1 Mayıs 2016 Pazar

GHA BİLDİRİSİ: 1 MAYIS 2016

1 MAYIS’IN BUGÜNKÜ ANLAMI VE KAPSAMI ÜZERİNE                   
1 Mayıs işçi sınıfının uluslararası birlik mücadele ve dayanışma günüdür. Dünya çapında ve Türkiye ölçeğinde işçi haklarına yönelik büyük saldırılar gündemdedir. Saldırılara karşı dünyada (son örnek Fransa) kitlesel protesto dalgası devam ediyor. Türkiye’de ise kıdem tazminatı hakkının gaspedilmesi, esnek çalışma ve kiralık işçi uygulaması dayatmaları, iş güvencesinin son kırıntılarının yok edilmesi yakın tehlikedir. Ücretlerin düşürülmesi ve sendikal hakların kullanılamaz hale getirilmesi yönündeki baskı, hükümet ve burjuvazi işbirliğiyle yürütülüyor. Türkiye işçi sınıfının tek tek işyerlerinde devam eden sendikal örgütlenme hakkı temelindeki eylemleri ise (son örnek Yeni Çeltek madencileri) bölünmüş ve birbirinden yalıtılmış bir zeminde cereyan ediyor. Halkı terörize eden savaş koşulları, polis şiddeti ve sağda solda patlatılan bombaların yarattığı iklim, 1 Mayıs’a giden süreçte işçi haklarının meydanlarda birleşik ve güçlü kitlesel gösterilerle seslendirilmesini zorlaştırıyor. 
İşçi sınıfının sendikal ve siyasal örgütleri, 1 Mayıs sürecini dağınık ve bölünmüş bir ortamda karşılıyor. İşçi sınıfını bugün felceden etkenler sadece hükümetin baskı ve şiddet politikasından, savaş koşullarından ve burjuvazinin topyekün saldırı tehdidinden ibaret değildir. İşçi sınıfının iradesinin kırılması ve bölünmesi, işçi sınıfına egemen olan burjuva ideolojisinin ve siyasetinin etkinliği ile doğrudan bağlantılıdır. İşçi ve emekçilerin kitlesel sendikal ve mesleki örgütlenmelerinin çoğunluğu işçi düşmanı gerici ideolojik ve siyasal zihniyetin denetimi altındadır, direnç gösterenleri ise aynı gerici zihniyetin tehdidi veya tesiri altındadır. Bütün iktidarı ele geçirme peşindeki saray otokrasisi, son direnç mevzilerini de teslim alma amacıyla hareket ediyor. Siyasal cephedeki dağınıklık ve bölünmüşlük, sendikal ve mesleki örgütlerde hüküm süren irade kırılmasını tamamlıyor.
Taksim tartışması ve 1 Mayıs’ın nerede nasıl gerçekleşeceği konusundaki kafa karışıklığı, tasvir edilen bu koşullarda gerçekleşiyor. İşte böyle bir ortamda, 3 yıl önce yani 2013'te 1 Mayıs için yapılmış ve bugün doğruluğu ve haklılığı çok daha geniş bir zeminde paylaşılmış ancak gerekleri henüz yeterince hayata geçirilmemiş değerlendirmemizi aşağıda bir defa daha değiştirmeden aynen yayınlıyoruz.
1 Mayıs’lar Türkiye’de sosyalist hareketin ve işçi sınıfının gündeminde her zaman toplumsal ve politik açıdan önemli günler oldu. Uluslararası hareketle birleşerek oradan güç devşirme, politik ve ideolojik kimlik beyanı üzerinden sosyalist kadroların ve etkiledikleri kitlelerin örgütlü irade etrafında konsolidasyonu, burjuva hükümetlerle ve devletle siyasal hesaplaşma, sınıf mücadelesinin gündemini kitlelere taşıma, sınıf mücadelesine sosyalist siyaseti aşılama, propaganda, devrim provası gibi nitelikler 1 Mayıs’lara yakıştırıldı.
Dünya çapında en büyük 1 Mayıs gösterilerinin yapıldığı merkezlerin başında İstanbul Taksim 1 Mayıs alanının gelmesi bu açıdan dikkat çekicidir. Sosyalist ve devrimci hareketimizin görünür politik ve toplumsal etkinlik düzeyini kat kat aşan, belki de gizilgücünü (potansiyel kapsamını) gösteren bu durum, Türkiye’nin emperyalist zincirin zayıf halkalarından biri olduğu ve devrimci durumun baş gösterebileceği ülkeler arasında ön sıralarda yer aldığı tezlerini doğrular gibidir.
Türkiye 1 Mayıs’larının gelenekselleşmiş özelliklerinden biri, İstanbul Taksim alanına egemen olma çabalarının her 1 Mayıs günü zirveye çıkmasıdır. Bu boşuna değildir, zira Taksim İstanbul’un hatta Türkiye’nin siyasal akropol (siyasal iktidarın simgesel zirvesi) haline dönüşmüş meydanıdır ve tarihte binlerce kez tanık olunmuş akropolü ele geçirme kavgası burjuvazinin devlet güçleriyle girişilen şiddetli bir mücadeleye sahne olan bu meydan çevresinde de 37 yıldır devam edegelmiştir. Taksim alanına egemen olma kavgası, alanın isminin 1 Mayıs Alanı olarak konulması dahil ideolojik ve siyasal bütün cephelerde sürmüştür.
