17 Ekim 2009 Cumartesi

HANGİ SALGIN DAHA TEHLİKELİ?


DOMUZ GRİBİ Mİ GERİCİLİK Mİ?

Sağlık Bakanlığı, gazeteler, televizyonlar, radyolar, hep bir ağızdan uyarılar yayınlıyor. Yaklaşan kış aylarında “domuz gribi” salgını çok sayıda insanı etkileyecekmiş! Korunma önlemleri tartışılıyor. Salgın tehlikesi herhalde gerçek, ancak önlenmesi ve denetim altına alınması zor ve olanaksız değil. Abartıldığını ve “pazarlandığını” düşünenlerin sayısı da az değil. Başka bir salgın ise bu sırada sualtından sessiz sedasız yol alıyor, halkı ve ülkeyi teslim alıyor.

Kamuoyu “domuz gribi” tehlikesine gözünü dikmiş onu tartışmakla meşgul iken asıl salgının yayılması gözden kaçırılıyor. 1930’lar Almanyası’nda faşizmin yükselişini kuşatan Yahudilik tehlikesi söylemi gibi, 1950’ler ABD’sinde soğuk savaşı başlatan McCarthy’ciliğin yükselişini halkın gözünden saklamaya hizmet eden “Marslıların istilası” gibi veya yakın dönemde Bush gericiliğini perdelemeye yarayan “Saddam’ın kitle imha silahları, şarbon saldırısı” tevatürü gibi “domuz gribi” salgını tehlikesine dair söylem de başka ve gerçek bir salgını unutturuyor: Gericilik!

Tıpkı “domuz gribi” hastalığında olduğu gibi gericiliğe de bir “virüs” sebep oluyor: Piyasacılık! Az sayıda büyük servet ve mülk sahibinin özel çıkarlarına göre toplumu yönetmesinin adı olan piyasacılık, üretmenin, çalışmanın, yaşamanın temel ilkesini kazanç ve özel çıkar peşinde koşmak olarak tarif ediyor. İnsanları bir arada tutan ortak ve genel çıkarların ikinci plana atılmasını hatta toptan unutulmasını vazeden bu anlayış, insanı insanın kurdu haline getiriyor. Özel çıkar peşinde koşarken insanlığını unutturuyor. Bencilliği, güçlüye biat etmeyi, ahlakça düşkünlüğü benimsetiyor. Para sahibi olmayı “değerli” olmakla eş tutuyor. Güçlünün zayıfı ezmesini öğretiyor. İnsanlığı birleştiren ortak ve genel çıkarlar için kendi aklımıza ve ellerimize güvenmek yerine, yeryüzünde ayağımızı yere sağlam basmak yerine, gökyüzüne sığınmayı, acılarımızı sisler aleminin güçlerine sığınarak teskin etmeyi öneriyor.

Bencillik, bireycilik, paragözlük, güçlüye secde etmek, haksızlığa ve adaletsizliğe boyun eğmek, aklını hurafeciliğe teslim etmek, kulaktan dolma yalan yanlış bilgilere inanmak, akıl ve bilimden uzaklaşmak, değişmeye ve ilerlemeye karşı çıkmak, yüzlerce binlerce yıl önceki eski inanç ve yaşam tarzlarına tutunmak, gericiliğin başlıca belirtileri olarak biliniyor.

Tehlikeli olan, gericiliğin salgın biçiminde hızla yayılması ve gericilikten muaf olduğu düşünülenlere de bulaşmasıdır. Edebiyatta, sanatta bunun defalarca örneklendiğini hatırlatalım. Ionesco’nun “Gergedan” oyununda, insanların teker teker giderek topluca gergedana dönüşmesi anlatılır. Portekizli yazar Saramago’nun filme de çekilen “Körlük” adlı romanında insanlar arasında hızla yayılan tuhaf bir körlük salgını anlatılır. Yazar Elias Canetti’nin “Körleşme” romanı da faşizmin insanlığı göz göre göre felakete sürüklemesinin mecazi bir anlatımıdır. Okumamış olanlar, bu kitaplara bir göz atabilir. Biz ülkemizin günlük hayatından gazetelere yansıyan gerçeklere bakalım.

RAMAZAN AYINDA GERGEDANLAŞANLAR

Sarıyer Belediyesi tarafından düzenlenen 1. Uluslararası 1 Eylül Barış Festivali’nde, laikliğin sahibi olduğu varsayılan CHP, AKP’nin “medeniyetler uzlaşması- dinler koalisyonu” siyasetine eklemlendi. İstanbul Müftüsü ve Türkiye Musevileri Hahambaşı toplantıda sahne aldı. Rum ve ermeni papazları, Vatikan eksikti, artık onlar da seneye gelirler inşallah! Bir de Müftü değil Halife olsaydı pek yakışırdı, ama ne yazık henüz bir Halifemiz yok!

Toplantıda söz alan CHP Genel Başkan yardımcısı Bihlun Tamaylıgil, eşsiz bir tarih analiziyle, “Türkiye’de bir çok etnik unsurun birlikte barış içinde yaşayabilmesinin Atatürk devrimleri sayesinde olduğu” teziyle gündemi sarstı! “Hangi barış?” diye kimse sormadı. 86 yılda ortalığın defalarca kan gölüne döndüğü ülkemizde Tamaylıgil ülkenin yarısında çeyrek yüzyıldır savaş çemberinde yaşandığını es geçiyor, “Atatürk devrimleri” dediği şeyin CHP’nin ve CHP sürgünlerinin marifetiyle yerle bir olduğunun bile farkında değil! CHP’nin süs bebeği politikacıları 86 yıl öncede takılmış plak gibi aynı nağmeleri terennüm ederek güya Kemalizmi savunuyor! Katıldığı toplantıda barışın dini liderlere emanet edildiğini görmezden geliyor, bunun AKP siyaseti olduğuna gözlerini yumuyor. Kimse de ona 1 Eylül’ün gerçek anlamını hatırlatmıyor.

ŞEYHLER, MECZUPLAR VE MÜRİTLER MEMLEKETİ

2 Eylül 1925’de Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılması hakkında karar kabul edilmişti. 30 Kasım 1925’de yürürlüğe giren karar ile tarikatlar da yasaklanmıştı. Bu kararın habercisi 30 Ağustos 1925 Kastamonu konuşmasında, Mustafa Kemal’in şunları söylediği biliniyor: “Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için lekedir… TC şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz”.

Tarihin diyalektiği öyle işliyor ki, Mustafa Kemal’in açtığı yoldan ilerleyen burjuva cumhuriyeti, önce CHP’yi sonra DP ve diğerlerini birer tarikat haline dönüştürüyor. Mustafa Kemal ölümünden sonra kendisinden medet umulan bir puta dönüştürülerek Anıtkabir bir modern türbe haline getiriliyor. Ortalığı çok sayıda Kemalist geçinen sözde laik şeyh ve meczup müsveddeleri ve müritleri kaplıyor. Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılması hakkında karar böylece kendi inkarını ve zıddını meşrulaştırarak kapatılanların yeniden açılmasının ve ülkeye egemen olmasının da yolunu açıyor. Türkiye Cumhuriyeti tam da Mustafa Kemal’in işaret ettiği gibi, ölülerden medet umulan, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi oluyor. Özel mülkiyetin dine, dinsel kurum ve uygulamalara, şeyhlere, dervişlere, müritlere ve meczuplara ihtiyacı mütemadiyen yeniden ürettiği toplumsal koşullar, bugünkü gericiliğin ürediği bataklığı oluşturuyor. Gericiliğin reddi, gericiliğin içinde ürediği bataklığın yani özel mülkiyet düzeninin reddini gerekli kılıyor.

Gericiliğin bulaşmasını ve belirtilerini görmemek toplumun bu salgına karşı direncini düşürüyor ve yayılması tehlikesini büyütüyor. Bu nedenle, çatlak sesi çok çıkanların suskunlukla geçiştirdiği bu tehlikeye karşı halkımızı uyarmak, salgının kaynağına karşı harekete geçmek acil bir görevdir.

GHA rastgeldiği gericilik örneklerine ve kaynağına ışık tutmayı sürdürecek.

14 Ekim 2009 Çarşamba

MEDYA ELEŞTİRİLERİ


CUMHURİYET GAZETESİNİN KÖR NOKTALARI

30 Ağustos 2009 Zafer Bayramı kutlamalarına ait haberlerin sunuluş biçimi, resmi Kemalist muhalefetin kör noktalarını bir kez daha gösterdi. Gazetenin bazı haberleri ve köşe yazıları, AKP hükümetinin ideolojik ve politik konumunu paylaşan yazılarıyla, cumhuriyetçi ve kemalist okur kitlesini paralize ediyor, gericilik ve emperyalizm karşısında gerçeklerin tam ve tutarlı bir resmini göremez hale getiriyor.

Cumhuriyet gazetesinin 30 Ağustos törenleri konulu ve Ankara Bürosu mahreçli haberlerinde (TSK Görevinin Başında, 31.9.2009; sayfa: 4-6), “Güçlü Ordu Güçlü Türkiye” sloganı çerçevesindeki resmi törenlere ilişkin hiçbir eleştiri yer almadı. Kuru militarizm övgüsüyle yetinildi. Oysa resmi törenler, 30 Ağustos’u salt bir askeri zafer olarak sunuyordu. AKP hükümeti ile mutabık Genelkurmay siyasetinin bu eleştirisiz benimsenme biçimi, gazetenin Kemalist okurlarının aklını karıştırmaktan başka işe yaramıyor.

Kemal Derviş’in 2000’lerin başında Ecevit hükümetinde uygulamaya soktuğu ekonomik programı “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” aynı deterjan reklamı dilini kullanıyordu. Bu ekonomik programın AKP hükümeti tarafından devralındığı ve Türkiye ekonomisinin emperyalizm tarafından yağmalanmasına ve sömürgeleştirilmesine giden yolun kapılarını açtığı biliniyor.

30 Ağustos’u salt askeri bir zafer olarak takdim eden, zaferin siyasal koşulu olan emperyalist işgale karşı savaşımı ve Sovyet iktidarıyla ittifak çizgisini suskunlukla geçiştiren bu ‘siyasetten arındırılmış dil’, bugünkü koşullarda kullanıldığında, başka bir siyasetin, emperyalizm ile uzlaşmanın dilidir. 30 Ağustos zaferinin bu “siyasetsiz” anlatımı, Türk militarizmini ABD emperyalizminin bölgesel aracı olarak önermekten başka amaca hizmet etmez.

30 Ağustos zaferine, cumhuriyetin varlığını tehdit eden güncel gelişmelere ve cumhuriyet tarihine bakarkörlüğün temsilcilerinden biri, yazar Orhan Bursalı’dır. Bu cumhuriyet yazarı, AKP gözlüğüyle yazmakta, AKP görüşlerini savunmaktadır. Yazar resmi 30 Ağustos törenlerine damgasını vuran teknik ve politikadan arındırılmış dili kullanıyor. Uluslaşmanın başarısızlığını zenginleşmeyi başaramamış olmaya, ekonomide başarısızlığa indirgiyor. Seçilen kapitalist yolun ülkeyi yeniden emperyalizme esir etmiş olmasını açıkça eleştirmekten sakınıyor. Bağımlılığın sebebi olan burjuvazinin egemenliğine dil uzatmıyor. Problemin kaynağını açıkça göstermiyor. (Türkiye Bir Mucizedir, 31.9.2009; sayfa: 6)

Bursalı’ya göre Türkiye’nin 1908-1923 devrim süreci ideolojik ve siyasal hedeflerine ulaşamamış ve yenilgiye uğramıştır. “Türkiye uluslaşmayı ve kuruluş aşamasını başaramamıştır” teziyle beyaz teslim bayrağını yükselten Bursalı, bunun nedenini “Uluslaşmada ‘ekonomik zaferin’ eksik kalması” olarak açıklıyor. Yazara göre, “Zenginlik yaratılabilseydi, Türkiye için bir arada ve çağdaş yaşamanın adı olurdu”.

Cumhuriyet gazetesinin aynı sayısında, Orhan Bursalı’yı doğrulamayan haberler, başka türlü bakmanın gereğini de gösteriyor. “Güçlü ekonomi”, “Güçlü Ordu” söylemleri, G20 grubuna dahil olacak ölçüde büyüme ve sermaye birikiminin başarılmış olması, sorunun zenginliğin yaratılmasında değil, Bursalı’nın hiç sözünü etmediği başka bir gerçekte, zenginliğin paylaşılmasında yattığının altını çiziyor. Zenginliğe el koyan emperyalizm ve onun yerli ortakları (Türk burjuvazisi) ise Bursalı’nın analizlerinde yer almıyor. Yazar zenginliği “mümkün kılacak olansa, sürekli dış kaynak girdilerine muhtaç olmayan, kendi yaratıcı gücünü harekete geçirebilmiş, ekonomide başarmış bir Türkiye…” ifadesiyle, “yumurtasız omlet” özlemini dile getiriyor. Kapitalist yolu seçen, emperyalizm ile bütünleşen, emekçi halkın ürettiği değerlere yabancı güçlerle ortaklaşa el koyan burjuvazinin yönetiminde nasıl olacaksa, dışa bağımlılık ihtiyacı olmayan ulusal bir kapitalizm inşa edilseymiş, uluslaşma ve cumhuriyetin kuruluşu başarılabilirmiş!

Cumhuriyet gazetesinin 30 Ağustos zaferinin tarihsel anlamına dair (2004’de yazılmış imzasız yazısının yeniden basımı) ise Ekim Devrimi ile Kurtuluş Savaşımızın kader ortaklığını vurgulayan saptamasıyla önemlidir. Bu başyazıda, 30 Ağustos konulu haberlerden ve Orhan Bursalı yazısından farklı olarak, şu önemli saptama dile getirilmektedir: “1917 Rus Devrimi Türkiye’nin Milli Kurtuluş Savaşı bakımından bir talihtir; ‘Anadolu İhtilali’ dört taraftan kuşatılmak tehdidinden kurtulmuş, Kafkasya’da sırtını güvenceye almıştır”. (Tarihi İyi Okumak, 31.9.2009; sayfa: 1-8)

Bu başyazıda, yukarda değinilen “30 Ağustos’u salt bir askeri zafer olarak görmekle sınırlı bakış açısı” da eleştirilmektedir: “30 Ağustos’u yalnız bir askeri zafer olarak sınırlandırmayı kendi siyasetleri için gerekli görenler, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın alfabesinden yoksundurlar”.

Bugünkü Kemalist akımın bu saptamaya katılan kesimleri, tutarlı olmak istiyorlarsa, bugünkü Genelkurmay- AKP siyasetiyle ve bu siyasetin dayandığı 1920’lerin Kemalist önderliğinin siyasal tercihleriyle hesaplaşmaktan kaçınamaz.

Kemalist önderlik burjuva dinamikleri temsil eden yapısı nedeniyle, 1920’lerde ve 30’larda Türk-Sovyet dostluğunu ve ittifakını ‘köprüyü geçene dek’ benimsedi. Bir yandan da, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni kapitalist yola yönelterek en başından itibaren bu kader ortaklığına ihanet etti. Tarihin diyalektiği, muzaffer sosyalizm ile ittifak siyasetine ihanet çizgisinin, kendi varlığına ve kaderine ihanet ile eşanlamlı olduğunu gösterdi.

100. Yıldönümüne 14 yıl kala Osmanlı’nın restorasyonuna rücu eden Türkiye Cumhuriyeti, 1920’lerde muzaffer sosyalizm ile sağlam bir ittifaka dayanarak kapitalist olmayan yol siyasetini tercih etmemenin karşı-devrimci sonuçlarıyla bugün yüzyüze geliyor. Bu sonuçtan kaçınmanın bugünkü tek yolu, bundan çıkarı olan toplumsal güçlerin, işçi sınıfının ve emekçi halkın sosyalist iktidarını kurmaya yönelmektir.

