağ’da sular altında kalan tuğla fabrikalarında çalışan yüzlerce işçi mahsur kaldı. Uzun çalışmalar sonucu 131 işçi karadan, 180 dolayında işçi de Skorsky tipi helikopterlerle kurtarıldı.
• Körfez ilçe İlimtepe’de oturan, Kullar’da bulunan Gemont adlı şirkette 25 yıldır vinç bakımcısı olarak çalışan Aziz Ekiz(48), arızalanan vinci şirketin İstanbul Kurtköy’deki bakım atölyesine götürdü. Burada bakım yapılırken hava basıncı nedeniyle vinçte patlama meydana geldi. Patlama sırasında fırlayan bir parça Aziz Ekiz’in vücuduna saplandı. Aziz Ekiz olay yerinde hayatını kaybetti.
• Edirne'nin Keşan ilçesi Küçükdoğanca köyü yakınlarındaki bir kömür ocağında meydana gelen iş kazasında 1 işçi öldü.
• Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde fabrika işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu 3'ü ağır 9 işçi yaralandı. İşçilerin Bandırma ilçesindeki fabrikadan, Manisa'nın Turgutlu ilçesine kamyonla gönderilen tavukları indirmek üzere yola çıktıkları öğrenildi.
• Samsun'un Vezirköprü ilçesinde, işçi taşıyan minibüs şarampole yuvarlandı. Kazada H.S. ve K.B. isimli 2 işçi öldü, 9 işçi yaralandı.
• Milas ilçesi Orman İşletme Müdürlüğü personelini taşıyan minibüs kaza yaptı. Kazada 12 orman işçisi yaralandı.
• Tarsus'ta tarım işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu araçta bulunan iki işçi yaralandı.
• Çanakkale merkeze bağlı Kumkale Beldesi'ne mısır sökmek için çalışmaya gelen işçileri, oturdukları Çan'ın Etili Beldesi'ne taşıyan minibüs, Bayramiç İlçesi Beşevler Mevkii'nde şarampole devrildi, 3'ü ağır 13 işçi yaralandı.
• Ankara 9. İdare Mahkemesi Devlet Memurları Kanunu'nun 4/C maddesine göre istihdam edilen ve ne memur ne işçi sayılan, daha çok özelleştirme mağdurlarının istihdam edildiği geçici personelin sendika üyesi olabileceğine karar verdi.
• İstanbul İkitelli'deki sel felaketinde 7 kadın işçinin boğulduğu minibüsten kurtulan F.K de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
• Haziran ayında özlük hakları için mücadele eden 50d’li asistanlardan altısına soruşturma açan İ.Ü. Rektörü Prof.Dr. Yunus Söylet, 4 ay sonra aynı sebeple 40 asistana daha soruşturma açtı.
• Zonguldak'ın Gelik beldesinde özel bir kömür ocağındaki dinamitin patlaması sonucu bir işçi ölürken bir işçi de yaralandı.
• KESK, DİSK, Türk-İş, Tekstil-Sen, Küçükçekmece İşçi Platformu ayrı gruplar halinde Pameks fabrikası önünde kadın işçilerin selde ölümünü protesto etti.
• İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yürüttükleri sendikal örgütlenme mücadelesi toplu işten atma saldırısıyla karşılaşan Hava-İş Sendikası üyesi işçiler, 10 Eylül günü gerçekleştirilen yürüyüşle protesto edildi.
• İzmir Kemalpaşa Kızılüzüm köyü mevkiindeki Erze Ambalaj Plastik Fabrikasında sendikalaşan Petrol-İş üyesi işçiler baskı ve tehditle sendikadan istifaya zorlanıyor.
• Petrol İş'ten bir açıklama yapılarak "Türkiye genelinde sendikamız üyesi 3 bin 450 TPAO (Türkiye Petrolleri A.O.) işçisi ile bin 860 BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş.) işçisi, kamu kesimi toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamaması nedeniyle bugün (11 Eylül) saat 17. 00'de AKP il binalarının önünde siyasi iktidarı protesto ederek taleplerini iletecekler" denildi.
• İstanbul Orhanlı Sanayi bölgesindeki Primo Ambalaj ve Kimya Sanayi Ticaret A.Ş'ye ait 5 katlı fabrikanın kozmetik kimyasallarının bulunduğu depoda dün saat 18.00 sıralarında meydana gelen patlamanın ardından yangın çıktı. Yangında ölen veya yaralanan olmadı.
• Çanakkale'nin Biga ilçesinde sağanak yağışlar nedeniyle domates tarlalarında çalışan 175 mevsimlik tarım işçisinin çadırlarını su bastı.
• Balıkesir'in Bandırma ve Gönen ilçelerinde şiddetli yağış sonucunda meydana gelen seller nedeniyle iki beyaz et üretim tesisinin işçileri işyerlerinde mahsur kaldı. İşçiler askeri helikopterlerin ve komandoların yardımıyla kurtarıldı.