Burjuvazinin farklı hükümetlerinin on yıllardır 1 Mayıs gösterileri karşısında kapıldığı telaş, yasaklamalar, baskı ve tutuklama kampanyaları, toplu katliam, polis şiddeti ve provokasyon denemeleri işe yaramamış, tersine her engelleme girişimi bir sonraki 1 Mayıs’ın daha büyük bir meydan okumaya dönüşmesini engelleyememiştir.
2010’lu yıllar itibarıyla varılan bugünkü aşamada, Taksim Meydanı “1 Mayıs Alanı” olarak işçi sınıfı hareketinin ve solun kazanımları hanesine yazılmış bulunuyor. Bu kazanımın 37 yıllık zorlu bir mücadele ve onlarca can fedası pahasına gerçekleştiği unutulmamalıdır.
Öte yandan, burjuvazinin siyasal egemenliği süregitmektedir. Bu tarihsel koşullardan hareketle yaklaşıldığında, 1 Mayıs’a ilişkin kazanımlarımızın gözleri karartmaması, bugünkü görevlerimize ilişkin tutarlı bir bakışa engel olmaması beklenir. Nitekim burjuvazinin siyasal egemenliğinin devam ettiği koşullarda ülkenin siyasal akropol simgesi meydanını bir günlüğüne ele geçirmiş olmamızın önemi olsa da, bu önem esasen akropolü fethetmenin kapsamı, kalıcılığı ve ülke çapındaki sınıf mücadelesinin nihai zaferine kadar yaygınlaştırılabilme niteliği tarafından belirlenecektir. Aksi takdirde burjuvazinin karşı saldırıya geçmek için duraksamayacağı, bütün fırsatları kullanacağı, her türlü yönteme başvuracağı bellidir.
Bırakalım bir günlüğüne Taksim Alanı’nı ele geçirmeyi, dünyanın üçte birinde sosyalizmin bayrağının muzaffer yükselişinin üzerinden daha 40 yıl geçmeden, sosyalist sistemin bile burjuvazinin uluslararası saldırısı karşısında nasıl tutunamayıp yıkıldığını ve ele geçirilen iktidar mevzilerini yitirdiğini unutmuş olamayız.
İşçi sınıfı hareketi ve örgütlü sosyalist siyasal güçler hem dünyada hem ülkemizde 37 yıl öncesine göre daha geriye düşmüş bulunmaktadır. Şu halde, bugünkü tarihsel koşullarda, 1 Mayıs’a ilişkin görevlerimizin anlamı ve kapsamı üzerine yeniden düşünmeye başlamamızın zamanıdır.
1 Mayıs 2013’de işçi sınıfı hareketinin ve devrimci sosyalist siyasal güçlerin yeni bir başlangıç yapması zorunludur. 38 yıl önce kitlesel toplantılarla ve mitinglerle başlatılan süreç 1 Mayıs Alanı olarak Taksim’in kazanılmasıyla son bulmuş olsa da bu kazanım işçi hareketinin gündemindeki ağır sorunların ve zorlu görevlerin üstünü örtmemelidir. İşçi hareketi bugün ağır bir saldırı altındadır. Üstelik bu saldırı halkın tamamını, ülkeyi ve bölgeyi hedef alan büyük bir emperyalist saldırıyla kolkola yürümektedir. Sendikaların tabanı ve örgütlü mücadele güçleri aşınmıştır, tavanları ise işçi düşmanlarının (ve en iyimser değerlendirmeyle işçi sınıfının akılsız titrek dostlarının) elindedir. İlerici yurtsever sol güçler, işçi sınıfı sosyalizmi, siyasal gücünden ve toplumsal etkisinden çok şey yitirmiştir. Bugünkü tarihsel koşullarda görev, işçi sınıfı hareketinin diri ve örgütlü odaklarına, mücadeleci işçi havzalarına güç vermek, işçi sınıfı hareketinin acil gündemine sahip çıkmak, ilerici yurtsever sol güçlerin ve işçi sınıfı sosyalizminin buralardan hareketle taş taş örülmesine öncülük etmektir.
1 Mayıs 2013’de yeni bir 1 Mayıs geleneğini başlatmak üzere kolları sıvama çağrısı yapmalıyız!
Kıdem tazminatı hakkının gasbedilmesine karşı, işsizliğe karşı, taşeron düzeninde çalıştırılmaya karşı, iş güvenliği için, çalışma saatlerinin kısaltılması için, sendikal örgütlenme hakkına sahip çıkmak için, emeklilik haklarımızın korunması ve geliştirilmesi için, işçi düşmanı–halk düşmanı–ülke düşmanı AKP hükümetinin acilen yıkılması için 1 Mayıs bayraklarımızı işçi havzalarından yükseltelim!
1 Mayıs geleneğini görev savma ve kolaycılık şampiyonlarının elinden kurtaralım!