1920’lerde kapitalist olmayan yol tercihi, Sovyet iktidarı ile askeri- siyasal ittifak ve ülke içindeki yükselen Bolşevik akım ile Kemalist akımın ortak cephesi temelinde hayata geçirilebilirdi. Bugün Sovyet iktidarı yok, Kemalist akım ise başlangıçtaki merkezi bütünlüğünü ve güç dayanaklarını yitirmiş durumdadır. Kemalist akımın Cumhuriyet tarihi boyunca verdiği sürgünler (DP, AP, 12 Mart’çı ve 12 Eylül’cü Genelkurmaylar, Hasan Cemal’ler, Aydın Engin’ler, Oral Çalışlar’lar vs.) emperyalizmin işbirlikçisi, bağımsızlık davasıyla ilgisiz, yozlaşmış ve çürümüş dinamikleri temsil ediyor. Bugünkü koşullarda, bağımsızlığın kazanılmasının temeli, bu dinamiklere karşı mücadele eden yurtsever, demokratik bir halk cephesini isteyen güçlerle birleşmektir.

Cumhuriyet gazetesi ve okurları, bugünkü Genelkurmay- AKP siyasetiyle ve bu siyasetin dayandığı 1920’lerin Kemalist önderliğinin tarihsel tercihleriyle hesaplaşmayı ertelemekle veya açıkça yapmaktan kaçınmakla, yurtsever-devrimci dinamiklerden uzak düşüyor, AKP siyasetinin değirmenine su taşıyor. Okurları tarafından tutarsız ve hedefleri belirsiz olarak algılanıyor. Kemalist akımın kendi tarihi içinde bolca verdiği karşı-devrimci sürgünler hatırda tutularak, Cumhuriyet gazetesinin uyanıklığını korumasının bir varlık-yokluk meselesi olduğu unutulmamalıdır.

GHA, bazı Cumhuriyet yazarlarının bu tutarsızlığın ve belirsizliğin önde gelen kaynakları olduğunu, örnekleriyle sergilemeye devam edecek.

1 Ekim 2009 Perşembe

İŞÇİ HABERLERİ BÜLTENİ (EYLÜL 2009)