• 10 Eylül'de, TTK'ya bağlı Karadon Müessese Müdürlüğü Kilimli İşletmesi Maden Ocağı'nda bir göçük meydana geldi. Ali Ziya Kısaboyun ve Caner Albuzlu isimli iki işçi göçük altında kalırken saatler süren kurtarma çalışmalarından sonra iki işçinin cesedine ulaşıldı.
• İstanbul'da yaşanan selde servis aracı olarak kullanılan minibüste yaşamını yitiren yedi kadın işçinin çalıştığı Pameks Tekstil’in patronu ve idare amiri tutuklandı.
• Yurtsever Cephe İşçi Birliği, Trakya ve İstanbul'daki sel baskınıyla ilgili açıklamasında, "Kadir Topbaş başta olmak üzere tüm yetkililerin istifa etmesini, ölümlerin gerçekleştiği işyerlerinin patronlarıyla birlikte yargı önüne çıkartılmalısını" istedi.
• Kocaeli’nin Gebze ilçesinde kurulu bulunan BERİCAP’ta sendikal örgütlenme çalışması başlatarak Türk-İş’e bağlı Petrol-İş Sendikası’na üye olan BERİCAP işçileri, işten atma saldırısına karşı 14 Ağustos günü fabrika önünde direnişe geçmişlerdi. 6 işçinin sürdürdüğü direniş, 19. gününde sendikanın talimatıyla bitirildi.
• İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda sendikal örgütlenme mücadelesi yürüten Türk-İş'e bağlı Hava-İş Sendikası yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Sendika üyesi 73 işçinin işine son veren İFenerbahçe Kulübü Yönetim Kurulu üyesi Nihat Özdemir’in LİMAK Holding ve Malezyalılarla ortaklığı olan ISG Yer Hizmetleri A.Ş. anti-sendikal baskı ve dayatmalarını sürdürüyor.
• Ciner Dergi Grubu’nda 5 dergi birden kapatıldı. 90 gazeteci bir anda işsiz kaldı.
• Alsancak Garı'nda görevli tren teşkil memurları, bilgileri dışında bölge içi nakilleri yapıldığı gerekçesiyle açlık grevi başlattı. İzmir'de Basmane Garı'nda aileleriyle birlikte toplanan memurlar ve Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) İzmir Şubesi üyeleri ellerindeki pankartlarla kendilerinden habersiz yapılan nakilleri protesto etti.
• Ödemiş’te faaliyet gösteren Erim Konfeksiyon işçileri ile yapılan toplantıda YCİB, işçilerden kendilerini temsil yetkisi aldı.
• Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde taşeron firmaya bağlı çalışan sağlık emekçilerinin iş bırakma eylemi sonuç verdi. Bir süredir DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş sendikası bünyesinde örgütlenen 308 işçi 2,5 aydır ödenmeyen ücretleri için Pazartesi sabahı iş bırakıp Başhekimlik önünde direnişe geçmişti. Eylemin ilerleyen saatlerinde hastane yönetimi ile yapılan görüşmeler sonunda hastane yönetimi bir aylık maaşları elden verme, bir aylık maaşlarını da ertesi gün bankaya yatırma sözü verdi. Direniş işçilerin ücretlerini almasıyla sonuçlandı.
• Birkaç gün öncesinden meteoroloji uzmanları tarafından duyurulduğu halde valilik ve belediye yetkilileri tarafından işyerlerinin tatil edilmesi ve nüfusun tahliyesi dahil hiç bir önlem ile karşılanmayan şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketinde, İstanbul İkitelli'de işe giden Pameks Tekstil çalışanı 7 tekstil işçisi kadın servis aracı olarak kullanılan nakliye aracında boğuldu, TIR park yerinde kalan aralarında yabancıların da olduğu 16 TIR şöförü sel sularına kapılarak can verdi. Trakya'da ise bahçıvanlık yapan 5 kişilik bir aile, sele kapılarak öldü.
• Kartal Koşuyolu Devlet Hastanesi’nde taşeron şirket Piripak AŞ.'ye bağlı olarak çalışan 300'ün üzerinde işçi Sağlık Bakanlığı’nın 32’nci sayılı genelgesi kapsamında yapılan yeni ihale ile ücretlerinin düşürülmesine tepki göstererek iş bıraktı ve direnişe geçti. Aralarında bilgi işlem, anestezi teknisyeni, bioteknisyen, hasta bakıcı ve temizlik işçilerinin bulunduğu ve bir kısmı Dev Sağlık-İş sendikasında örgütlü olan 300'ün üzerinde işçinin hastane içerisinde sloganlar atarak beklediği, yürüyüş düzenlediği bildirildi.