• Sakarya’nın Hendek ilçesinde bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada, 2 işçi yaralandı. Patlama nedeniyle çıkan yangın, fabrika personeli tarafından kısa sürede söndürüldü. Vücutlarının çeşitli yerlerinde yanıklar oluşan işçiler, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’ne sevk edildi. Aynı fabrikada 17
Ağustos’ta meydana gelen patlamada 1 işçi ölmüş, 32 işçi yaralanmıştı.
• Samandıra Ferhatpaşa’da kurulu bulunan Nur Plastik’te 30 Eylül sabahı saat: 11.00'de kıyım makinesine mal sürdüğü sırada, beraber çalıştığı arkadaşının düğmeye basması sonucunda makineye sıkışan Bektaş parçalanarak can verdi.23 yaşındaki İbrahim Bektaş, bu işyerinde 2 senedir sigortasız ve 14 saatte varan uzun ve yorucu bir çalışma temposu içinde mesai ücreti almadan çalışıyordu.
• Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Süsler Candy Grubu’na bağlı Renta firmasında işten çıkartılan 18 işçi direnişlerini sürdürüyor. DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye oldukları için 8 Eylül tarihinde performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek işten çıkarılan işçiler, 23 Eylül günü direnişe başlamıştı.
• Esenyurt Belediyesi’nde çalışırken belediye yönetimi tarafından işten atılan ve parça parça yaşanan kıyımlarla sayıları 14’ü bulan Belediye-İş Sendikası üyelerinin direnişi devam ediyor. Direnişçi işçiler ve destek veren kurumlar 30 Eylül günü belediye önüne yürüyüş gerçekleştirdi.
• TÜRK-İŞ’e bağlı Basın-iş Sendikası, para, altın, pasaport, nüfus cüzdanı, ehliyet ve kıymetli diğer eşyaların üretildiği Darphane ve Damga Matbaası’nda greve gidiyor. Ocak ayından bu yana süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine, Basın-İş Sendikası, aldığı grev kararını 1 Ekim 2009 Perşembe saat 12:30’da Gülhane’de bulunan Damga Matbaası ve 15:00’de Yıldız’da bulunan Darphane’de sendikaların ve emekten yana örgütlerin de katılımı ile asacak.
• İstanbul Tabip Odası'ndan yapılan açıklamaya göre, Sağlıkta Dönüşüm Programı'na karşı tüm sağlık emekçilerinin 18 Ekim Pazar günü Kadıköy'de düzenlenecek mitingte buluşacağı bildirildi.
• Laboratuvar ve röntgen birimlerinden sonra, 112 acil birimlerinde de taşeronlaşmanın başladığı bildirildi. Taşeron firmada çalışan işçilere sağlık hizmetleri ile ilgili eğitim verilmediği ve her türlü risk göze alınarak, sağlık alanında çalıştırıldıkları, hem işçinin hem de hastaların sağlığının tehlikeye atıldığı ileri sürüldü. 300 bin kamu çalışanının görev yaptığı Sağlık Bakanlığı 108 bin taşeron işçisi ile kamuda en fazla taşeron işçi çalıştıran bakanlık.
• Kızılay Yönetimi tehdit ve baskıyla engelleyemediği sendikal örgütlenmeyi yine işten çıkarmayla sindirme çabalarına devam ediyor. Son olarak Ankara’da sendikal örgütlenmenin öncüsü üç sağlık emekçisinin iş akitleri, sadece Devrimci Sağlık İş Sendikası tarafından yapılan basın açıklamasına katılmaları gerekçe gösterilerek 24 Eylül 2009’da tazminatsız olarak fesh edildi.
• Mersin'in Erdemli ilçesinde bir inşaatta işçi olarak çalışan 42 yaşındaki Ergül Yıldırım, seyyar asansördeki kovayı almak isterken halatın kopması sonucu 8. kattan düşerek olay yerinde hayatını kaybetti.
• Şırnak'ın Silopi ilçesine bağlı Ballıkaya köyünün kuzeyinde mayın patlaması sonucu, baraj yol yapım çalışmalarını yürüten işçileri taşıyan araçta bulunan bir işçi öldü, bir diğeri yaralandı.
• Samsun’un Tekkeköy ilçesinde bir demir çekme fabrikasında 10 gün önce meydana gelen patlamada yaralanan 2 işçiden biri, tedavi altına alındığı hastanede hayatını kaybetti.
• Uşak'ta Akbulut Proje İnşaat Şirketi adlı bir taşeron şirketin depreme karşı güçlendirme çalışması yaptığı Orhan Dengiz Anadolu Lisesi binasında, bodrum katının su yalıtımı için dış cephe duvarının yanına kazılan 2 metrelik çukurda sabah saatlerinde göçük oluştu. Çukurdaki işçilerden biri hayatını kaybetti.
• Sel felaketinde 8 işçinin ölümüne neden olan Pameks patronu için 15 yıla kadar hapsi istendi.
• DİSK'e bağlı Limter-İş yazılı bir açıklama yaparak, emek karşıtı politikalara karşı bir basın açıklaması yapacağını açıkladı. Basın açıklaması Tuzla Gemi Tersaneleri önünde 26 Eylül Cumartesi saat 17:00'de yapılacak.
• İşten atılan Kent A.Ş. işçileri yürüyüşlerinde 9 günü geride bırakırken, bir işçi kaza geçirdi.
• Samsun'un Tekkeköy ilçesinde faaliyet gösteren Yeşilyurt Demir Çekme fabrikasında 19 Eylül gece saat 01.30 sıralarında 2 işçi yanarak ağır yaralandı.
• Zonguldak’taki kömür ocaklarında bu yıl 16 madenci hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin 6’sı Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) ait ocaklarda, 10’u ise kaçak ocaklarda çalışıyordu.
• "İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Şenliği" 22 Eylül akşamı İstanbul Gaziosmanpaşa'da gerçekleştirildi. Şenlikte, emekçileri açlığa yoksulluğa mahkum eden, kardeş halkların üzerine kurşunlar yağdıran barbarlık düzenine karşı tek alternatifin sosyalizm olduğu vurgulandı.
• Bir süredir toplu iş sözleşme görüşmelerinin sürdürüldüğü ve uzlaşmazlıkla sonuçlandığı Bursa'daki Olay Medya’da 12 basın emekçisi, işten çıkarıldı. Bunun yanısıra, özel eşyalarını toplamalarına da izin verilmediği bildirildi.Cavit Çağlar'ın sahibi olduğu Olay Tv ve gazetesini barındıran Olay Medya, 2008 yılının Mart ayında TMSF'ye geçmişti.
• Türk - Eğitim Sen bir açıklama yaparak 35 binden fazla öğretmen açığı olduğunu duyurdu.
• Ankara’ya doğru yürüyüşlerinin dördüncü gününde Manisa’nın Salihli ilçesine gelen Kent A. Ş. işçilerini, TKP, ÖDP, EMEP, Yurtsever Cephe üyeleri ve Salihli belediyesi işçileri karşıladı.
• Sel felaketinde, insan taşımaya uygun olmayan kapalı kasa minibüsten çıkamadıkları için boğularak hayatını kaybeden tekstil işçisi kadınlar için yapılan eylemler devam ediyor.Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası tarafından düzenlenen eylem, işçilerin çalıştığı Pameks tekstil fabrikasının önünde yapıldı. Sefaköy İnönü Mahallesi’nde başlayan yürüyüşün ardından fabrika önüne gelen gruba halktan da destek geldi.
• İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde Göztepe Spor Kulübü Eski Başkanlarından Levent Ürkmez'e ait ‘Levent Kağıt’ adlı kağıt fabrikasında, sabaha karşı hamur kazanını temizlemek için içerisine giren 3 işçi metan gazından zehirlenerek öldü, 1 işçi hastaneye kaldırıldı.
• Samsun Tabip Odası, KESK ve TMMOB yaptıkları ortak açıklamada, hükümetin hazırladığı İş Sağlığı ve İş Güvenliği konusundaki yönetmeliğe tepki gösterdi.
• İzmir’in Karşıyaka ilçesinin bölünmesinin ardından işten çıkarılan Kent A.Ş. işçilerinin Ankara yürüyüşü devam ediyor. Ankara’da CHP Genel Merkezi'ne ulaşmak isteyen ve İzmir’den yola çıkan işçiler, Manisa sınırları içerisinde yürüyüşlerini sürdürürken, işçilere yolda karşılaştıkları işçiler, vatandaşlar da yürüyüşe alkışlarla destek veriyor. İşçilerin üç gün önce başlayan yürüyüşünün 30 gün sürmesi bekleniyor.
• İstanbul’u vuran “sel” ardında büyük bir çamur birikintisi bırakarak çekilirken, belediyenin ilgilenmediği balçık, metro inşaatının taşeron işçileri tarafından temizleniyor.
• Limak Holding tarafından Siirt’te yapımı devam eden Alkumru barajında dün gece geç saatlerde yaşanan patlama sonucu 1 işçi hayatını kaybederken, 1’i ağır 3 işçi yaralandı.
• Sağlık kuruluşlarından alınan katkı paylarında artış yapıldı. Buna göre hastaneye giden halkın cebinden artık daha fazla para çıkacak.
• İkitelli sel bölgesinde eksik ve geç gelen yardım nedeniyle vatandaşların tepkisini çeken AKP'li Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, dün de belediye işçilerinin protestosuyla karşılaştı. Aylardır maaşlarını alamayan işçiler Küçükçekmece Belediye binasının önünde toplandı. Belediye Başkanı'ndan açıklama bekleyen işçiler, maaşlarının ödenmemesi durumunda greve çıkacaklarını belirttiler. İşçiler, Belediye Başkanı Özel Kalem Müdürü Ömer Okumuş'un maaşların ödeneceğine dair açıklamasından sonra belediyenin önünden dağıldı.
• Pameks Giyim'de çalışan 8 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili tekstil patronlarından açıklama geldi. İHKİB, TGSD VE TOBB Konfeksiyon ve Hazır Giyim Komitesi'nden yapılan ortak açıklamada, "80 yılda bir görülen bu doğal afetin sorumluluğu, 8 çalışanını kaybeden Pameks Giyim A.Ş. başta olmak üzere bir kaç firma veya kişiye yüklenilmeye çalışılmaktadır. Bunu kabul edilemez bulmaktayız" denildi.
• ETİ patronu grevin ardından işçi kıyımına başladı. Toplusözleşme görüşmelerinin tıkanması nedeniyle işçiler 14 Ağustos’te greve çıkmış, 9 gün süren grevin ardından patron talepleri kabul etmek zorunda kalmıştı. İşçilerin yeniden işbaşı yapmasının üzerinden 3 hafta geçmeden patron aralarında Tek Gıda-İş'li sendikacıların da bulunduğu 23 işçiyi işten attı.
• Manisa Turgutlu'da Tukaş Konserve Fabrikası'nın 5 nolu kazan dairesinde saat 01.25 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle patlama oldu.9 işçi yaralandı.
• KESK, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde yaptığı açıklamayla sel felaketinin sorumlularını protesto etti.
• Genel-İş üyesi Kent AŞ işçilerinin 16 Eylül Eylül günü İzmir'den yola çıkarak başlattıkları Ankara yürüyüşünün 2. gününde jandarma engeli vardı. Belkahve mevkiinde işçilerin yolu jandarma tarafından kesildi. İşçiler bu durumu sloganlarla protesto etti. Jandarma ile yapılan görüşmeler sonucunda, daha önce planlanmış yürüyüş güzergâhı için izin verilmedi. Sendika yöneticilerinin kendi aralarında yaptıkları görüşmeler sonucunda işçiler dağdan Kemalpaşa merkeze indirildiler. Kemalpaşa’da işçileri KESK’e bağlı sendika üyeleri karşıladı. Burada bir süre dinlenen işçiler daha sonra yollarına devam ettiler. İzmir il sınırına ulaşıldığında devreye bir kez daha jandarma kuvvetleri girdi ve yürüyüşü engellemeye çalıştı. İşçiler Kemalpaşa’nın bir köyünde dinlenmeye çekildi.
• Ödemiş'te Erim Konfeksiyon işçilerinden yetki alan YCİB dün işverenle görüşme yaptı.
• “Türkler Çıldırmış Olmalı/Afrika” adlı sinema filminin ekibinden bazı sinema emekçileri işten çıkarıldı. DİSK Sine - Sen’in yaptığı açıklamaya göre, yapımcılığını Avşar Film ve MassMedia şirketinin üstlendiği filmin kostüm tasarımcısı Hale İşsever, çalışma saatlerinin uzunluğuna ve kendilerine mesai ücreti ödenmemesine itiraz ettiği gerekçesiyle, kendisine destek veren asistanları ile birlikte işten çıkarıldı. “İş Yasasının öngördüğü kurallar çerçevesinde ‘Haksız Fesih ve 45 saat iş günü aşımı’ üzerinden ekibim ile birlikte uğradığım haksızlığın arkasını aramakta kararlıyım.” diyen Hale İşsever’e, MassMedia şirketi yetkililerinin “Son ana kadar işten çıkarılmanızı engellemek için elimizden geleni yaptık ama karar bizi aşıyor” dedikleri belirtiliyor.
• Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) bağlı sendikaların temsilcileri, Belediye-İş Sendikası’na üye işçilerin sendika değiştirmeye zorlandıkları gerekçesiyle Şişli Belediyesi’ni protesto etti.
• Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün önünde yapılan basın açıklamasında DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş sendika sözcüsü Özgün Aktükün sosyal hizmetlerin, devletin asli kamu görevlerinden olduğunu, devletin asli görevi olan sosyal hizmetlerin; özel ya da tüzelkişilere devredilemeyeceğini, taşeronlaştırılamayacağını belirtti.
• İzmir’in Karşıyaka İlçe Belediyesine ait Kent AŞ’de işten çıkarılan işçiler “Ankara yürüyüşüne” başladı.
• Çapa Kızılay Kan Merkezi’nde sendikalaştıkları gerekçesiyle önce sürülen ve ardından da işten çıkarılan sağlık işçileri işe iade davasını kazandı.
• Türk-İş’in sendikal hak ihlalleri raporuna göre, sendikalı oldukları için geçen yıl Türkiye’de 12 bin 359 işçi çeşitli nedenlerle mağduriyet yaşadı.
• Emekliler Birliği Sendikası (EMEKLİ BİR-SEN) üyeleri, emekli maaşlarına yapılan zam oranını protesto etti.
• Esenyurt Belediyesi, sendika üyesi 3 işçiyi daha işten attı. Belediye önünde direniş sürüyor.
• Şişli Belediyesi’nde çalışan ve Belediye-İş üyesi olan işçiler Genel-İş’e geçti.
• Daha önce de set işçilerinin ölümüyle gündeme gelen Gold Film adlı yapım şirketi tarafından yapılan Sonbahar adlı dizinin setinde 25 gün önce Fatma Elif Develi adlı figüran, aşırı çalışma nedeniyle bayılmış, gerekli müdahale yapılmadığı için kalbi durmuştu. Elif Develi’ye o sırada sette bulunan eşi Mustafa Develi kalp masajı yaparak müdahale etmiş, böylece set işçisi ölümden dönmüştü. Ancak Elif Develi 25 gündür yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor.
• Eğitim-Sen üyesi öğretmenler birçok ilde eylemler yaparak, ek ders ve tedavi ücretlerinin ödenmemesini protesto etti.
• ODTÜ’de Tez Koop-İş üyeleri, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamamasını protesto etti. İşçiler ODTÜ yönetimi ve Kamu-İş sendikasının tavrını protesto etmek amacıyla Rektörlük önünde bir toplu basın açıklaması gerçekleştirdiler.Sendikalı işçiler dışında Yurtsever Cephe ODTÜ Emekçileri, Eğitim-Sen üyeleri ve ODTÜ'lü öğrenciler de eyleme destek verdi.
• Araştırma görevlilerinin iş güvencesi talebiyle yaklaşık bir yıldır yürüttükleri mücadeleye, rektörlük tarafından açılan soruşturmalarla set çekilmeye çalışılıyor. İstanbul Üniversitesi’nde (İÜ) araştırma görevlilerinin yanı sıra eylemlere destek veren İÜ idari personeli de soruşturmalardan nasibini alırken, personele açılan soruşturmalara karşı Beyazıt Merkez Kampusu önünde protesto eylemi gerçekleştirildi.
• Tek Gıda -İş Sendikası, ABD'den füze alınmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, "Füzeler düşmanlık biriktirmekten başka bir işe yaramıyor. Füzeler karın doyurmuyor" denildi.
• Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu üyeleri İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde eylem yaptı.
• DİSK'e bağlı Nakliyat İş'den yapılan açıklamada, Ambarlarda 1100 İşçi adına sürdürülen Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlık aşamasında iken 25.08.2009 tarihinde anlaşmayla sonuçlandığı belirtildi. Toplu İş Sözleşmesi ile ücretlere yapılacak olan zam oranları 1.yıl, yıllık % 8,75 ile %16,5’e arasında olmuştur. 1.yıl ortalama ücret artışı Ortalama % 11’dir. Net ücret Toplu İş Sözleşmesiyle belirlenen ücret artışı yine % 11’dir. Toplu İş Sözleşmesi ile aylık ücretlere rakamsal olarak ta net 90 TL ile 170 TL’ye arasında zam yapılmıştır. Yılda 4 maaş ikramiye, İşçi Sınıfının Uluslar arası birlik, dayanışma, mücadele günü olan 1 Mayıs ve bayan işçiler için 8 Mart’ın ücretli izinli olması, haftalık çalışma süresinin 42,5 saat olması, fazla mesai ücretlerinin % 100 zamlı olması gibi haklar açısından, yapılan toplu iş sözleşmesi ile kazanımlarımız aynen korunmuştur.
• BOTAŞ ve TPAO’da, toplu iş sözleşmelerinin imzalanmamasına tepkiler sürüyor. Türk-İş’e bağlı sendikaların üyeleri toplu iş sözleşmesine hükümetin engel çıkardığını belirterek AKP’yi protesto etti. AKP Adana İl Örgütü önünde toplanan Türk-İş üyesi işçiler, “AKP şaşırma, sabrımızı taşırma”, “Toplusözleşme yoksa huzur da yok”, “AKP’den hesabı emekçiler soracak” şeklinde sloganlar attı. “Vur vur inlesin AKP dinlesin” diye haykıran işçiler alkış ve ıslıklarla AKP’yi yuhaladı.
• Kumbağ’da sular altında kalan tuğla fabrikalarında çalışan yüzlerce işçi mahsur kaldı. Uzun çalışmalar sonucu 131 işçi karadan, 180 dolayında işçi de Skorsky tipi helikopterlerle kurtarıldı.
• Körfez ilçe İlimtepe’de oturan, Kullar’da bulunan Gemont adlı şirkette 25 yıldır vinç bakımcısı olarak çalışan Aziz Ekiz(48), arızalanan vinci şirketin İstanbul Kurtköy’deki bakım atölyesine götürdü. Burada bakım yapılırken hava basıncı nedeniyle vinçte patlama meydana geldi. Patlama sırasında fırlayan bir parça Aziz Ekiz’in vücuduna saplandı. Aziz Ekiz olay yerinde hayatını kaybetti.
• Edirne'nin Keşan ilçesi Küçükdoğanca köyü yakınlarındaki bir kömür ocağında meydana gelen iş kazasında 1 işçi öldü.
• Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde fabrika işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu 3'ü ağır 9 işçi yaralandı. İşçilerin Bandırma ilçesindeki fabrikadan, Manisa'nın Turgutlu ilçesine kamyonla gönderilen tavukları indirmek üzere yola çıktıkları öğrenildi.
• Samsun'un Vezirköprü ilçesinde, işçi taşıyan minibüs şarampole yuvarlandı. Kazada H.S. ve K.B. isimli 2 işçi öldü, 9 işçi yaralandı.
• Milas ilçesi Orman İşletme Müdürlüğü personelini taşıyan minibüs kaza yaptı. Kazada 12 orman işçisi yaralandı.
• Tarsus'ta tarım işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu araçta bulunan iki işçi yaralandı.
• Çanakkale merkeze bağlı Kumkale Beldesi'ne mısır sökmek için çalışmaya gelen işçileri, oturdukları Çan'ın Etili Beldesi'ne taşıyan minibüs, Bayramiç İlçesi Beşevler Mevkii'nde şarampole devrildi, 3'ü ağır 13 işçi yaralandı.
• Ankara 9. İdare Mahkemesi Devlet Memurları Kanunu'nun 4/C maddesine göre istihdam edilen ve ne memur ne işçi sayılan, daha çok özelleştirme mağdurlarının istihdam edildiği geçici personelin sendika üyesi olabileceğine karar verdi.
• İstanbul İkitelli'deki sel felaketinde 7 kadın işçinin boğulduğu minibüsten kurtulan F.K de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
• Haziran ayında özlük hakları için mücadele eden 50d’li asistanlardan altısına soruşturma açan İ.Ü. Rektörü Prof.Dr. Yunus Söylet, 4 ay sonra aynı sebeple 40 asistana daha soruşturma açtı.
• Zonguldak'ın Gelik beldesinde özel bir kömür ocağındaki dinamitin patlaması sonucu bir işçi ölürken bir işçi de yaralandı.
• KESK, DİSK, Türk-İş, Tekstil-Sen, Küçükçekmece İşçi Platformu ayrı gruplar halinde Pameks fabrikası önünde kadın işçilerin selde ölümünü protesto etti.
• İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yürüttükleri sendikal örgütlenme mücadelesi toplu işten atma saldırısıyla karşılaşan Hava-İş Sendikası üyesi işçiler, 10 Eylül günü gerçekleştirilen yürüyüşle protesto edildi.
• İzmir Kemalpaşa Kızılüzüm köyü mevkiindeki Erze Ambalaj Plastik Fabrikasında sendikalaşan Petrol-İş üyesi işçiler baskı ve tehditle sendikadan istifaya zorlanıyor.
• Petrol İş'ten bir açıklama yapılarak "Türkiye genelinde sendikamız üyesi 3 bin 450 TPAO (Türkiye Petrolleri A.O.) işçisi ile bin 860 BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş.) işçisi, kamu kesimi toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamaması nedeniyle bugün (11 Eylül) saat 17. 00'de AKP il binalarının önünde siyasi iktidarı protesto ederek taleplerini iletecekler" denildi.
• İstanbul Orhanlı Sanayi bölgesindeki Primo Ambalaj ve Kimya Sanayi Ticaret A.Ş'ye ait 5 katlı fabrikanın kozmetik kimyasallarının bulunduğu depoda dün saat 18.00 sıralarında meydana gelen patlamanın ardından yangın çıktı. Yangında ölen veya yaralanan olmadı.
• Çanakkale'nin Biga ilçesinde sağanak yağışlar nedeniyle domates tarlalarında çalışan 175 mevsimlik tarım işçisinin çadırlarını su bastı.
• Balıkesir'in Bandırma ve Gönen ilçelerinde şiddetli yağış sonucunda meydana gelen seller nedeniyle iki beyaz et üretim tesisinin işçileri işyerlerinde mahsur kaldı. İşçiler askeri helikopterlerin ve komandoların yardımıyla kurtarıldı.
• 10 Eylül'de, TTK'ya bağlı Karadon Müessese Müdürlüğü Kilimli İşletmesi Maden Ocağı'nda bir göçük meydana geldi. Ali Ziya Kısaboyun ve Caner Albuzlu isimli iki işçi göçük altında kalırken saatler süren kurtarma çalışmalarından sonra iki işçinin cesedine ulaşıldı.
• İstanbul'da yaşanan selde servis aracı olarak kullanılan minibüste yaşamını yitiren yedi kadın işçinin çalıştığı Pameks Tekstil’in patronu ve idare amiri tutuklandı.
• Yurtsever Cephe İşçi Birliği, Trakya ve İstanbul'daki sel baskınıyla ilgili açıklamasında, "Kadir Topbaş başta olmak üzere tüm yetkililerin istifa etmesini, ölümlerin gerçekleştiği işyerlerinin patronlarıyla birlikte yargı önüne çıkartılmalısını" istedi.
• Kocaeli’nin Gebze ilçesinde kurulu bulunan BERİCAP’ta sendikal örgütlenme çalışması başlatarak Türk-İş’e bağlı Petrol-İş Sendikası’na üye olan BERİCAP işçileri, işten atma saldırısına karşı 14 Ağustos günü fabrika önünde direnişe geçmişlerdi. 6 işçinin sürdürdüğü direniş, 19. gününde sendikanın talimatıyla bitirildi.
• İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda sendikal örgütlenme mücadelesi yürüten Türk-İş'e bağlı Hava-İş Sendikası yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Sendika üyesi 73 işçinin işine son veren İFenerbahçe Kulübü Yönetim Kurulu üyesi Nihat Özdemir’in LİMAK Holding ve Malezyalılarla ortaklığı olan ISG Yer Hizmetleri A.Ş. anti-sendikal baskı ve dayatmalarını sürdürüyor.
• Ciner Dergi Grubu’nda 5 dergi birden kapatıldı. 90 gazeteci bir anda işsiz kaldı.
• Alsancak Garı'nda görevli tren teşkil memurları, bilgileri dışında bölge içi nakilleri yapıldığı gerekçesiyle açlık grevi başlattı. İzmir'de Basmane Garı'nda aileleriyle birlikte toplanan memurlar ve Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) İzmir Şubesi üyeleri ellerindeki pankartlarla kendilerinden habersiz yapılan nakilleri protesto etti.
• Ödemiş’te faaliyet gösteren Erim Konfeksiyon işçileri ile yapılan toplantıda YCİB, işçilerden kendilerini temsil yetkisi aldı.
• Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde taşeron firmaya bağlı çalışan sağlık emekçilerinin iş bırakma eylemi sonuç verdi. Bir süredir DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş sendikası bünyesinde örgütlenen 308 işçi 2,5 aydır ödenmeyen ücretleri için Pazartesi sabahı iş bırakıp Başhekimlik önünde direnişe geçmişti. Eylemin ilerleyen saatlerinde hastane yönetimi ile yapılan görüşmeler sonunda hastane yönetimi bir aylık maaşları elden verme, bir aylık maaşlarını da ertesi gün bankaya yatırma sözü verdi. Direniş işçilerin ücretlerini almasıyla sonuçlandı.
• Birkaç gün öncesinden meteoroloji uzmanları tarafından duyurulduğu halde valilik ve belediye yetkilileri tarafından işyerlerinin tatil edilmesi ve nüfusun tahliyesi dahil hiç bir önlem ile karşılanmayan şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketinde, İstanbul İkitelli'de işe giden Pameks Tekstil çalışanı 7 tekstil işçisi kadın servis aracı olarak kullanılan nakliye aracında boğuldu, TIR park yerinde kalan aralarında yabancıların da olduğu 16 TIR şöförü sel sularına kapılarak can verdi. Trakya'da ise bahçıvanlık yapan 5 kişilik bir aile, sele kapılarak öldü.
• Kartal Koşuyolu Devlet Hastanesi’nde taşeron şirket Piripak AŞ.'ye bağlı olarak çalışan 300'ün üzerinde işçi Sağlık Bakanlığı’nın 32’nci sayılı genelgesi kapsamında yapılan yeni ihale ile ücretlerinin düşürülmesine tepki göstererek iş bıraktı ve direnişe geçti. Aralarında bilgi işlem, anestezi teknisyeni, bioteknisyen, hasta bakıcı ve temizlik işçilerinin bulunduğu ve bir kısmı Dev Sağlık-İş sendikasında örgütlü olan 300'ün üzerinde işçinin hastane içerisinde sloganlar atarak beklediği, yürüyüş düzenlediği bildirildi.
• Pirelli'de işten atılan 30 işçi ve 6 işyeri temsilcisinin açtığı dava sonucu iptal edilen ve 15 Eylül'de yeniden yapılmasına karar verilen delege seçimleri için işçiler ve temsilciler Lastik-İş Sendikası'na geldi. Delege başvurusunda bulunan işçilerin ikişer kişilik gruplar halinde içeri girmesini isteyen sendika yöneticileri ve işçiler arasında arbede yaşandı. İşçiler üye oldukları sendikaya şartlı alınmak istenmesine tepki gösterdi. Yaşanan arbedeyi görüntülemek isteyen basın mensuplarına sendika yöneticileri sert müdahalede bulundu.
• Davutpaşa’daki maytap atölyesinde 25 Ocak 2008 tarihinde meydana gelen patlamada ölen ve yaralanan işçilerin yakınlarının adalet arayışı sürüyor. Henüz açılmış bir dava ise bulunmuyor.
• İşten çıkarılan Kaynak İplik Fabrikası işçileri Uşak Valiliği önünde yolu trafiğe kapattı. Polis işçilere biber gazıyla saldırdı.
• Erzincan HSA Mermer Fabrikasında, Kristal-İş Sendikası’na ilk üyeliği gerçekleştiren dört işçinin işine son verilmesi üzerine önceki gün kent merkezinde basın açıklaması yapıldı. Diğer işçilerin de sendikadan ayrılmadıkları takdirde işten atılma tehdidiyle karşı karşıya olduğu HSA Mermer’de sendika düşmanlığına ve işçi kıyımına son verilmesi çağrısıyla Kristal-İş tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen eyleme, Eğitim-Sen, TKP, ÖDP, DTP, ESP, Partizan, Gençlik Derneği de destek verdi.
• Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi'nde, hastanenin temizlik işleri ihalesini yeni kazanan taşeron firmanın (Tuana) işçileri 7 eylül pazartesi günü ödenmeyen maaşları için iş bıraktılar.
• 2007’de Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda aldığı puan doğrultusunda engelli kadrosunda işe başlayan yüzde 80 görme engelli, bir çocuk babası 33 yaşındaki Yusuf Onur, santral operatörü olarak görevlendirildi. Mevcut Belediye Başkanı Mustafa Akay’ın yerine 29 Mart’taki yerel seçimlerde AKP’li Zeki Çaylı’nın göreve seçilmesinden bir süre sonra Onur, Fen İşleri Müdürlüğü’ne bağlı şantiyeye atandı. Görme engeline rağmen yaklaşık dört ay inşaat işlerinde, parke taşı döşemede ve mezarlık temizliklerinde görevlendirildiği öne sürülen Onur’un, daha sonra verimsiz olduğu gerekçesiyle iş akdi feshedildi.
• Ordu'dan Urfa'ya dönen fındık işçilerini taşıyan kamyon kaza yaptı 18 işçi yaralandı.
• Stajyer Avukatlar, 5 Eylül Cumartesi günü saat 13.00' de İstanbul Beyoğlu’nda, sağlık güvencesiz ve sigortasız çalışmaya, stajyer avukatların ucuz iş gücü olarak kullanılmasına ve hukukun piyasalaştırılmasına izin vermiyoruz demek için buluşacaklar.
• Sağlık Bakanı'nın “Silikozis hastalarına yardımcı olacağız” açıklamasına rağmen, Dicle Üniversitesi Hastanesinde hastalıktan yaşamını yitiren İbrahim Güloğlu isimli işçinin ailesine, oğullarının cenazesini teslim ederken borç senedi imzalatıldı. Kot kumlama işçisi İbrahim Güloğlu 2004’ten bu yana silikozisten ölen 43. işçi oldu.
• TPAO işçilerinin toplu iş sözleşme sürecindeki taleplerinin kabul edilmesi için başlattığı eylemlerin ikinci gününde TPAO işçilerine hitap eden Petrol-İş Ankara Şube Başkanı Mustafa Özgen, çalışanlar arasında kapsam dışı-kapsam içi ayrımı yapılmasına karşı çıktı. Geçen hafta 2 günlük işyerini terk etmeme eylemi, ardından grev yasağına rağmen 1 günlük iş bırakma eylemi, son olarak da vizite eylemi yaptıklarını anlatan Özgen, Şube yöneticileri olarak başlattıkları açlık grevinin de sonuç vermemesi halinde tüm işçilerin bu eyleme katılacağını söyledi. Eyleme destek vermeye gelenler arasında Yurtsever Cephe Ankara İşçi Birliği sözcüsü Tuncay Çelen de söz aldı. Yol-İş Genel Teşkilatlanma Sekreteri Fahri Yıldırım da, TPAO işçilerinin, teslim olan sendikaların üyeleri adına da direndiğini söyleyerek eylemi selamladı. TPAO Genel Müdürlüğü’nün yakınında bulunan ODTÜ’den Yurtsever Cepheli işçiler öğle saatlerinde grev çadırına ziyarette bulundular.
• Adana Demirspor, sol görüşlü taraftarlarının organize ettiği özel maçta İtalya’da işçi sınıfının ve komünistlerin takımı olarak bilinen Livorno’yu ağırlıyor.
• İzmir'de Erze Ambalaj'da örgütlenen Petrol-İş Sendikası baskılarla karşılaştı. Baskı ve tehdit yoluyla Erze işçilerini Petrol-İş Sendikası’ndan istifaya zorlayan patron bu amacına ulaşamayınca 2 Eylül tarihinde sendikadan istifa etmeleri için Kemalpaşa 1. Noteri'ne işyerinden araç ayarlandığını ve topluca istifaya gidileceğini duyurdu. İstifa etmeyenleri ise işten çıkarmakla tehdit etti.
• TMMOB İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleriyle ilgili yönetmelikte yapılan düzenlemeler için yargıya başvurmaya hazırlanıyor.
• Uşak'ta işten çıkarılan TEKSİF üyesi bir grup tekstil işçisi, PTT önünde eylem yaptı. İşçiler işe iade talebiyle Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı ve çalışma Bakanı'na şikayet dilekçesi gönderdi.
• Tekstil-Sen üyesi Ayzi Tekstil işçileri, birikmiş alacaklarının ödenmesi konusunda patrona geri adım attırdı. Hesaplanan ödenmemiş işçi alacaklarına dair patron tarafından 65 bin TL değerinde senet imzalattırılarak sendikaya teslim edildi.
• Petrol-İş Eti Bor tesislerinde grev kararı aldı.
• DİSK, Türk-İş, KESK konfederasyonlarına bağlı sendikalar, ÖDP, EMEP, SEH, Ürün Dergi Çevresi, İKP, İSP, SDP, DİP Girişimi gibi kuruluşların da aralarında bulunduğu çok sayıda örgüt, "İşten Atmalar Yasaklansın!" kampanyası başlatıyor.
• ATV-Sabah işyerlerinde greve devam eden TGS üyeleri Cumartesi eylemlerine Yargıtay kararı açıklanana kadar ara verdi.
• Grevdeki Asil Çelik Fabrikası'nda sendikacılar tarafından işyerinin kamulaştırılması talebiyle yürütülen açlık grevine son verildi.
• Van'ın Gürpınar ilçesinde, özel bir şirkette iş makinesinin devrilmesi sonucu 1 işçi öldü.
• Esenyurt Belediyesi'ndeki işçi kıyımı 1 Eylül günü 2 işçinin işten atılmasıyla sürdü.
• Petrol-İş Ankara Şube yöneticileri TPAO Genel Müdürlüğü önünde açlık grevine başladı.
• Türk-İş'e bağlı Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası'nın (TÜMTİS) Balıkesir tabakhaneler mevkii tren yolu üzerinde bulunan Mutaf Ambarı'nda yürüttüğü sendikal örgütlenme çalışması işten atma saldırısıyla karşılaştı. İşten atılan TÜMTİS üyeleri Mutaf Ambarı önünde eylem yaptı.
• Burgazada'da Yasemin Restaurant'ta çalışan Engin Akçelik isimli işçi, restoran yanında bekleyen motor yattaki müşteriyi almak üzere giderken kendisinin bulunduğu kayıktan ayağı kayarak denize düştü.Telaş içerisinde suyun içinde çırpınan işçi, defalarca yardım istemesine rağmen yat sahibi ve yatta bulunan insanlar tarafından herhangi bir kurtarma girişiminde bulunulmadı.Hayatını kaybeden Engin Akçelik'in Yasemin Restaurant'ta sigortasız çalıştırıldığı, yüzme bilmediği ve yüzme bilmediği halde kendisine restoran işletmecisi tarafından can yeleği takılmadığı öğrenildi.
• Mersin'in Mezitli ilçesinde kalıp dökümü sırasında çöken inşaatta bir işçi öldü.
• İstanbul Sabiha Gökçen Yer Hizmetleri A.Ş. bünyesinde çalışan havalimanında Hava-İş sendikasında örgütlenen işçiler patronun yetki itirazı üzerine havalimanında eylem yaptı.
• İzmit'te kurulu bulunan UM Tersanesi'nde çalışan yaklaşık 150 işçi, 1 Eylül günü iş bıraktı. İzmit’in Yeniköy bölgesinde kurulu tersanede çalışan işçiler, 2 aydır verilmeyen maaşları için eyleme başlayınca, tersane yönetimince idari binaya kilitlendi.
• Trakya Bölge Müdürlüğünde çalışan Petrol-İş Sendikası üyesi 400 işçiden 200'ü, toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması nedeniyle viziteye çıktı.