• Pirelli'de işten atılan 30 işçi ve 6 işyeri temsilcisinin açtığı dava sonucu iptal edilen ve 15 Eylül'de yeniden yapılmasına karar verilen delege seçimleri için işçiler ve temsilciler Lastik-İş Sendikası'na geldi. Delege başvurusunda bulunan işçilerin ikişer kişilik gruplar halinde içeri girmesini isteyen sendika yöneticileri ve işçiler arasında arbede yaşandı. İşçiler üye oldukları sendikaya şartlı alınmak istenmesine tepki gösterdi. Yaşanan arbedeyi görüntülemek isteyen basın mensuplarına sendika yöneticileri sert müdahalede bulundu.
• Davutpaşa’daki maytap atölyesinde 25 Ocak 2008 tarihinde meydana gelen patlamada ölen ve yaralanan işçilerin yakınlarının adalet arayışı sürüyor. Henüz açılmış bir dava ise bulunmuyor.
• İşten çıkarılan Kaynak İplik Fabrikası işçileri Uşak Valiliği önünde yolu trafiğe kapattı. Polis işçilere biber gazıyla saldırdı.
• Erzincan HSA Mermer Fabrikasında, Kristal-İş Sendikası’na ilk üyeliği gerçekleştiren dört işçinin işine son verilmesi üzerine önceki gün kent merkezinde basın açıklaması yapıldı. Diğer işçilerin de sendikadan ayrılmadıkları takdirde işten atılma tehdidiyle karşı karşıya olduğu HSA Mermer’de sendika düşmanlığına ve işçi kıyımına son verilmesi çağrısıyla Kristal-İş tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen eyleme, Eğitim-Sen, TKP, ÖDP, DTP, ESP, Partizan, Gençlik Derneği de destek verdi.
• Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi'nde, hastanenin temizlik işleri ihalesini yeni kazanan taşeron firmanın (Tuana) işçileri 7 eylül pazartesi günü ödenmeyen maaşları için iş bıraktılar.
• 2007’de Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda aldığı puan doğrultusunda engelli kadrosunda işe başlayan yüzde 80 görme engelli, bir çocuk babası 33 yaşındaki Yusuf Onur, santral operatörü olarak görevlendirildi. Mevcut Belediye Başkanı Mustafa Akay’ın yerine 29 Mart’taki yerel seçimlerde AKP’li Zeki Çaylı’nın göreve seçilmesinden bir süre sonra Onur, Fen İşleri Müdürlüğü’ne bağlı şantiyeye atandı. Görme engeline rağmen yaklaşık dört ay inşaat işlerinde, parke taşı döşemede ve mezarlık temizliklerinde görevlendirildiği öne sürülen Onur’un, daha sonra verimsiz olduğu gerekçesiyle iş akdi feshedildi.
• Ordu'dan Urfa'ya dönen fındık işçilerini taşıyan kamyon kaza yaptı 18 işçi yaralandı.
• Stajyer Avukatlar, 5 Eylül Cumartesi günü saat 13.00' de İstanbul Beyoğlu’nda, sağlık güvencesiz ve sigortasız çalışmaya, stajyer avukatların ucuz iş gücü olarak kullanılmasına ve hukukun piyasalaştırılmasına izin vermiyoruz demek için buluşacaklar.
• Sağlık Bakanı'nın “Silikozis hastalarına yardımcı olacağız” açıklamasına rağmen, Dicle Üniversitesi Hastanesinde hastalıktan yaşamını yitiren İbrahim Güloğlu isimli işçinin ailesine, oğullarının cenazesini teslim ederken borç senedi imzalatıldı. Kot kumlama işçisi İbrahim Güloğlu 2004’ten bu yana silikozisten ölen 43. işçi oldu.
• TPAO işçilerinin toplu iş sözleşme sürecindeki taleplerinin kabul edilmesi için başlattığı eylemlerin ikinci gününde TPAO işçilerine hitap eden Petrol-İş Ankara Şube Başkanı Mustafa Özgen, çalışanlar arasında kapsam dışı-kapsam içi ayrımı yapılmasına karşı çıktı. Geçen hafta 2 günlük işyerini terk etmeme eylemi, ardından grev yasağına rağmen 1 günlük iş bırakma eylemi, son olarak da vizite eylemi yaptıklarını anlatan Özgen, Şube yöneticileri olarak başlattıkları açlık grevinin de sonuç vermemesi halinde tüm işçilerin bu eyleme katılacağını söyledi. Eyleme destek vermeye gelenler arasında Yurtsever Cephe Ankara İşçi Birliği sözcüsü Tuncay Çelen de söz aldı. Yol-İş Genel Teşkilatlanma Sekreteri Fahri Yıldırım da, TPAO işçilerinin, teslim olan sendikaların üyeleri adına da direndiğini söyleyerek eylemi selamladı. TPAO Genel Müdürlüğü’nün yakınında bulunan ODTÜ’den Yurtsever Cepheli işçiler öğle saatlerinde grev çadırına ziyarette bulundular.