24 Eylül 2009 Perşembe

MEDYA ELEŞTİRİLERİ


MİSYONER TELEVİZYONCULUK ÖRNEĞİ: HABERTÜRK

"Bağımsız ve özgür habercilik" iddiasıyla yayın yapan bir medya organı, izlediği yayın çizgisiyle, bu iddiasının tersine "bağımsız değil amerikancı", "özgür değil büyük sermayenin yanaşması" olduğunu gösteriyor. Habertürk hem "sürmüş sürüştürmüş" bir günlük gazete çıkarıyor, hem de güya haberciliği ön planda tutan bir TV kanalından 24 saat kitlelere sesleniyor. Son zamanlarda, Türk medyasının "amiral gemisi" olma yolundalarmış! (Hürriyet grubuna meydan okuyorlar) Amiral gemileri böyle olan donanmaların hangi davanın misyoneri oldukları merak uyandırıyor!

Medya eleştirileri üst başlığı altında zaman zaman TV izlemeye veya gözalıcı "rengarenk" gazetelerini okumaya vakit fırsat bulup bu "harika çocukların" kulaklarını çekeceğiz. Bu yazılarımız, halkın akıl ve ruh sağlığını korumaya yönelik ufak bir hizmet olarak kabul edilsin...

HABERTÜRK, İRAN DEVLET BAŞKANI AHMEDİNEJAD'IN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURULUNDAKİ KONUŞMASININ BATILI DELEGELER TARAFINDAN PROTESTOSUNA DAİR HABERİ NASIL VERDİ?

İran Devlet Başkanı Ahmedinejad'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bugün yaptığı konuşma, bazı Batılı delegeler tarafından "antisemitik" olarak nitelendirildi. Bu delegeler Ahmedinejad'ı protesto ederek Genel Kurulu terketti!

Habertürk'ün TV ekranlarından haberi izleyen bir seyircide uyanan izlenim, İran Devlet Başkanı'nın "yahudi düşmanı" olduğu, ırkçılık kokan bir konuşma yaptığı, BM Genel Kurulu'nda bu konuşmanın uluslararası bir tepki uyandırdığı biçiminde!

Peki işin aslı nedir? Mahmud Ahmedinejad, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmasında, ne söyledi? İrna Haber Ajansı ve batılı ajanslar şöyle bir tarandığında tepki uyandıran sözlerinin içeriği anlaşılabilir.

Ahmedinejad konuşmasında İsrail'i sertçe eleştiriyor ve yakıp yıkan saldırılarıyla Filistin topraklarında insanlık düşmanı politikalar izlemekle suçluyor. Ahmedinejad ayrıca dünyanın daha fazla özgürlük ve ulusların uyanışı sayesinde, İsrail'i "ikiyüzlü ve haince tavırlarını" terketmeye zorlayacağını vurguluyor.

Ahmedinejad devamla "Ufak bir azınlığın, ırkçı amaçlarını hayata geçirmek için, karmaşık ağları kullanarak, dünyanın büyük bölümünde politikaya ekonomiye ve kültüre hükmetmesi, köleliğin yeni bir biçimini dayatması, başka ulusları hatta Avrupa uluslarını ve ABD'yi kötüleyip küçük düşürmesi artık kabul edilemez" diyor.

Bütün dünya devletlerinin temsilcileri içinden salonu terkedenler kim? ABD ile Fransa ve İngiltere delegeleri! Gösterdikleri gerekçe ise, bu konuşmanın anti-semitik bir söylemi içermesi!

Habertürk TV'nin genişçe aktarmadığı yani habercilik görevini yerine getirmediği bu konuşmanın içeriğinde anti-semitizm yok! Ahmedinejad, siyonizmin ırkçı niteliğini, saldırgan yayılmacılığını, Filistin halkına uyguladığı zulmü eleştiren bir konuşma yapıyor. Konuşması onyıllardır BM Genel Kurullarında defalarca onaylanan BM Kararları'nın içeriğinden farklı değildir! Salonu terkedenler de eleştirilen ufak azınlıktır, BM Genel Kurulu'nun ezici çoğunluğu salonda kalmıştır ama bu Habertürk TV için 3 düvel-i muazzama temsilcisi kadar önemli değildir! Yani Habertürk TV kamuoyunu yanıltıyor, gerçekleri gözlerden saklıyor, çarpıtıyor.

HABERTÜRK KADDAFİ'NİN KONUŞMASINI NASIL HABERLEŞTİRİYOR?

Habertürk TV Kaddafi'nin BM Genel Kurul konuşmasını da çarpıtarak ve Libya devlet başkanını güya küçük düşürmeye çalışarak veriyor. Haberle ilgili ekrana yansıyan tek ayrıntı, "Kaddafi'nin BM kürsüsünü işgal ettiği!" biçimindedir. 95 dakika konuşma yaptığı için Kaddafi işgalci ilan ediliyor. Kim söylüyor? Komşu Irak'ı işgal eden ABD'nin devlet başkanları işgalci Bush ve işgalci Obama'nın kaşı seğirse dakikalarca bundan sözeden, bu işgalcinin şahı zevat Türkiye'yi ziyaret ettiklerinde, nefes nefese naklen yayın yapan, ağızlarından çıkan her sözü "hikmet-i hüda" gibi ekrana yansıtan Habertürk TV!

Kaddafi konuşmasında, örneğin diyor ki, Araplar ve Yahudiler düşman değildir, kardeş çocuklarıdır, Yahudilere esas düşman olan onları yüzyıllarca defalarca katliama uğratan Avrupa devletleridir! Habertürk TV'de habere dair bu tür ayrıntıları ara ki bulasın! Demek kimmiş gerçek anti-semitik?

Siyonizm ırkçılıktır! Siyonizmin ırkçı ve yayılmacı siyaseti, BM Genel Kurul kararlarıyla defalarca kınanmış ve mahkum edilmiştir. Bunu söyleyenler değil, bunu söyleyenleri kınayanlar, insanlık tarihinin en büyük soykırım suçlarını işleyenlerdir!

Habertürk TV'nin bu iki haberde sergilediği tutum, haberle ilgili gerçekleri gizlemek ve çarpıtmaktan başka bir şey değildir! O halde sormak gerekiyor: Reklamlar arasına serpiştirdiğiniz donuk zekalı haber programlarınızı ve rengi atmış çarpık ve yalan haberlerinizi, boyalı gazeteleriniz ve bir örnek konuşan robot sunucularınızla mı renklendireceğinizi sanıyorsunuz?

Neden yapıyorsunuz? Siz hangi davanın misyonerisiniz?

GHA YAYIN KURULU

19 Eylül 2009 Cumartesi

SORUNLARA YAKLAŞIM ANAHTARI

DOĞRU SORULARI SORMANIN ÖNEMİ

Bir sorunun nasıl ve kimin için hangi kapsamı tarif eder biçimde ele alındığı, ancak doğru soruları sorarak anlaşılabilir.

İki örnek: Kürt Sorunu ve Kıdem Tazminatı Sorunu

Doğru sorular: Kürt Sorunu ve Kıdem Tazminatı Sorunu, kimin sorunudur? İlki Kürtlerin değil, ikincisi işçi sınıfının değil. Şu halde bu iki konuyu kimin sorunu olduğu açısından ele alırsak, doğru kavrayabiliriz. Bu iki sorun, yerleşik düzenin, egemen türk burjuvazisinin sorunudur. İlkinde kapsam Kürt halkının Türk egemenliği altında artık yönetilememesi, asimile edilememesi, ulusal baskının ve askeri-polisiye terör politikasının yetersiz kalmasıdır. İkincisinde kapsam, kıdem tazminatı hakkının sermayedar sınıfın işçileri kolayca işten atabilme “özgürlüğünü” kısıtlamasıdır.

Her iki sorun da burjuvazinin sorunudur. İlki Kürt halkı için, ikincisi işçi sınıfı için sorun değildir.

Kürt halkının kendi geleceğini özgürce belirleme hakkı ve isteği, ulusal baskı ve asimilasyondan kurtulmuş özgür bir yaşam sürme hakkı ve isteği, elbette Kürt halkı için sorun değildir.

Kıdem tazminatı hakkı, işçi sınıfı için sorun değildir. İşten çıkarılmanın ve işsizliğin belirli toplumsal yasal kurallarla kısıtlanması ve işçilerin işsizliğe karşı sermayedar sınıfın keyfi tasarruf ve yaptırımlarına karşı korunma hakkı ve isteği, elbette işçi sınıfı için sorun değildir.

Şu halde, bu iki sorunu tanımlarken ve kapsamını analiz ederken, sorunun kim için neden sorun olduğunu sormakla işe başlamalıyız. Soruna yanıt ve çözüm önerilerinin tartışılması ondan sonra anlam kazanır. Doğru soruyu sormakla işe başlarsak, Kürt Sorununda MHP’nin “tanıma ilişkin itirazı”, veya başka milliyetçi mihrakların kürt halkının geleceğini belirleme hak ve isteği dışında binbir başka meseleyle (kalkınma, yoksulluk, kültürel gerilik, cehalet, su, petrol, PKK, emperyalist politika ve planlar vs.) girift biçimde sorunu karıştırarak bulandırma girişimleri anlaşılabilir. Doğru soruyu sormakla işe başlarsak, kıdem tazminatı hakkının neden burjuva özneler ve sarı sendikacılar tarafından bütçe ve sosyal güvenlik yasalarında değişiklik gündemleri içinde gargaraya getirilerek tartışılıp gasbedilmesi yolunun açılması istendiği anlaşılabilir.

Kürt sorununda MHP’nin “dağa çıkarız” tehdidi ve sorunu inkar ve reddetme ısrarı, bütün burjuva politik aktörlerin ve emperyalizmin olası bir iç savaş ve katliam tehdidini eksik bırakmayan ve kürt halkına kendi geleceğini belirleme hakkını tanımayı reddeden politikalar konusunda oybirliği ve mutabakat halinde olmaları dikkat çekicidir.

Kıdem tazminatı sorununu dile getirerek bu hakkı gasbetmek isteyen burjuvazinin bir genel grevle göğüslenmesi için hazırlanmayan sendikalar, sendikacılar, burjuva politikacıları ve büyük sermaye medyasındaki satılmış kalemler, konuyu es geçen veya lafla geçiştiren herkes, olacaklardan sorumludur.

Kürt halkı açısından nasıl Kürt olmak sorun değil hak ise, halk olarak ulusal kimliğinin ve geleceğini belirleme özgürlüğünün tanınmasından vazgeçilemezse, Kıdem Tazminatı da işçi sınıfı açısından sorun değildir, kazanılmış bir toplumsal haktır, işsizliğe karşı toplumsal korunma sağlayan bütün haklar gibi meşrudur, korunmalı ve genişletilmelidir.

Politik sorunlar konusunda doğru tutum belirlemenin ön koşulu, doğru soruları sormaktır.

9 Eylül 2009 Çarşamba

ÖNCEDEN DUYURULMUŞ BİR FELAKETİN ÖYKÜSÜ


İSTANBUL'DA CAN PAZARI: 24 İŞÇİNİN KATİLİ SEL Mİ?

İstanbul'da bugün yaşanan sel felaketinin sonucunda 24 işçi can verdi, çok sayıda işyeri ve ev sular altında kaldı.

Olan bitenleri sabah işbaşı yaptığım tekstil fabrikasının çatısından izledim, birinci elden tanıklık ettim. Akşam iş çıkışı bölge halkının yaşadıklarına ve tepkilerine tanık oldum. Tanıklığımı, izlenimlerimi ve değerlendirmelerimi kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

Yaşanan olayı bazı sorular sorarak ve sorulara cevap vermeye çalışarak aktaracağım.

DOĞAL FELAKET Mİ TOPLUMSAL FELAKET Mİ?

Belediye başkanı, vali ve hükümet yetkilileri, sabahtan beri TV ekranlarında aynı iddiaları tekrarlayıp duruyor: Metrekareye düşen yağış miktarını örnek göstererek yaşanan olayın bir doğal afet olduğunu, yüzyılda bir görüleceğini, neden olduğunu bilmediklerini, önlenemeyeceğini, çaresiz olduklarını anlatıp duruyor. Başbakan taşan ve intikam alan dereden sözediyor. Vali yağmur bulutlarını suçluyor. Halk arasında, hatta çalıştığım işyerindeki işçiler arasında, olayı günahkarlara karşı Allah'ın gönderdiği bir ceza olarak gören ve gösterenler de yok değil!

Meteoroloji uzmanları, yağmurun ortalama bir miktarın üzerinde olmakla birlikte,olağan dışı gösterilemeyeceğini, bu tür yoğun ve fazla yağmurun zaman zaman bölgede görüldüğünü kabul ediyor. Ayrıca yoğun bir yağmur yağışının ve buna bağlı olarak sel tehlikesinin günler öncesinden tahmin edildiğini ve kamuoyuna açıklandığını hatırlatıyor.

Kent planlama, mimarlık ve mühendislik alanlarından uzmanlar, İstanbul'un rant yağmasına dayanan imar düzeninin bu tür felaketlere zemin hazırladığını yıllardır söylediklerini hatırlatıyor.

Sosyalist muhalefet, özel çıkarlar ve parasal kazanç eksenli bir hayat tarzına dayanan kapitalizmin, bu tür felaketleri sürekli davet ettiğini, son on yılda, 1999 Doğu Marmara ve Düzce depremlerinden bu yana, tren kazaları, uçak kazaları, deniz otobüsü ve metrobüs kazaları, patlayıcı madde üreten fabrikaların havaya uçması, iskelelerin batması, binaların çökmesi, seller, orman yangınları, tersane kazaları gibi felaketlerin sık sık yaşandığını, çok sayıda cana mal olduğunu, bunların hemen hiç birinin sorumlularının yargılanmadığını ve hesap vermediğini hatırlatıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan ise diyor ki, "Yüz yılda bir görülen bir felaket ile yüzyüzeyiz!" Ancak yaşanan son sel olayı, felaketin kendisi değil sonucudur. Yüzyılda bir görülen felaket AKP hükümetinin kendisidir!

Son 10 yıldır yaşanan ve bize hükümet yetkilileri tarafından nedeni bilinemez ve önü alınamaz birer olay gibi sunulan felaketlere bu bakış açısının egemenliği, felaketin kendisidir!

ÖLENLERİN ÇOĞU NEDEN İŞÇİ?

Bu tür felaketlerin hepsinde olduğu gibi, son sel felaketinde de ölenlerin neredeyse tamamına yakını işçiler ve yoksul emekçilerdir. Servis aracı olmaya uygun olmayan araçlarda işyerine taşınan, tehlikenin kapıda olduğu bilindiği halde tehlikeli bölgelerden tahliye edilmeleri için hiç bir önlem alınmayan işçilerin daha cenazeleri kalkmadan konuşan Belediye Başkanı ve Vali ise, "sorumluluk halkındır" iddiasıyla neredeyse ölenleri suçlamaktadır!

Davutpaşa'da havaya uçan havai fişek fabrikasında da ölenlerin çoğu işçilerdi, suçlananlar da onlar oldu. Olayla ilgili henüz bir dava bile açılmış değil. Demiryolu kazalarında da ölenler ve yaralananlar işçilerdi, yargılananlar makinistler oldu. Başımıza hangi felaket gelirse gelsin, yönetici hacıyatmazlar hesap vermekten kaçınıyor, sorumluluktan sıyrılıyor.

Yaklaşan sel felaketi günler öncesinden bildirildiği halde neden hükümet, valilik ve belediye kararıyla bölgedeki işyeri ve okulların tatil edilmesi ve tehlikeli bölgelerdeki nüfusun tahliyesi için önlem alınmadı? Vali veya bakanlar bize metrekare başına düşen yağışın kaç kilogram olduğunu, Asya'da veya Amerika'da bile bu felaketlere çare bulunamadığını anlatmak yerine, küresel ısınma üzerine maval okumayı bırakıp halkı korumak için hangi önlemleri aldıklarını alacaklarını anlatsınlar!

Dünyadan örnek almak gerekiyorsa, her sene çok sayıda (son yaşadığımız olayın on katı şiddetinde) tayfun felaketi yaşayan ve yüzbinlerce insanını örgütlü ve düzenli biçimde tehlike bölgelerinden tahliye etmeyi başaran, tek bir yurttaşının burnunu kanatmayan sosyalist Küba'yı incelesinler! Felaket ortamında herkesin yağma ve soyguna yöneldiği özel çıkarların ve özel mülkiyetin cehennemi ABD'yi değil!

YAĞMA OLAYLARI NEYİ GÖSTERİYOR?

1999 depremleri sırasında da yaşanmıştı, son olayda da görüldü, afet ortamında bazıları can derdine düşmüşken bazıları da leş kargalığı ve yağma peşine düşüyor!

Özel mülkiyet ideolojisinin ve hayatı özel çıkarlar peşinde koşma ilkesine göre kurmanın varacağı barbarlık ve vahşet düzeni işte tam da budur! Başbakan Erdoğan değil midir ikide bir "Krizi fırsata dönüştürmekten" sözeden? Göklere çıkardığı Turgut Özal değil midir "Benim vatandaşım işini bilir" diyen? Onların açtığı yoldan gidenler ve onlar gibileri destekleyenler, onlar gibilerle uzlaşanlar, onlar gibilere karşı çıkmayanlar, bugün içinde debelendiğimiz bataklığın, toplumsal çürümenin sorumlusu değil midir? Kızlarımız kardeşlerimiz eğer can veriyorsa bu sefil bataklığın içinde, onların yaydığı özel çıkar düşkünlüğünün, fırsatçılık uğruna yanımızdakinin omuzuna basıp yükselmeyi umanların, felaketin karşısında aciz ve kendine güvensiz kalanların, güçlüye biat etmeyi içine sindirenlerin kabahatidir! Kabahatin çoğu onlarındır!

NE YAPMALIYIZ?

Özel çıkarlar peşinde koşanlara secde etmekten vazgeçmeliyiz. Servet ve güç tekeline sahip olanların karşısında birlik olmalıyız, örgütlenmeliyiz. Ayağa kalkmalı ve suç sicilleri kabaran AKP hükümetinden hesap sormalıyız!

İkitelli Kom Fabrikası İşyeri Muhabiri

2 Eylül 2009 Çarşamba

İŞÇİ HABERLERİ BÜLTENİ (AĞUSTOS 2009)