• Adana Demirspor, sol görüşlü taraftarlarının organize ettiği özel maçta İtalya’da işçi sınıfının ve komünistlerin takımı olarak bilinen Livorno’yu ağırlıyor.
• İzmir'de Erze Ambalaj'da örgütlenen Petrol-İş Sendikası baskılarla karşılaştı. Baskı ve tehdit yoluyla Erze işçilerini Petrol-İş Sendikası’ndan istifaya zorlayan patron bu amacına ulaşamayınca 2 Eylül tarihinde sendikadan istifa etmeleri için Kemalpaşa 1. Noteri'ne işyerinden araç ayarlandığını ve topluca istifaya gidileceğini duyurdu. İstifa etmeyenleri ise işten çıkarmakla tehdit etti.
• TMMOB İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleriyle ilgili yönetmelikte yapılan düzenlemeler için yargıya başvurmaya hazırlanıyor.
• Uşak'ta işten çıkarılan TEKSİF üyesi bir grup tekstil işçisi, PTT önünde eylem yaptı. İşçiler işe iade talebiyle Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı ve çalışma Bakanı'na şikayet dilekçesi gönderdi.
• Tekstil-Sen üyesi Ayzi Tekstil işçileri, birikmiş alacaklarının ödenmesi konusunda patrona geri adım attırdı. Hesaplanan ödenmemiş işçi alacaklarına dair patron tarafından 65 bin TL değerinde senet imzalattırılarak sendikaya teslim edildi.
• Petrol-İş Eti Bor tesislerinde grev kararı aldı.
• DİSK, Türk-İş, KESK konfederasyonlarına bağlı sendikalar, ÖDP, EMEP, SEH, Ürün Dergi Çevresi, İKP, İSP, SDP, DİP Girişimi gibi kuruluşların da aralarında bulunduğu çok sayıda örgüt, "İşten Atmalar Yasaklansın!" kampanyası başlatıyor.
• ATV-Sabah işyerlerinde greve devam eden TGS üyeleri Cumartesi eylemlerine Yargıtay kararı açıklanana kadar ara verdi.
• Grevdeki Asil Çelik Fabrikası'nda sendikacılar tarafından işyerinin kamulaştırılması talebiyle yürütülen açlık grevine son verildi.
• Van'ın Gürpınar ilçesinde, özel bir şirkette iş makinesinin devrilmesi sonucu 1 işçi öldü.
• Esenyurt Belediyesi'ndeki işçi kıyımı 1 Eylül günü 2 işçinin işten atılmasıyla sürdü.
• Petrol-İş Ankara Şube yöneticileri TPAO Genel Müdürlüğü önünde açlık grevine başladı.
• Türk-İş'e bağlı Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası'nın (TÜMTİS) Balıkesir tabakhaneler mevkii tren yolu üzerinde bulunan Mutaf Ambarı'nda yürüttüğü sendikal örgütlenme çalışması işten atma saldırısıyla karşılaştı. İşten atılan TÜMTİS üyeleri Mutaf Ambarı önünde eylem yaptı.
• Burgazada'da Yasemin Restaurant'ta çalışan Engin Akçelik isimli işçi, restoran yanında bekleyen motor yattaki müşteriyi almak üzere giderken kendisinin bulunduğu kayıktan ayağı kayarak denize düştü.Telaş içerisinde suyun içinde çırpınan işçi, defalarca yardım istemesine rağmen yat sahibi ve yatta bulunan insanlar tarafından herhangi bir kurtarma girişiminde bulunulmadı.Hayatını kaybeden Engin Akçelik'in Yasemin Restaurant'ta sigortasız çalıştırıldığı, yüzme bilmediği ve yüzme bilmediği halde kendisine restoran işletmecisi tarafından can yeleği takılmadığı öğrenildi.
• Mersin'in Mezitli ilçesinde kalıp dökümü sırasında çöken inşaatta bir işçi öldü.
• İstanbul Sabiha Gökçen Yer Hizmetleri A.Ş. bünyesinde çalışan havalimanında Hava-İş sendikasında örgütlenen işçiler patronun yetki itirazı üzerine havalimanında eylem yaptı.
• İzmit'te kurulu bulunan UM Tersanesi'nde çalışan yaklaşık 150 işçi, 1 Eylül günü iş bıraktı. İzmit’in Yeniköy bölgesinde kurulu tersanede çalışan işçiler, 2 aydır verilmeyen maaşları için eyleme başlayınca, tersane yönetimince idari binaya kilitlendi.
• Trakya Bölge Müdürlüğünde çalışan Petrol-İş Sendikası üyesi 400 işçiden 200'ü, toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması nedeniyle viziteye çıktı.