• AKP hükümeti, memurlara dün yaptığı bir senelik yüzde 2+2'lik zam teklifini, yüzde 2.5+2.5'a yükseltti.
• Toplu görüşmelerin 7. turunda Memur-Sen yüzde 4+4'lük teklif yaptı.
• Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen), üniversite harçlarına zam kararının yürürlüğünün durdurulması ve iptali talebiyle Danıştay'da dava açtı.
• ATV-Sabah emekçilerinin her Cumartesi gerçekleştirdikleri yürüyüşleri sona erdi.
• KESK’e bağlı sendikaların üyeleri Bursa ve Kayseri’de hükümetin açıkladığı ücret zammını protesto etti.
• Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Nakliyat-İş Sendikası dünyaca ünlü borsa şirketi Ashmore’un Türkiye’deki ortaklarından İKEA’nın montaj ve nakliye işini yapan Ursus Mobilya Montaj Ve Loj. Hiz. Tic. Ltd. Şti.’de çalışan 150 üyesinin ücret ve kıdem tazminatlarının gaspedilmesini 28 Ağustos günü İstanbul Etiler’deki iş merkezinin önünde protesto etti.
• Genç Meclis, “Parasız Eğitim Mümkün Mü?” broşürünü tanıtmak üzere Taksim’den Galatasaray’a yürüyüş düzenledi. Genç Meclis üyelerine TKP’li öğrenciler de destek verdi.
• Sivas'ın Kangal ilçesi yakınlarında tarım işçilerinin içinde bulunduğu yolcu minibüsü ile TIR’ın çarpışması sonucu 4 işçi öldü, 11 işçi yaralandı.
• Kent A.Ş. işçileri İzmir'e gelen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı protesto etti.
• Zonguldak’ta Toplum Yararına Çalışma Projesi kapsamında, İl Özel İdare Müdürlüğü’ne bağlı birimlerde şoför ve yardımcı hizmetli olarak alınacak 25 kişilik geçici kadroya 1.159 kişi başvurunca, işçiler kurayla seçildi.
• Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde, özel bir firmaya ait kepçeyi kullanan 33 yaşındaki Selman Salma, hafriyat çalışması yapılırken devrilen aracın altında kalarak hayatını kaybetti.
• Kazakistan’da iş yapan Sembol İnşaat Şirketi’nde bir yıl çalışan işçiler, ücretleri ödenmeyince firma ofisinin bulunduğu Akmerkez önünde oturma eylemi yaptı. Yetkililerle görüşme talebi kabul edilmeyen işçilerden Ercan Gündoğdu, Akmerkez’in yanında bulunan inşaat iskelesine çıktı. Gündoğdu, iskelede “Sembol bir değil, bin geliriz. Kazakistan mağdurları” yazılı dövizler açarak sesini duyurmaya çalıştı. 5 saat süren eylemin ardından, firma ödenmeyen işçi ücretlerini ödeme sözü verdi.
• Alacaklarını alamayan işçiler, İkitelli’de kurulu bulunan Ayzi Moda Tekstil'i işgal etti. İstanbul İkitelli’de kurulu bulunan Ayzi Moda Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’de çalışan 75 işçi patronunun kriz bahanesiyle giriştiği hak gasplarına karşı başlattıkları direnişlerini sürdürüyorlar. Ocak ayından beri asgari geçim indirimi, fazla mesai ve üç aylık maaşları gaspedilen işçiler 28 Ağustos günü işyerindeki makinaların kaçırılma ihtimaline karşı Tekstil Sen ve diğer ilerici devrimci kurumların da desteğiyle hakları için işyerine kapandılar. Yaklaşık 30 Ayzi Moda işçisi 28 Ağustos gecesinden beri fabrika içinde ve önündeki bekleyişlerini sürdürüyordu. 29 Ağustos sabahı erken saatlerde fabrika önüne gelen sivil ve resmi polisler fabrika içine girmek istediler. İşçilerin işyerindeki makinaları kaçırdıklarını iddia eden polislerin içeriye girmesini engelleyen işçilerle polis arasında kısa bir gerginlik yaşandı.
• Ataması yapılmayan öğretmenler İzmir platformu önümüzdeki dönemde geliştirecekleri ve örecekleri mücadele hattına dair forum düzenledi. Forum 30 Ağustos günü Desem Mavi Salon'da gerçekleştirildi.
• Esenyurt’un ilçe olması ile birlikte Yakuplu ve Kıraç beldelerinden Esenyurt Belediyesinde çalışmak üzere görevlendirilen 140 çalışan arasında Belediye - İş Sendikasına üye olan sendikadan istifa etmedikleri için işten çıkartılan ve 14 gündür işlerine dönebilmek için direnen işçilere destek vermek amacıyla 29 Ağustos cumartesi günü Belediye- İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şubesi, siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin katıldığı bir basın açıklaması yapılırken açıklama öncesinde Esenyurt Cumhuriyet Meydanında bir araya gelinerek belediye binasına yürüyüş yapıldı.
• Hükümet ile Memur-Sen'in sözcülüğünü yaptığı kamu emekçileri sendikalarının toplu görüşme süreci 7. turunda tıkandı. Kamu işçileri ve emekçilerini temsil eden sendikalar, yaptıkları pazarlıklarda hükümete boyun eğdiler. Pazarlık sürecinde yapılan eylemler, sonuç vermediği gibi, ses de getirmedi.
• Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde bir tersanede meydana gelen iş kazasında bir işçi yaşamını yitirdi.
• Burdur'un Karamanlı ilçesinde bir mermer ocağında çalışan işçi, mermer blokun başına düşmesi sonucu yaşamını yitirdi.
• İzmir'in Torbalı İlçesine bağlı Yazıbaşı mahallesinde İzmir Belediyesi Su İşletmesi (İzsu) tarafından yüklenici firma Kayda İnşaat'a yaptırılan su şebekesi yenileme çalışmaları durdu. Burada çalışan 15 işçi 3 aydır maaş alamayınca açlık grevine başladılar.
• Deri-İş Sendikası, 44 işçinin yeniden işbaşı yapması ve sendikal hakların tanınması amacıyla yürütülen kampanyanın, Desa Deri ile varılan anlaşmayla sonuçlandığını bildirdi. Deri-İş anlaşma protokolünün şartlarını şöyle duyurdu: "Desa işvereni sendika karşıtı tutumundan vazgeçecek ve tüm işçilere sendika haklarının güvence altına alındığına dair yazılı bir belge dağıtacak; görüşmeler devam ederken 6 üyemize tekrar işbaşı yaptıran Desa işvereni, bu protokolle 6 üyemizi daha işbaşı yaptıracak; diğer işten çıkartılan işçileri de, kesilen siparişlerin geri dönmeye başlaması ile birlikte tekrar işe alacak; sendikamız ve uluslararası sendika temsilcileri ve Desa işverenin katılacağı, Desa’nın Sefaköy ve Düzce fabrikalarında çalışan işçilerle birlikte ortak toplantı düzenlenecek."
• Ankara-İstanbul yolcu treni Bozüyük yakınlarında kaza yaptı. Kazada tren işçilerinden ve yolcularından çok sayıda ölü ve yaralı var.
• KESK’e bağlı SES birçok kentte yaptığı basın açıklamalarıyla hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan ve tutuklanan yöneticileri Seher Tümer’in serbest bırakılması çağrısında bulundu. SES 27 Ağustos saat 12.30’da Ankara Adliyesi önünde yapılacak destek açıklamasına da katılma çağrısı yaptı.
• Kahramanmaraş'taki Afşin-Elbistan B Termik Santrali'nde 25 Ağustos gecesi, taşeron temizlik firmasının ihaleyi alamaması nedeniyle işlerinden çıkartılan temizlik işçileri işlerini geri almak için yaptıkları oturma eylemlerine devam ettiler. Yaklaşık 100 işçi aileleri ile birlikte santrale giden yolu kapatarak oturma eylemi yaptılar. İşçilere müdahale etmek için olay yerine gelen Afşin Jandarma Komutanlığına bağlı yaklaşık 400 asker ile işçiler arasında kısa süreli bir arbede yaşandı. Ancak işçiler eylemlerine devam etti. Temizlik işçilerinin eylemi nedeniyle termik santralde geceyarısı yapılması gereken vardiya değişimi bir süre yapılamadı.
• Türk-İş'in verilerine göre, Ekim 2008-Temmuz 2009 dönemindeki 10 ayda, ''ekonomik kriz" gerekçesiyle sendikalara üye 40 bin 755 işçi işten çıkarıldı, 44 bin 340 işçi de ücretsiz izne çıkarıldı.
• KESK’e bağlı sendikaların Ankara şubeleri, “toplu sözleşme yoksa grev var” sloganıyla toplu görüşmeye karşı 25 Ağstos'ta gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemi ile ilgili bir basın açıklaması yaptılar. BES ve SES kortejleri Yüksel Caddesi’nden Sakarya’da yürüyerek toplanırken, Kolej’den gelecek olan Tüm Bel-Sen kortejinin yürümesini polis engelledi. KESK üyeleri Sakarya’da yarım saat kadar bekleyerek bu durumu protesto ettiler. Bir süre sonra engel kaldırılarak Tüm Bel-Sen üyeleri de Sakarya’ya ulaştı. Toplu görüşmeye karşı toplu sözleşme ve grev hakkı talep eden sloganların atıldığı eylemde sık sık AKP karşıtı sloganlar da atıldı.
• Sakarya'dan dönen fındık işçilerini taşıyan minibüs Elazığ'ın Sivrice ilçesi yakınlarında devrildi, 18 işçi yaralandı.
• Sağlık emekçileri, İstanbul'da Çapa Tıp Fakültesi'nde 1 saat iş bıraktılar.
• Sağlık Bakanlığı Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi'nde çalıştırılan taşeron işçilerin maaşları ödenmiyor. Hastanenin temizlik işleri ihalesini yeni kazanan taşeron firmanın (Tuana) bu ayın maaşlarını yatırmak için başhekimlikten aldığı toplu parayla birlikte (360.000 TL) ortadan kaybolduğu iddia ediliyor.
• KESK’ bağlı sendikaların Ankara şubeleri, “toplu sözleşme yoksa grev var” sloganıyla toplu görüşmeye karşı bugün gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemi ile ilgili bir basın açıklaması yaptılar.
• Beş yıl boyunca kot taşlama işinde çalışmış olan Diyarbakırlı işçi İbrahim Güloğlu, üç sene önce hastalanınca döndüğü köyünde yaşamını yitirdi. Kot taşlama atölyelerinde çalışan işçilerin yakalandığı silikozis hastalığı, böylece Türkiye’deki 43. kurbanını almış oldu.
• İstanbul Üniversitesi’ne bağlı İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde, Çağ temizlik şirketine bağlı olarak çalışan temizlik işçileri dün ve bugün sabah çalıştıkları hastanelerin bahçelerinde toplanarak yaklaşık 1 saat iş bıraktılar.
• SES Bakırköy Şubesi, Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin boşaltılmasını, Ayaktan Tedavi Ünitesi-Acil Psikiyatri önünde gerçekleştirdiği basın açıklaması ile protesto etti.
• Asemat ve Asil Çelik grevlerinde 20 Ağustos günü eylem vardı. Asemat işçileri grev talepleri için eylem yaparken Asil Çelik'te sendika yöneticileri ve grevci işçiler fabrika önündeki eylemin ardından açlık grevine başladı.
• Eskişehir'de eylem yapan DİSK ve destek veren kurumlar İşsizlik Fonu'nun sermayeye aktarılmasına karşı çıktı.
• Zonguldak'ta tersane işçileri 5 aydır maaş alamadıkları için 20 Ağustos günü iş bıraktılar.
• DİSK, Asil Çelik işçilerinin açlık grevine destek vermek amacıyla 21 Ağustos günü Bursa'daydı.
• Esenyurt Belediyesi, Belediye-İş Sendikası üyesi 3 işçiyi işten attı. İşçiler direnişe başladı.
• Bursa'da KESK'li emekçiler 21 Ağustos akşamı toplu görüşme oyununu protesto etti.
• Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ile DİSK'e bağlı Sosyal-İş Sendikası arasında şubenin 9 çalışanını kapsayan bir TİS imzalandı.
• Atama krizinin yaşandığı ve aday öğretmenlerin açlık grevi yaptığı dönemde Mili Eğitim Bakanlığı, 15 bin öğretmen atanacağını açıkladı. Atanacak öğretmenlerin üçte ikisi sözleşmeli olacak.
• Tekirdağ'dan Mısır'a çimento taşıyan kuru yük gemisinde görevli 25 işçi, 6 aydır maaşları ödenmediği gerekçesiyle gemiyi Tekirdağ açıklarında demirledi. 1,5 aydır denizin ortasında mahkemenin vereceği kararı bekliyen mürettebat şirketi protesto etmeye devam ediyor. Çimento firması TRAÇİM, geminin teslim aldığı yükü zamanında ulaştırmadığı için 453 bin dolar zarara uğradığı gerekçesiyle Denizcilik İhtisas Mahkemesine başvurdu.Mahkeme, 15 gündür denizde demirli beklediğini tespit ettiği kuru yük gemisinin içindeki çimentonun yüksek nem oranından bozulmasını önlemek için çimentonun yüklendiği limana geri boşaltılmasına hükmetti. Liman Başkanlığı, kaptanın limana yanaşmayacağını belirtmesi üzerine, mahkemenin aldığı “İhtiyati tedbir” ve “Geminin seferden men edilmesi” kararını uygulamak üzere operasyon kararı aldı. Liman Başkanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Akport Liman İşletmesi A.Ş. ve davacı firmanın avukatlarından oluşan bir ekip, 3 gemiyle sabaha karşı Panama bandralı gemiye operasyon düzenledi. Mahkeme kararıyla seferden men edilen geminin açıkta demirlemesi sağlandı ve boşaltılan yük, başka bir kuru yük gemisine yüklenerek Mısır'a ulaştırıldı. Bultrader adlı geminin sahibi olduğu şirket tarafından gemideki mürettebatın geciken maaşlarının da tamamının ödendiği öğrenildi.
• İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kürt açılımı konusundaki görüşmeleri kapsamında DİSK'i ziyaret etti. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de sorunun sadece AKP'nin değil tüm Türkiye'nin sorunu olduğunun altını çizdi. Çelebi şunları söyledi: "Bu soruna hep beraber çözüm üretmek zorundayız. Devlete küsülmez, devlet bizim devletimiz, ülke bizim ülkemiz. Bu ülkede en çok bedel ödeyen örgüt olarak söylüyorum. Bu sorunun çözümüne herkesin katkı vermesi gerektiğini vurguluyorum. Geç kalınmış gibi ifade edilse bile atılacak her adımı, her damla gözyaşını engeleyecek çaba olarak görmeliyiz. Bazı partileri de anlamakta güçlük çekiyoruz. Burada direnmek yerine çözüme herkesin katkı vermesi gerekiyor," dedi.
• Sakarya Hendek, Yukarıçalıca köyündeki havai fişek fabrikasındaki patlamada 1 kişi öldü, 28 kişi yaralandı.
• Danıştay, kamuda sözleşmeli personel çalıştırılmasına dair kuralların, sözleşmeli personelin haklarını çağdaş koşullarda korumaktan uzak olduğu görüşünü açıkladı.
• Genç-Sen harç zamlarına karşı başlattığı eylemler %500'lük harç zammının geri çektirilmesinin ardından %8'lik zammın geri çektirilmesi hedefiyle sürüyor. Genç-Sen bu çerçevede 16 Ağustos Pazar günü saat 16.00'da, 6 ilde eş zamanlı olarak eylem gerçekleştirdi.
• TİS görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine 13 Ağustos günü başlayan ETİ Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş. 'de örgütlü olan Tek Gıda-İş Sendikası 2067 işçiyle beraber greve devam ediyor. Grev sürerken ETİ yönetimi grevin meşruiyetini zedelemek için grevi karalama kampanyası başlattı. Yerel basın üzerinden verdiği beyanlar ile asılsız iddialarda bulunan ETİ yönetimi, sendikanın ETİ'nin vermiş olduğu "olumlu" teklifleri reddettiğini ve greve çıktığını iddia etti.
• Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Mayıs'ta işsizlik oranı geçen yılın aynı dönemine göre 4.4 puanlık artışla yüzde 13.6 oldu. İşsizlik oranı Nisan'da yüzde 14.9, Mart'ta yüzde 15,8 düzeyinde bulunuyordu. İşsizlik 16.1'le tarihi rekor düzeye çıkmıştı.Mayıs'ta istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 387 bin kişi azalarak, 21 milyon 455 bin kişiye düştü. Bu dönemde tarım sektöründe çalışan sayısı 69 bin kişi artarken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 455 bin kişi azaldı.
• Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na(TPAO) ait Batman, Adıyaman, Ankara ve Trakya işyerlerinde işçiler 17 Ağustos'ta işyerlerini terk etmeme eylemi yapıyor. Eylem, sendika ile TPAO’yu temsil eden Kamu-İş Sendikası arasındaki TİS görüşmelerinin tıkanmasından dolayı gündeme getirildi. Eylemle, patron tarafının TİS sürecindeki tutumu protesto edilecek. Petrol-İş tarafından yapılan açıklamaya göre işyerini terk etmeme eyleminin ne kadar süreceği gelişmelere bağlı olacak netleştirilecek.
• Rize’de bir inşaatta çalışan Kürt işçiler, taşlı sopalı faşist bir saldırıya uğradı.
• Zonguldak’ta işsiz olması nedeniyle kalacak yer bulamayan bir kişinin, yaklaşık 3 aydır bir mağarada, ormandan topladığı yiyecekleri tüketerek hayatta kalma mücadelesi verdiği ortaya çıktı. 1997 yılında işlerinin kötü gitmesi nedeniyle iş yerini kapatmak zorunda kalan, ailesiyle kavga ederek memleketini terk eden 47 yaşındaki Turan Altundağ, Zonguldak’a gelip madenlerde çalıştığını, ancak iş bulamamaya başlayınca kaldığı otelden ayrılıp ormanlık alanda bir mağarada yaşamaya başladığını anlattı. Altundağ, hiç kimseye yardım için müracaat etmediğini, sadaka beklemediğini, tek isteğinin karnını doyurabilecek ve barınabilecek kadar kazanç sağlayabileceği bir iş olduğunu söyledi.
• Mahkeme kararıyla yasaklanmasına rağmen canlılığını koruyan ve devam eden diğer direniş ve grevlerden de destek gören ATV-Sabah grevcileri, her Cumartesi günü olduğu gibi 15 Ağustos akşamı bir kez daha Taksim'deydi.
• Genç-Sen'in harç zamlarına karşı başlattığı eylemler %500'lük harç zammının geri çektirilmesinin ardından %8'lik zammın geri çektirilmesi hedefiyle sürüyor.
• Aliağa'da 5 yıl aradan sonra başlayan ve üç gün sürecek olan Emek ve Barış Şenliği'ne yoğun ilgi gösteriliyor.
• İşsizlik Sigortası Kanunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Genel Kurul’da kabul edilen yasaya göre, belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan işçi ve işveren payı sigorta primleri ile Genel Sağlık Sigortası primi; kalan işsizlik ödeneği süresince İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak. Bu süre, başlangıçta belirlenen toplam hak sahipliği süresinden düşülecek. Bu kapsamdakiler için kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, yüzde 1 olarak uygulanacak. Söz konusu primlerin, İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılar için yasa uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) verilmesi ve prime esas alt kazanç sınırı ve prime esas kazanç arasındaki fark ile işsizlik sigortası primlerinin SGK'ya ödenmiş olması gerekecek. İşverenler, aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destekten yararlanamayacak. Bu düzenleme, kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmayacak. 2009 yılının Nisan ayına ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalı sayısına ilave olarak, 31 Aralık 2009 tarihine kadar işe alınan ve fiilen çalıştıranlar için, alt sınır üzerinden işveren prim hisseleri 6 ay süreyle İşsizlik Sigortası Fonu'ndan ödenecek. Bunun için işe başlama tarihinden önceki 3 ay içinde aynı işverende çalışmamış olma koşulu aranacak. Yasa, Güneydoğu Anadolu Projesi'ne (GAP) kaynak aktarılmasını da öngörüyor. 2009 yılına mahsus olmak üzere, İşsizlik Fonu'nun nema gelirlerinden dörtte üçü bütçeye gelir kaydedilecek.
• Doksanların sonundaki krizin ardından bir kaç bankayı hortumlayarak yurt dışına kaçan tekstilci Ahmet Aydın'ın bu kez de işçilerin parasını vermekten kaçtığı iddia ediliyor.
• Toplu görüşmelerin ilk oturumunda sendika temsilcilerine söz hakkı verilmemesi, temsilcilerin tepkisine neden oldu.
• KESK’in İstanbul ve Diyarbakır’dan başlattığı yürüyüş Ankara’da son bulacak.
• 2008 yılındaki 1 Mayıs kutlamalarını gaza boğan ve birçok emekçiyi yaralayan polisler için soruşturma izni çıkmadı.
• Gebze’de bulunan Bericap Kapak Sanayi Fabrikası’nda çalışan altı işçi sendikalı oldukları gerekçesi ile işten çıkarıldılar. 14 Ağustos'ta fabrikanın önünde konu ile ilgili basın açıklaması düzenlendi ve işten atmalar protesto edildi.
• İGDAŞ’ın taşeronluğunu yapan Beypınarlılar şirketinde çalışan doğalgaz sayaç okuma işçileri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
• Tuzla Tersanesi’nde faaliyet gösteren Anadolu adlı taşeron şirketin alt-taşeronu“Güven Raspa Boya” adlı firmada çalışırken elektrik çarpması sonucu ölen İrfan Uçkur’un 1.5 aylık çocuğunu hiç göremeden öldüğü ortaya çıktı. Uçkun’un eşinin doğum için memleketi Tokat’a gittiği ve 1,5 ay önce doğum yaptığı, ancak işçinin henüz oğlunu görmek için memlekete gidemediği belirtildi.
• İşsiz nüfus 5 milyonun üzerine çıkarken, gazetelerin kariyer sayfaları “kendini pazarlama”yı çare gibi sunmayı deniyor. Yoksulluk ve işsizliği kişisel sorunlar gibi gösterme girişimlerine dayanan pek çok yayında başarı ve zenginlik din ile ilişkilendiriliyor.
• KESK'in toplu iş sözleşmesi (TİS) talebiyle ve “TİS Yoksa Grev Var” sloganıyla iki ana koldan başlattığı yürüyüşünün İstanbul kolu Gebze'de polis barikatıyla karşılaştı. Polis, tazyikli su sıkarak ve yoğun gaz kullanarak emekçilere saldırdı. Saldırı sırasında Eğitim Sen genel başkanı Zübeyde Kılıç ile 5 kamu emekçisi yaralandı.
• ETİ Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de çalışan yaklaşık 2 bin işçi, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanmayınca greve çıktı.
• İGDAŞ’ın taşeronu olan Beypınarlılar şirketinde güvencesiz olarak çalıştırılan işçiler, patronun tutumu ile ilgili 14 Ağustos Cuma günü basın açıklaması yapacak.
• Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde görev yapan 8 sağlık çalışanına ''usulsüz müracaat veya şikayette bulundukları'' gerekçesiyle ''uyarı cezası'' verildi.
• Tüm İşçi Emeklileri Dul ve Yetimleri Derneği Genel Başkanı Satılmış Çalışkan, demokratik açılımdan sonra “emekliler” için de bir açılım yapılmasını istedi.
• Hükümetle kamu çalışanlarının temsil edildiği sendikalar arasında yapılacak toplu görüşmenin göstermelik olduğunu belirten KESK üyeleri yürüyüşlere başlıyor.
• Adana'nın Ceyhan ilçesindeki tarım fabrikasının tahıl ünitesindeki depoda meydana gelen patlamada, 6 işçi ağır şekilde yaralandı.
• Kocaeli’nin Körfez ilçesinin Yarımca’da kesiminde kurulu Gübre Fabrikaları T.A.Ş (Gübretaş)'da, greve saatler kala imzalar atıldı. 200 işçi adına, Petrol-İş Sendikası ile Gübretaş arasında imzalananan sözleşme gereği, yevmiyelere yüzde 8.7 oranında artış sağlandı. Sosyal haklardaki artış da aynı oranda oldu.
• Şanlıurfa'da 71 Yaşındaki Mehmet Yıldız, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından dağıtılan 150 TL'lik yardımı almak için beklediği kuyrukta kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.
• Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kocaeli Şubeler Platformu dönem sözcüsü ve Tüm Bel-Sen Şube Başkanı Erdal Karakuş bir basın toplantısı düzenleyerek 2002 yılından bu yana yapılan toplu görüşmelerin, iktidarın harcama disiplini politikalarına kılıf ayarlamaktan başka bir işe yaramadığını ifade etti.
• Kırklareli'nde Toplu Konut İdaresi konutları inşaatında çalışan, 1,5 yıldır ücretlerini alamadıkları için iş bırakma eylemi yapmaya hazırlanırken gözaltına alınan TOKİ işçileri serbest bırakıldıktan sonra oturma eylemi başlattılar. 8 işçi geceyi sokakta yatarak geçirdi.
• Ankara'da harç zammını protesto etmek isteyen Genç-Sen üyesi üniversite öğrencilerine polis cop ve gözyaşartıcı gaz bombasıyla müdahale etti.
• Kara Harp Okulu yemekhanesini işleten Alpler YEmek Fabrikası isimli taşeron firmanın sözleşmesi iptal edilince alacaklarını alamayan yemekhane işçileri, Yurtsever Cephe İşçi Birliği'nin desteğiyle açtıkları davayı kazandılar.
• Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası'nın (BATİS) 4. Olağan Genel Kurulu bugün Ördekli Kültür Merkezi'nde yapıldı. İşçi sınıfı mücadelesinde şehit düşünler için yapılan saygı duruşunun ardından BATİS Genel Başkanı Metin Burak'ın konuşmasıyla Genel kurul başladı. Burak, sermayenin özel istihdam büroları ve kıdem tazminatının kaldırılmasına dönük saldırılarına karşı mücadeleye çağırdığı konuşmasında sendikal mücadelenin önündeki engellere rağmen mücadele ettiklerini belirtti. 525 işyerinde 7500 işçinin BATİS’e üye olduğunu ve 342 işyerinde sigortalı çalışma, ücretlerin ödenmesi gibi temel hakları aldıklarını ifade etti. BATİS’in çalışmalarını anlattığı konuşmasının sonunda grevdeki Asil Çelik ve Asemat işçilerini selamlayan Burak geçen hafta fabrika önünde eylem yaparak haklarını alan Çelebi İplik işçilerini de selamladı.
• Üç günlük açlık grevlerini sona erdiren ataması yapılmayan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) yürüyerek, bakanlık önündeki ağaçlara siyah kurdele taktı.
• Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinden fındık hasadımak için Zonguldak'ın Alaplı İlçesi'ne gelen mevsimlik işçiler, sıcak altında günde 12 saat çalışmaları karşılığında kendilerine 18- 20 TL verilmesine tepki gösterdi. Kurdukları çadırlarda güç koşullarda yaşayan, çamaşırlarını leğenlerde yıkayan, sac üzerinde yufka ekmek yapıp, ateşte yemek pişiren işçiler, yevmiye ücretinin arttırılmasını istedi. 



• Belediye-İş Sendikası İzmir 6 No’lu Şube ile İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) şirketi olan İzbeton arasında 1125 işçiyi kapsayan TİS görüşmelerinde 78 maddeden 13’ünde anlaşma sağlanamadı. İBB, yevmiyeler dahil tüm parasal maddelere yıllık %7 zam dayatmasında bulunuyor. Ama sendika birinci altı ayda %18 ile %23 arasında zam talep ediyor. Bu koşullarda anlaşma olmadığı için alınan grev kararı 3 Ağustos 2009 tarihinde işyerine asıldı.
• Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu, 10 Ağustos günü İzmir'de yürüyüş gerçekleştirdi.
• Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 4-15 Kasım tarihinde düzenlenecek ''TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı'' hazırlık çalışmaları çerçevesinde, ''Özelleştirmenin Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Üzerindeki Etkileri'' paneli düzenledi. Ankara’da İMO Rüştü Özal toplantı salonunda gerçekleşen panelde konuşan EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yiğit, özelleştirmenin kapitalizmin krizine çare olarak getirildiğini ifade etti. Yiğit yaptığı konuşmada, özelleştirme sürecinin emek güçleri adına kaybedilmiş bir dava olduğunu kaydederken, özelleştirme ile birlikte kamunun bilgi birikiminin kaybolduğunu ve kamunun ekonomik uygulamalardan çekilmesinden dolayı mühendislerin kamuda iş yapamaz duruma geldiğine dikkat çekti. Yiğit, EMO olarak 1980'den sonra sadece özelleştirmelerle değil, yolsuzluklarla da mücadele ettiklerini belirtti.
• Hükümet, harç zamlarına yüzde 500’lere varan zamlar yapılması konusunda geri adım attı. 1. ve 2. öğretimde zam oranı yüzde 8 olarak belirlendi.
• Kırklareli'ndeki 456 konutlu TOKİ konutları inşaatında çalışan ve paralarını alamadıkları gerekçesi ile eylem hazırlığında oldukları iddia edilen 7 işçi, sabah saat 06.15'de şantiye alanına gelen çok sayıda polis tarafından yataklarında uyandırıldı ve daha sonra gözaltına alındı.
• THY yönetimi, havaalanları yer hizmetlerinin taşeronlaştırılmasının hızlandığı bugünlerde, yeni bir işçi kıyımı başlattı. İstanbul'daki 22 çalışanın "verimsizlik" iddiasıyla işten çıkarılmaya hazırlanıldığı, bu sayının önümüzdeki günlerde artabileceği öğrenildi.
• TBMM’nin, AKP tarafından yapılan olağanüstü toplantı çağrısı nedeniyle yarın (11 Ağustos Salı) Özel İstihdam Büroları ile ilgili yasa için çalışacak. Yasa'dan Özel İstihdam Büroları'na ilişkin bölüm çıkarılırken işsizlik sigortasına ilişkin önemli düzenlemeler gerçekleştirilmesi bekleniyor.
• İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleştirilen operasyonlarla gözaltına alınan ve tutuklu bulunan KESK ve KESK'e bağlı sendika yönetici ve üyelerine ilişkin iddianame tamamlandı. Savcı, KESK üyelerinin 'terör örgütü üyesi olmak' suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasını istiyor. Savcı ‘yurtsever’ hitabını 'örgüt hitabı' olarak gösteriyor. İddianamede telefon görüşmeleri delil olarak gösteriliyor.
• Türkiye'den, bu yılın ocak - temmuz döneminde ekmek parası için 20 bin 226 işçi daha yurtdışına gitti. Bu işçilerin 13 bin 567'ü genellikle müteahhitlik işlerinin alındığı komşu ülkelere yöneldi.
• Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) üyesi ATV-Sabah emekçileri, grevlerinin 177. gününde Cumartesi yürüyüşü için Taksim'deydiler. 25 gündür grevde olan Halkalı Kağıt işçilerinin de katıldığı eylemde, atılan sloganlarda ve basın metninde sınıf dayanışması vurgusu öne çıktı.
• Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu Galatasaray Lisesi'ne yürüdü.
• DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi yazılı bir açıklama yaparak, Güler Zere ve Erol Zavar'ın da aralarında bulunduğu tüm hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasını istedi.
• Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ziyaret ettiği Kırıkkale’de bir çiftçinin tepkisiyle karşılaştı. Çiftçi Veyis Kincal, çiftçinin zor durumda olduğunu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alımları gerçekleştirmediğini, tüccarın alımda ofisi geçtiğini ve mahsulünün hala tarlada bulunduğunu söyledi.
• Arızlı Irak Kızılayı konutlarında barınma haklarını korumak için mücadele eden depremzedeler, konutlardan birine taşınmak isteyen İl Emniyet Müdürü’nün eşyasını taşıyan kamyonun önünü kestiler.
• AKP hükümeti, GAP'tan sonra, karayolu yapımı için de İşsizlik Fonu'na başvurdu. İşsizlik Fonu'nda biriken 41.6 milyar liralık kaynağın önemli bir bölümü karayolu ve altyapı yatırımlarında kullanılacak.
• Bolu'da fındık işçilerini taşıyan minübüsün bariyerlere çarpması sonucu 15 kişi yaralandı.
• ODTÜ'de taşeron işçilerinin haklarına Rektörlük tarafından yapılan saldırıya karşı emekçiler ve öğrenciler tarafından 2 günlük yemekhane boykotu düzenlendi.
• Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, tarım işçilerini taşıyan traktörün şarampole devrilmesi sonucu, römorkta yolculuk yapan 20 işçi yaralandı.
• Direnişteki Kent AŞ işçilerine direnişin 100. gününde polis saldırdı. 7 Ağustos sabahı saat 6.00’da direniş yerine 300 metre ilerideki otobüs durağı çevresinde yığınak yapan 500 kadar çevik kuvvet polisi, TMŞ ve Asayiş Şube ekipleri eşliğinde direniş alanını çembere alarak kuşattılar. Bu sırada işçiler çöp konteynırlarını devirerek barikat kurmaya çalıştılar, ancak bu barikat etkisiz kaldı ve polis tüm işçi ve ailelerini çembere almayı başardı. Sendikanın hazırlıksız olduğu görüldü ve barikata şantiyedeki araçlar çıkarılırken herhangi bir yüklenme olmadı. Sendika burada izleyici durumunda kaldı. Cevat Durak’ın polis eşliğinde gönderdiği şoförler şantiyedeki birkaç kamyon hariç tüm araçları çıkardılar. Bir saatten fazla çemberde kalan işçiler tepkilerini alkışlarla ifade ettiler. Genel-İş 5 Nolu Şube Mali Sekreteri dışında direniş yerinde sendikacılardan kimse yoktu. Sendikanın hareketsizliği üzerine işçilerin yapabildiği tek hazırlık diğer direnişçilere de haber vererek şantiyeye çağırmak oldu.
• Direniş Platformu, bugün Halkalı Kağıt grevine destek ziyareti gerçekleştirdi. Ziyarette, Türk-İş'e bağlı Selüloz-İş Sendikası üyesi Halkalı Kağıt işçileri ile Direniş Platformu ve Halkalı Kağıt grev süreci üzerine sohbet edildi. İşçilere platformun parçası olmaları için çağrı yapıldı.
• Düzce'nin Gümüşova ilçesi Yıldıztepe köyünde dün yıldırım düşmesi sonucu yaralanan 2 fındık işçisinden 1'i hayatını kaybetti.
• Düzce'nin Yığılca ilçesinde fındık toplamaya giden köylülerin motoru yaklaşık 75 metre yükseklikten dereye uçtu. Kazada 1 işçi öldü, 9 işçi yaralandı.
• İstanbul Gaz Dağıtım Anonim Şirketi (İGDAŞ) bünyesinde 14 aydır faaliyet gösteren Beypınarlılar Limited adlı taşeron şirkette çalışan enerji işçilerinin Haziran-Temmuz 2009 ayı maaşları gaspedildi. İGDAŞ'la olan anlaşmasının bitmesine kısa bir süre kala doğalgaz sayaç okuma işinde çalışan işçilerin haklarını gaspetmeye yeltenen Beypınarlılar ve İGDAŞ'ı Çalışma Bölge Müdürlüğü'ne verdikleri dilekçeyle şikayet eden işçiler hafta başından itibaren iş bırakarak taşeron şirket ve İGDAŞ'la görüşmeler yapmaya başladılar.
• Urfa'dan Ordu'ya fındık toplamaya giden mevsimlik işçileri taşıyan minibüs, Elazığ'ın Maden ilçesinde devrildi, biri ağır 19 işçi yaralandı.
• Ordu'da fındık hasadının başlaması nedeniyle kente gelen mevsimlik Kürt işçiler yine valiliğin ayrımcı uygulamalarına maruz kalıyor. Önceki yıllarda Kürt işçilerin konaklamalarına izin vermeyen, bir kısmının kente girişini engelleyen valilik bu yıl aldığı kararla işçileri polis arama kontrol noktalarından geçirecek. Valiliğin kararı bir haftadır tartışılan "kürt açılımı"nın Kürt işçilerin hayatında herhangi bir değişikliğe yol açmayacağına da örnek teşkil ediyor.
• DİSK, Türk-İş ve Hak-İş ortak bir açıklama yaparak iktidar ve muhalefet partileriyle yürüttükleri temaslarda kiralık işçi yasasının “şu aşamada” Meclis gündemine yeniden gelmeyeceğinin kendilerine ifade edildiğini belirttiler.
• Üniversite harç ücretlerine karşı kurulan A.İ.B.Ü. Har(a)ç Karşıtı Platform’u dün üniversite rektörlüğüne “Haraç ödemeyeceğiz” diyerek yürüdüler. Harç zamlarına karşı eylemlerini sürdüren Bolu A.İ.B.Ü. öğrencilerinin kurduğu Har(a)ç Karşıtı Platform yaptığı basın açıklamasında “Üniversitelerde harç ücretlerine yapılması planlanan 1. öğretimlere %8, 2. öğretimlere %100-%500 arasındaki fahiş zamlar ve YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın ‘eğitim lüks bir ihtiyaçtır parası olmayan da okumasın’ sözleri ile birlikte geleceğimizden daha fazla kaygılanır hale geldik. Üniversitede har(a)ç ücretleri, ders kitapları, araç ve gereçleri ile ulaşım ve barınmaya ödenen ücretlerle birlikte ilköğretimden itibaren başlayan bu soygunla yoksul ailelerin çocuklarına üniversite kapıları kapatılıyor. Krizin faturası bize ödetilmek isteniyor” dedi.
• Belediye-İş Sendikası CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden İzbeton'da toplu sözleşme görüşmelerinden 140 gündür sonuç alınamaması üzerine 1125 işçi adına grev kararı aldı.
• Emekli-Sen Kocaeli Şubesi’nin açlık grevi eylemi başlatan üyeleri, maaş zamlarını protesto için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a posta ile temsili 10 TL gönderdi.
• Seyhan Belediyesi işçileri, 4 Ağustos günü işe geri alınma talebiyle bir eylem gerçekleştirdiler.
• Direnişteki Sinter Metal işçileri Taksim tramvay durağından Galatasaray'a yürüdü.
• DİSK’e bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası İstanbul 2 No’lu Şube’ye yaklaşık 1 yıl önce üye olan ve toplu sözleşmenin imzalanmasıyla sendikal örgütlenme sürecini başarıyla tamamlayan Surtel Kablo işçileri BMİS’ten istifa ederek Türk Metal sendikasına üye oldu.
• YÖK’ün yaklaşık 200 bin işsiz öğretmen adayı varken açıköğretim mezunlarına da öğretmenlik yolunu açması öğretmen adaylarını zor durumda bıraktı. Öğretmen adayları 5-7 Ağustos arasında 3 gün Ankara’da açlık grevi yapma kararı aldı.
• Hükümetin, maaşlarına yaptığı 5 ve 10 TL'lik zamları protesto eden Emekli-Sen Kocaeli Şubesi üyeleri açlık grevine başladı. Grev dönüşümlü olarak 3 gün sürecek.
• Bir yıl önce Türk-İş'e bağlı Liman-İş sendikasında sendikalaştıkları için işten atılan liman işçileri işe iade davalarını kazandı. İşveren davaları temyiz etti fakat temyizden de iki ay gibi kısa sürede davalar işçilerin lehine sonuçlandı.
• Sinter Metal işçileri bugün görülen işe iade davasının ardından fabrika önüne gelerek eylem yaptılar.
• İzmir'de direnişlerini sürdüren Kent A.Ş işçilerine dönük polis saldırısı basın açıklamasıyla protesto edildi.
• Lüleburgaz’da 3 aydır maaşlarını alamayan inşaat işçileri, inşaat halindeki binaların çatısına çıkarak eylem yaptı. İşçilerin eylemi üzerine Emniyet ekipleri olay yerine geldi. İlçe Emniyet Müdürü Emir Bilget, işçilere yaptıklarının suç olduğunu söyleyerek eylemi bitirmelerini istedi. İşçiler 10 gün önce de AKP ilçe binasına yürümek istemiş fakat polis tarafından engellenmişlerdi.
• Belediye-İş Sendikası Eğitim ve Basın Yayın Genel Sekreteri Bayram Özkan, Türk-İş’in ‘’işçi sınıfına ihanet’’ içinde olduğunu söyleyip olağanüstü kongre çağrısı yaptı.
• 1999 yılındaki Marmara depreminin ardından dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin tarafından hibe edilen 10 milyon dolarlık destekle yapılan konutlarda barınan depremzedelerin İzmit’in Arızlı köyündeki Irak Kızılayı Konutları’nı boşaltmaları istendiği için barınma hakkı talebiyle başlattığı direniş kent merkezine yayıldı.
• Bayramiç yolunda yapımı sürdürülen yeni Ezine Devlet Hastanesinin inşaatında sıva yapan 36 yaşındaki Salih Özden ve 23 yaşındaki Sinan Koran iskele demirinin kırılması sonucu 6. kattan düşerken, olay yerinde yaşamlarını yitirdiler.
• Sakarya 2. İş Mahkemesi, Goodyear Fabrikası tarafından işten çıkartılan ve DİSK Lastik-İş sendikası yönetimine muhalif işçilerin işe iadesi yönünde karar verdi. Mahkeme kararında işverenin kriz gerekçesinin haksızlığı ve Lastik-İş yönetiminin patronla işbirliği yaptığı belgelendi.
• Kocaeli 2. İş Mahkemesi, Pirelli Fabrikası'nda işten çıkarılan 7 işçinin çıkartılma gerekçesini haksız bularak işçilerin işe iadesi yönünde karar verdi.
• Kriz gerekçesiyle işçi çıkaran Bursa Oyak-Renault fabrikasında İş Mahkemesi dava açan işçilerin işe iadesi yönünde karar verdi. Renault kararı temyiz etti.
• Anadolu Isuzu yönetiminin 3 Ağustos 2009 Pazartesi gününden 10 Ağustos 2009 Pazartesi gününe kadar araç üretimine ara verilmesini kararlaştırdığı bildirildi.
• Aldıkları ücrete günlük seyyanen 5 TL zam isteyen ve bu istekleri işveren tarafından kabul edilmeyince greve çıkan Çelikler Alpagut Dodurga Linyit İşletmesi işçileri, ücretlere yapılan zammın ardından işbaşı yaptılar.
• Bursa’da Çelebi İplik A.Ş işçileri 4 aydır alamadıkları maaşları için 30 Temmuz günü iş bıraktılar. Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası (BATİS) dayanışmayı güçlendirme çağrısı yaptı.
• Ankara’da Sincan Emekli-Sen üyeleri emekli aylıklarına yapılan sefalet zammını gerçekleştirdikleri eylemle protesto ettiler.
• 2 Ağustos günü akşam saatlerinde Ankara Kızılay’da bir lokantada yemek yiyen Başbakan Tayyip Erdoğan, Öğrenci Kolektifleri üyesi üniversite öğrencilerinin harç zammı protestosuyla karşılaştı. Başbakan'ın korumaları öğrencilere saldırdı.
• Karşıyaka Belediyesi'ne ait Kent A.Ş'de çalışırken işten atılan 300 işçi, direnişlerini sürdürdükleri Örnekköy Şantiyesi'nde polisin saldırısına uğradı.Örnekköy Şantiyesi'nin önüne yığınak yapan Çevik Kuvvet ekipleri, işçileri bulundukları yerden uzaklaştırmak isteyince arbede yaşandı. Halen süren gerginliğe müdahale eden DİSK ve Genel-İş Sendikası yetkilileri, polisle görüşmeler yapıyor.
• Bursa'da Merkez Nilüfer İlçesi'ndeki bir inşaat firmasında çalışan inşaat işçileri 32 yaşındaki Yıldıray Kaya ile 34 yaşındaki Rıza Çilingir, kendilerine kimlik sordukları için tartıştıkları polisler tarafından dövüldüklerini iddia ederek Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
• Genç-Sen, 2 Ağustos günü Ankara’da Temsilciler Meclisi toplantısı gerçekleştirdi.
• İBB'nin 2006 yılında yeni bir düzenlemeyle açtığı Florya Plajı emekçilere kapatıldı.
• Seyhan Belediyesi işçileri 3 Ağustos'ta belediye binası önünde eylem yaptılar.
• Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) dün yaptığı açıklamayla "kıdem tazminatı"nı "Türk işvereninin ayağındaki pranga" olarak tanımlarken bu "engel”in kaldırılması gerektiğini söyledi.
• Dünya çapında örgütlü ve 25 milyon metal işçisini üst örgütü olan Uluslararası Metal İşçileri Federasyonu (IMF) ve Avrupa çapında örgütlü; 72 sendikanın üye olduğu 5,5 milyon üyesi bulunan Avrupa Metal İşçileri Federasyonu (EMF)’yi temsilen Tony Murphy (EMF Politika Danışmanı) Sinter Metal işçileri ile dayanışma amacıyla Türkiye’de bulunuyor. 380 işçinin yarın Üsküdar 3'üncü İş Mahkemesi'nden görülecek olan işe iade davasına dünya sendikalarının Sinter Metal işçileriyle dayanışma amacıyla kurdukları Uluslarararası Delegasyonu temsilen EMF Politika Danışmanı Tony Murphy ile DİSK Yönetim Kurulu da katılacak. Ayrıca, çeşitli sendikaların üyeleri, 5 Ağustos'ta saat 12:00'de Taksim Tramvay Durağı'nda buluşarak Galatasaray Lisesi'ne kadar yürüyecek ve işçilere destek verecekler.DİSK Genel Merkezi'nden yapılan açıklamayla işe iade davasına ve basın açıklamasına katılım çağrısı yapıldı.
• TCDD Genel Müdürlüğü ile Demiryol-İş arasında TCDD ve bağlı ortaklıklarında çalışan 13 bin 800 kadrolu ve 2 bin 500 mevsimlik işçiyi kapsayan 23. Dönem Toplu İş Sözleşmesi yarın imzalanacak. 1 Mart 2009-28 Şubat 2011 tarihlerini kapsayan 23. Dönem Toplu İş Sözleşmesi ile 1 Mart 2009 tarihinde aylık ücreti 1.100 TL'nin altında olan işçilere aylık 60 TL iyileştirme zammı yapılacak. TCDD Genel Müdürlüğü tarafından tören ile imzalanacağı duyurulan toplu iş sözleşmesi ile birinci 6 aylık dönemde yüzde 3, ikinci 6 aylık dönemde yüzde 5.5, üçüncü ve dördüncü 6 aylık dönemlerde ise yüzde 2.5 oranında ücret artışı sağlanıyor.
• Kütahya'da bulunan Dumlupınar Üniversitesi öğrencileri, harçlara yapılan zamları basın açıklaması ve oturma eylemi düzenleyerek protesto ettiler.
• Mersin'in Tarsus ilçesindeki Kadıncık Barajında elektrik direğindeki arızayı gidermek isteyen işçi İbrahim Sadan akıma kapılarak hayatını kaybetti.
• Grevleri İstanbul 2. İş Mahkemesi tarafından 17 Temmuz’da durdurulan ATV-Sabah grevcisi işçiler 1 Ağustos Cumartesi günü yeniden Taksim tramvay durağında buluşup, Galatasaray Lisesi’nin önüne yürüyerek basın açıklaması yaptı.
• İşe geri dönmek için 5 gündür direnişte olan TPAO Adıyaman Bölge Müdürlüğü işçilerinin mücadelesi sürüyor. 2007 yılında daimi işçi kadrosuna geçmek için açtıkları davadan dolayı işten atılan 20 TPAO işçisi, davayı kazanmalarına, kararın Yargıtay tarafından onanmasına rağmen işe alınmamıştı. İşçiler de bunun üzerine eşleri, çocukları, sendika, dernek ve siyasi partilerin katılımıyla yürüyüş gerçekleştirmiş ve TPAO önünde direniş çadırı kurmuştu. Direnişin beşinci gününde, aralarında İşsizler Derneği, GAP Görmeyenler Derneği, Umuda Yolculuk Derneği, Yaşam-Böbrek-Diyabet Derneği, KAMER, STGM Ankara Temsilcisi, Adıyaman Kalkınma Platformu’nun (AKALP) da bulunduğu çok sayıda kitle örgütünden destek geldi. İşçileri ziyaretlerinde alkışlarla karşılanan kurum temsilci ve başkanları, işçileri direniş boyunca destekleyeceklerini, işçilerin işlerine geri dönmeleri için yetkililerle görüşeceklerini ifade ettiler. Destekleyenler adına konuşma yapan Adıyaman İşsizler Derneği Başkanı İsmet Güneş, 20 işçinin işine geri dönebilmeleri için sadece kitle örgütlerinin desteğinin yetmeyeceğini, Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi’ndeki işletmelerde 250-300 TL ücretle çalışan işçilerin ve tüm TPAO işçilerinin de desteklemesi gerektiğini vurguladı. Adıyaman kamuoyundan direnişteki işçilere yeterli desteği vermelerini beklediklerini belirten Petrol-İş Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Eroğlu, direnişi başarıya ulaşana kadar sürdürmekte kararlı olduklarını bildirdi. Eroğlu önümüzdeki günlerde bildiri ve afişlerle direnişi halka duyuracaklarını anlattı.
• Davutpaşa'da yaşanan patlamada hayatını kaybeden ve yaralananların yakınları, geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi bu hafta da “adalet arayışlarını” gerçekleştirdikleri eylemle sürdürdüler. Taksim Tramvay Durağı'nda gerçekleştirilen eylemlerin 7. haftasında “Davutpaşa'yı unutmadık, unutturmayacağız!” pankartı açılırken patlamada yaşamını yitirenlerin resimleri ve “19 ay oldu sorumlular yargılanmıyorlar Adalet istiyoruz” dövizleri taşındı. Basın metnini, Davutpaşa katliamında yaşamını yitiren Lezgi Şimşek’in yeğeni Ercan Şimşek okudu. Şimşek’in yaptığı açıklamada, patlamanın üzerinden geçen 20 aya rağmen Ceza Davasının halen açılmadığı belirtilerek, “Artık yeter diyoruz! Adil yargılanma istemeye devam edeceğiz! Yetkililerin yetkilerini davayı sürüncemede bırakmak için kullanmasına izin vermeyeceğiz!” dedi.
• Seyhan Belediyesi, belediyenin yetki ve görev alanının daralması gerekçesiyle 750 işçiyi attı.
• Kocaeli Büyükşehir Belediyesi işçilerin sendika değiştirmeye zorlanmasına karşı mücadele eden Belediye-İş Sendikası, üye sayısını 2376’ya yükseltti. Belediye ve bağlı kuruluş İSU’da, işçilerin baskı ve tehditle Hizmet-İş Sendikası’na üye edilmek istenmelerine karşın direnen Belediye-İş Sendikası, 112 gündür “karada, denizde ve havadaki” eylemlerinin karşılığını, üye sayısının 2376’ya yükselmeyle gördü. Bir süre Hizmet-İş’e üye olarak kalan işçilerin önemli bölümünün geri dönmesi sonucu yetki alacak çoğunluğa ulaşan Belediye-İş, rakamı 3 Eylül’e kadar koruması halinde toplusözleşme masasına oturan sendika olacak.
• Kocaeli’nde oturma eylemi yapan Genç-Sen üyeleri, “harçları ödemeyeceğiz” dediler. Öğrenciler, topladıkları imzaları teslim etmeye gittiklerinde, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu’nun görüşme taleplerini reddettiğini de açıkladı. Genç-Sen üyeleri dört günde bin 281 imza topladı.
• Sağlık Bakanlığı Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi'nde çalıştırılan taşeron işçilerin maaşları ödenmiyor. Hastanenin temizlik işleri ihalesini yeni kazanan taşeron firmanın (Tuana) bu ayın maaşlarını yatırmak için başhekimlikten aldığı toplu parayla birlikte (360.000 TL) ortadan kaybolduğu iddia ediliyor.
• KESK’ bağlı sendikaların Ankara şubeleri, “toplu sözleşme yoksa grev var” sloganıyla toplu görüşmeye karşı bugün gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemi ile ilgili bir basın açıklaması yaptılar.
• Sağlık Bakanlığı Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi'nde çalıştırılan taşeron işçilerin maaşları ödenmiyor. Hastanenin temizlik işleri ihalesini yeni kazanan taşeron firmanın (Tuana) bu ayın maaşlarını yatırmak için başhekimlikten aldığı toplu parayla birlikte (360.000 TL) ortadan kaybolduğu iddia ediliyor.
• KESK’ bağlı sendikaların Ankara şubeleri, “toplu sözleşme yoksa grev var” sloganıyla toplu görüşmeye karşı bugün gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemi ile ilgili bir basın açıklaması yaptılar.
• KESK’ bağlı sendikaların Ankara şubeleri, “toplu sözleşme yoksa grev var” sloganıyla toplu görüşmeye karşı bugün gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemi ile ilgili bir basın açıklaması yaptılar.